anlamayınca beni sen,
kör bir taş tutar ellerimden
ve
sessizce ölür sana yazdığım birkaç dize.
duymayınca söylediklerimi (gök)yüzün
âmâ çocuklar derelerde yıkanır,
güneş yüzünü kavurur bir ekincinin,
eski bir ağıt yakar ölülerden bir kadın,
kırılır ismine yazılmış tüm abideler,
çocuklar kırkında dilsiz düşüp ölürler bir bir…
bilir misin?…
anlamayınca sen,
sürgüne düşer tebessümlerim,
divane bir sır bitirir kapkara geceleri…
şairleri bu felçli kentin
ısmarlama sevinçler taşır suratlarında,
silkelenirken balkonlardan sofralar
veremli tümceler düşer sokaklara…
sonra,
kalabalıklar çoğalır durmadan
ve
göçebe olup deliler
kuytulardan terk ederken bu kenti;
gönül yaram / anlamsızlığım
uçurumlarda son bulur…
anlaşılmak ister bütün nehirler
ve
anlaşılmayan nehirler
hep
dışına akar ülkelerin…
İbrahim Halil Baran