Senin yerinde olaydım, güzel çocuk, bilsen
Neler yapardım ben,
Neler yapardım o mübhem nazarlı gözlerle…
Senin yerinde olaydım o hüsn-i esmerle,
O tazelikle, o şûh
Edâ-yı hâr-ı şebâbmla, pür-harâret-i rûh,
Bütün gönülleri meshûr-i iştiyâkım eder,
Ve bî-sebeb muğber,
Uzaklaşırdım… O bî-çâre kalbler o zamân
Muhabbetimle, firakımla mübtehil, nâlân
Sönüp giderlerken
Durur gülerdim uzaktan, semâ-yı hüsnümden.
Senin yerinde olaydım, bütün şümûs-i garâm;
Zebûn u bî-aram,
Dönerdi titreşerek pîş-i iğtirarımda:
Senin yerinde olaydım, leb-i vekarımda
Ölür de bûselerim,
Huzûz-ı aşkına olmazdı kimsenin hadim.
Yazık değil mi fakat nazlı bir vücûd-ı melek
Sevilmeden ölmek?..
Senin yerinde olaydım, hayır, severdim ben;
Ve kendi hüsnümü başlardım önce sevmekten.
Bu rûh için bir hak
Biraz da kendini sevmek değil midir, yaşamak?.
Tevfik Fikret
