Dotmam

(Aşkın hikâyesi değildir ama aşka dair bir hikâyedir)

I.
isim konulmamış tedirginliklerdeyim,
Fırat’tan, Dicle’den
ve en son Nil’den ıslanmadan geçiyorum…
suskunum ve hep durgun…
gözlerim yuvalarından düşmüş gibi
tebessümlerim,
hep sürgünlerdeydi zaten…

II.
sığmıyorum işte bu kente,
ruhuma dar geliyor bu meydanlar, bu şehir…
ölümün güzelleştirilmiş adındayım,
aşktayım kaç üç yüz altmış beş gündür…
kırık bir surat taşıyorum usanmadan,
pamuk ırgatlarından çaldığım
çocuk ellerimde,
karanlık harflerle seni beklemekteyim…

III.
bu karanlığa,
senden çaldığım bir iki damla ronahi ile,
çöplüklerde
bulduğum bir parça ekmek ile
bir şeyler katmaktayım
ve
sen…
…….yoksun…

IV.
ax lê de were dotmam…

geceye bulaşmıştır saçlarım
her ak düşende
gün doğdu sanıyorlar
ve sen gelmedikçe hep aldanacaklar…

V.
içime bir şair düştü gözlerinden,
mısralara sığınıyorum her gece,
kötürüm bir kadınla sevişir gibi
kambur tutuyorum ruhumu,
bir tutam tüy koparıp yüzümden
mürekkebime düşürüyorum…
her aktıkça vebalı kalemim,
her deşildikçe verem sayfalar
yutkunuyorum acılarımı
ki dotmam,
gelinciklerin sırt çevirdiği bu adam,
her gün mezar taşlarına
senin için ölülerden emanet şiirler biriktiriyor…

VI.
üşüyorum,
erirken bütün buzullar
ve
yanarken yüreğim,
göremediğim için ellerini;
üşüyorum…

VII.
geceler boğazladı beni,
kaldırımlara düştü
acıyla kefenlediğin bu kemik yığını
paslı bakışlar,
yürüyen ayaklar ve elbiseler kesti yolumu.
cebimde
sana yazılmış aşk yemincikleri buldular
çarmıha gerdiler İsa misali,
nefretinden tohumlar ektiler bedenime,
avuçlarımdan bir damla kan akınca
bu şiir defterleri düştü yere…

VIII.
bitip tükenme vakti miydi bu çocuk için,
terlemeden ağarmış bıyıklar,
şakaklara düşen kuyruklu yıldızlar
ne sunacak bu ateşe?
sessiz telefonlarda ömür tüketmek mi
düşmeliydi payıma…
parmak izlerime
adını yazmak mı olmalıydı ilk gençliğim…
döktüğüm dişlerimi
kitapçılara satmak,
kirpiklerimi buket yapıp yoluna serpmek,
çamurlara bulaşmak mı olmalıydı yaşayacaklarım…

IX.
herhangi bir kelimede tükeneceğim işte,
dayanamam bu acıya…
daha söyleyemem hiçbir şey.
dizlerimin çözüldüğünü,
bir sokakta dilendiğimi,
en büyük sadakanın
iki satır şiir olduğunu,
kötürüm kadından
kambur ruhumun artakaldığını anlatamam
acıya düşmeni,
bir şair olmanı isteyemem…
ama yeter ki sesin düşsün geceme,
ellerin dokunsun duvarlarıma
-ki ben dokunurum izlerine-
yeter ki yudumla
bu tek dudak dokunuşlu çay bardağından…
yeter ki anla…

XI.
son saniyelerimi oynuyorum bu aşkın,
sen gelmezsen,
kuruyacak avuçlarımda bütün günebakanlar,
kuruyacak geceye ektiğim dut ağaçlarım…
sen gelmezsen,
sürü sürü
ılgar atlar getirecek sana ölüm haberimi…
mirasım bir kitap,
bedenim birkaç şiir olacak.
gelincikler morgundan alacaklar cesedimi…

XII.
gelmedin işte…,
saklan şimdi dört katlı harabene
atlar geliyor
ılgar atlar getiriyor sana ölüm haberimi…
….

“bu şiir,
gecenin mürekkebiyle
herhangi bir zamanda herhangi bir denize yazıldı…
ay göründü ve deniz kabardı,
yıllar sonra mürekkep
yazılanlardan utanmadan
sadece dağıldı…
kül rengi sayfalara düştüm sonra,
gece onları yaktığımda,
uçurum diplerinde ayyaşlar
parçalanmış cesedimin gözleri önünde
taşları öpüyordu,
sevgili uykudaydı ve ben çıldırmıştım zaten…
sonra,
diriltince beni acılarım
mum alevlerine yazdım her şeyi
ve bir gün
son kelebek olup yandım o ateşte…
‘dotmam’ adını verdiğim sevgili
gelmedi hiçbir zaman.
şairler ondan rivayetler söylediyse de
onu gören, elini tutan,
gözlerinin rengini bilen olmadı asla…
yasını tuttuğum siyahlarım,
kambur gecelerin hatırına;
sığındığım gelincikler
kör olmamı fırsat bilerek sordu bir gün:
‘dotmam var mıydı?’ diye…
kaçak çay içtiğim,
lekeli mektupları okuduğum bir gün
ben de sordum bu soruyu…
‘var mıydı(m), yok muydu(m) bilemiyorum’…
acıdan başka hiçbir şey hatırlamıyorum çünkü…
var ise(m) biliyor(um)dur kendisini,
yok ise(m), onun yokluğu,
ihanetidir kalbime sapladığım hançerin
çünkü abartılı ölümler yaşıyorum şimdi
ve
mısralar tanıktır elbet
ne kendimdeyim ne de kendimdenim…
öyle ki
bu şiir en son
kaybolmasın diye bir kitaba yazıldı…”

İbrahim Halil Baran

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.