…ne kaldı o akşamüstlerinden
ne vardı çantanda
eski pudra kutuları mı
kapağında hayallerin yarı karanlığı mı,
belki bir ruj, bir toka, bir kırık kurşunkalem
şarkını sakladığın o gizli güzellikler
açıp bakamadığım…
hiçbir şey kalmadı hiçbir şey kaldı
kopçaların mı açamadığım
mutluluğu hayale hayalleri rüyalara
bağlayan, rüyaların akşam karanlığında
yalnızlığı uzaklığa, uzakları karanlık
ovalarda sarı soluk ampullerin ışıklarına…
akşamüstü renkli kumlar
diyarından ne geçerse
gözlerinin ardının kırlarında çobanlar
artık neyi seçerse
dinledim unutuşu
ben gözlerinin ardından geldim
kırlar, kumrular, tren yolları
kahvelerde bir başıma aşkı düşündüm
borsalar filan kapanmıştı dünyada
‘ceylan’ dedim ‘… sen benim ince yanımsın’
soğuyan akşamlarda aşkı düşündüm
bilmem ki neydi ne vardı dedim
korucuların ateşleri mi
bezzazların göz yaşları mı
sılalar, turnalar… dinledim unutuşu
gel tut elimi ben gitmedim ben unutuşum
ben tozum o eskiden de yazdığın,
gel tut elimi sana verdiği
yumuşaklığı senden geri aldı
gel tut elimi ben gitmedim ben yok oluşum
caz saatleriyim eskiden de yazdığın
gel tut elimi… saklı acılar…
aşikâr şeyler için
… gel tut elimi, hiç kavuşmamak
ve müzik için
…aşk … iki kapılı bir evren…
ikisinin de rengi başka
gel tut elimi, kapıyı ben kapatmadan
unutulan müziği dinleyelim
Hakan Savlı
