Yüzleştim Yüreğimle Ağlayarak

ağlama bebeğim
saat onikiyi vuracak
soldurma gözlerinde açan çiçekleri
bak sana bir nehirden beyaz köpükler sunayım
bu yüzden kalem ellerim kırılsın
susuz hazan yaprakları gibi
kış ellerimi üşütmedikten sonra
gövermesem de nice baharlar geçtim
ne domur domur filizler
ne erguvan çiçekleri açacak gövdemde
ağlama bebeğim mutlaka nisan gelecek

kirpiklerini bir yaz sayfasıyla sildin ve gittin
kan testisinden içsem de ansızın
gönlün mermerden bir sütun gördüm
adımı unuttum, gelesin diye
şehirler avuçlarımda kırıldı un-ufak
sokakların değiştirdim isimlerini
kırılmak şairlerin en ince yeri bilmeyerek
inanmadın mevsimlere cemreler bir düş’tü
tuttum, yüzleştirdim feleğimle nefsimi
ayrılık sana ağlamak bana düştü

sandım ki tarihler yazacak beni
unuttum ihanetlerin çetelesini
saçımın terini unuttu yastıklar
kavgalardan damıttığım eczaları
yüreğime gecelerin merhemi diye sürdüm
baktın mı tarihe yalan söylüyor
biz kim perdeler kim arkasında saklanan
geceler içimde biriken naraları sağalttı
düşlerimde kevser şarapları içirttiler
cerenler iç çekti su başlarında
kaybettim sesimi hınca hınç dolu
taşlara can verdim çocuk ellerinde
döküldü haritaya kan damla damla

ağlama bebeğim
düşleri kaybetmek belki savaş sebebi
belki çıldırmak kadar eski gelenek
anlamışsan yitirmenin bedelini
yaşamanın ne yaman bir iksir olduğunu
geçince mai hülyayla bir gençlik
zaman yamalı bohçanı öyle yamalar

sırtını dönme bana zaten ben vurulmuşum
saat oniki olsa geceye düşer yüzüm
her aşk bir mayin zaman tarlasında patlayan
ülkelerin sırrını hayatımla ödedim
dar ağaçlarını gördüm, karanlık mahzenleri
kuyularda kan suyu, çarmıhlar paslı çivi
bir şehrazat düşüyle sandım aklım karıştı
senden kalan bir serap
içimde büyüttüğüm
bir güvercin uçurdum yüreğimi canandan
saat oniki oldu
ağlamak bana düştü

mayıs 2007

Müştehir Karakaya

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.