-babama ve amcama-
insan bir yorgunluktur sevgili babacığım
bunu sen söylemedin, kimseler söylemedi
bir sabah
bas ucumda kitaplar, masamda şiirlerim
gönlümde genç sevdaların haylaz kırgınlıkları
eldivenlerim içinde kımıldayan güllerle
ben yazdım hayatimin sağır duvarlarına.
ben yazdım
dikenli, uzun yollardan dolaştırdım özleri
binlerce dudak değmiş tılsımlı kelimeler
kul etti giysilerimi avucumdan dağıldı
sonra bir bahar geçti küflü kaldırımlardan
sahi, bir bahar miydi o yağız ergenliğim
kiralık pencerelerden gökyüzüne baktığım
içime konan serçeler, kitaplardaki efsun
balkonuma uzanan dal, sahi bir bahar miydi?
annem
sütten bir ikon gibi hayat damarlarımda
oğluna uzun bir ağıt olduğunu söylüyor
manasız buluyorum bütün ayinlerimi
gözlerimi afyon gibi içime çekiyorum
rahibeler görüyorum meryem güzelliğinde
ağır taş merdivenlerde baharı gözlüyorlar
bir kapı aralanıyor badem çiçeklerinden
küçük bir tufan alıyor çiçekleri, baharı
annem bir rüya oluyor, benimle konuşuyor.
bir ressam anlamayacak benim bildiklerimi
çünkü ben
gölgeleriyle oynayan büyümüş bir çocuğum
renklere kan veren damar benden alındı çünkü
gözlerime `çerçeveli` bir gözlük geçirildi
körelmiş bir hançerle kestim duygularımı
yemiş çaldım bahçelerden açlığım bastırınca
ürkütüp yalnızlığı `zeytin gözlü yar`çaldım.
bir irem hırsızıyım
sabık bir müntehirim sevgili babacığım
annemin bir meryem gibi sükunla emzirmesi
senin siyah saçlarımda defineler araman
gün geçtikçe ağırlaşan yorgunluğum içindi
aradım mevsimleri baharı bulamadım
-insan bir yorgunluktur sevgili babacığım-
bunu sen söylemedin
ben yazdım duvarlarıma külden avuçlarımla
kapandım yazılara
ellerini aradım.
Mehmet Aycı
