1.
bana bir ev yaptın
şimdi de yıkıyorsun yaptığın evi
ruhumun her yeri yıldız pencereleri
evim yok evim yok artık
evde bir ölü bekleyenim
çatım yok çatım yok artık
gövdemin çatısı gözlerim
cesedi nereye gömelim
incir ağacının altına derim bir daha dirilmesin
yazın sarsın kökleri ince bilekleri
nerde saç nerde kök bilinmesin
bir kesik süt gibi gece
içindeki taşı emzirsin
ve uzakta, mezarların orda
islıklarıyla mermerleri okuyan
akan heykel gibi bir yılan
ama üzmeyelim cesedi
kırmayalım ince belli
beyaz seslerle işlemeli
çay bardakları gibi
cesedi nereye gömelim
balkona derim, gelincik çiçeğinin
toprağını eşeleyelim
gelecek gece
bu sabah olmayacaksa
saman yoluna gömelim
görmeyelim ama yaşadığını bilelim
2.
cesedi nereye gömelim
daha ilk dakika ilk saniye
hele bak soğumuş mu iyice
hem insan kalbinde taşır
ardında sandığı cesetleri
cesedi nereye gömelim
saralım sevdiği müziklere
aryalara örtülere ilahilere
tan vaktini bir ekmek kırıntısı gibi
balkona taşıyan güvercinlere
gece bornozlara gündüz önlüklere
oturup düşünelim istersen önce
cesedi nereye gömelim
çarşaflara yatak örtülerine derim
ama istersen bir daha düşünelim
cesedi nereye gömelim
işin bu kadar mı acele
kaldı ki iyi kötü yaşar bir ceset de
pervazda bir çiçeğin açma sesinde
leylakta iskemlede bir gömleğin renginde
bir sokağın isminde bir yolculuk biletinde
jetonların turnikeye düşmesindeki sevinçte
koşarak çıkılan merdivende isim yazmayan zilde
kilise kelimesinde açılıp kapanan perdelerde
parfüm şişesinde ahşap örgü sepette
bir anahtarda kapı numarasında
çiçeklerle mızrakların tutuştuğu savaşta
3.
bana bir ev yaptın
şimdi de yıkıyorsun yaptığın evi
varsa katili parmak izi saç teli
bir kelimenin dönüşü olmayan sesi
rüyamda bir gök gördüm pazartesi
yıldız gibi saçılmıştı yıldız gibi
bir cinayetin izleri
cesedi nereye gömelim
bahçeye gömsek dolunay gecesi
karanlığın kanat sesleriyle girer mi içeri
gizli darbelerle çökertir mi temeli
ayıklar mı parmaklarıyla kökleri
küreyip alevini düşüncelerin
bir cidara çevirir mi yeri
fışkırır mı tekrar dal uçlarından
yağmur kokusundan biberiye sesinden
çözer mi dalgaların göğe çarpan dilini
metroyu niçin düşünmedim ki
yerin altı sürdürür belki bu sonsuz gidip gelişi
cesedi nereye gömelim
cesedi nereye gömelim
kızarmış peteğine mi akciğerin
raporların içine özetine arge verilerinin
fazin kararttığı yüzüne bankazedelerin
çapraz sorularına mı anketlerin
tarihçesine mi bazı kelimelerin
dolmakalem tüplerine enjektörüne mi iğnelerin
düğme iliklerine süzülüşüne mi tüllerin
arkasına mı sinema biletlerinin
kırık yerlerine mi karşılıklı sandalyelerin
izin versek de yaşayadursa bizimle
bir üçüncü kişi gibi kendi halinde
cesedi nereye gömelim
cesedi nereye gömelim
kaldırdığı tozun altına mı şu cümlenin
ey aşk
ölmedin ama diri değilsin içinde senelerin
Cevdet Karal