ÖLÜME DİRİME VE AŞKA DAİR

I

Hatırasız bir aşk yaşayacağım seninle
ey ölüm, ne adını sayıkladığım kızlar
koşarak gelecek yanıma, ne kalbimi
üşüten kahkahalar olacak kulaklarımda.

Sen olup biteni fısıldarken usulca
bin bir kanadından birine tutunup
sonsuzluğa uçacağım sonra, yani aşka.

Yaa dünya derken ihtiyarlar
içten bir gülümseyişle karşılayacağım seni
muhtemelen o güzel kadın, yani kadınım
en çerkes sesiyle haykıracak, bir aralık
sabahının erken düşen çiğlerine
elâ bir pırıltı bırakarak, gözyaşlarıyla
yaşarken
dans ettiğimi bilmeyen ahali
dualarla uğurlarken beni
bir sevinç anını paylaşacağım seninle
ey ölüm, fotoğrafın banyosunu
fanilerin göremediği

devr-i daim konuşmalarla
avunacak çocuklarım
benden geriye kalan
üç-beş şiirle de, belki!

ÖLÜME DİRİME VE AŞKA DAİR

II

‘Beni iki kere kurşunladılar’
üçüncüden ne korkarım
uçunca üçüncü kuş kafesten
bir uçmaklık yar kalır avcı olana
ölümde dirimde ve gitmelerde
sahih bir rüyaya gülümserken

Gerçi ben
hiç bir kuşa yetişemeden
vakitsiz kaybettim yenilgilerimi.
Yaşarken
kanatsız bir anka kuşuydum sanki
harabe bir başkentin üstünde süzülürken
ağzında tuttuğu zümrütü hep kendine düşüren

Sevgilim, ben
sır köprüsünden yalnız geçeceğim
arefe günü son nefesimi verirken
ah! bir bilsem, yarın
kimin yüzün öpüp kime yar diyeceğim.

Hüseyin Atlansoy