Yalnızca Sabahleyin Duyulan Güç

Buraya kadardı dostum
güçlüklerle dolu yolumuz.
Anlaşılır bir dil var artık, gerektiğinde
her şeyi açık edecek.

Kalplerimizi birbirine bağlayan cansız iplik koptu,
ellerimizi birbirine çeken sıcaklık soğudu,
bıraktığımız yerde bulamıyoruz açık havayı,
karşı tepede hızla gözden kaybolan esenlik,
sırlarımızı altın gibi parlayan uzaklara götürdü.

Sırlarımızla aramızda tanıdık bir mesafe oldu,
dilerim kanlarımızla dolmaz bu ayrılık.
Parlamaz başka hiçbir özelliği olmayan kanımız
 yakıcı güneşin altında.
Parlamaz başka hiçbir özelliği olmayan kanımız
 dondurucu soğuğun altında.

Yalnızca sabahleyin duyulan güç
yeterli oluyor konuşmaya,
aydınlığa benziyor ama tam aydınlık değil
sıcaklığa benziyor ama tam sıcaklık değil
mutluluğa benziyor ama tam mutluluk değil.

Biz ne yapacağız bundan böyle
sürekli ve karşılıklı geçip gittiğimiz.

Buraya kadar gelebildik.
Bu yeni havayı bulduk. Açtık
ağrıyan göğsümüzü
biraz olsun iyileşelim, diye

Bir şey yok!
Yok bir şey!

Ne çabuk etkisi altına giriyoruz sözlerin,
biz onları ilk defa duyuyoruz.
Ne çabuk etkisi altına giriyoruz korkunun
biz korkuyu ilk defa duyuyoruz.

Bacasından ince bir duman yükselen, yakındaki
evin penceresinden bakıyoruz. Akşam,
aşağıda,
çamların arasına gömülmüş yoldan
günbatımına doğru gidiyor.

Muzaffer Kale

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.