Her şeyi bırakabilirdim. Her şeyi, anında,
Kutno’ya veya Sieradz’a yerleşebilirdim sonbaharda.
Kutno’da veya Sieradz’da, Rawa’da veya Leczyca’da,
Giriş katında bir eve taşınabilirdim sakin bir sokakta.
Sıcak, dar, ama sevimli o evde.
Bol bol uyunur, sıklıkla içilirdi de.
Sabahları horozlar öterdi çitlerde,
Komşular aptallaşırlardı şiştikçe.
Kahveye gider, otururdum bir köşeye,
Dönmeyenin ardından ağlardım sessizce
Seninle bir kadeh şarap eşliğinde konuşabilirdim:
“Ne var canım? Ne oldu biriciğim?”
Sen gürültüden bunalmış, başkent özleminde misin?
Sıkılırdın burada, Kutno’da ya da Leczyca’da, ne dersin?
Hiçbir şey canım , hiçbir şey söylemezdin,
Sabaha kadar şöminedeki rüzgarı dinlerdin…
Ve derin, derin düşünürdün korkuyla ve özlemle
Burada ne arıyor acaba, bu Kutno’da ya da Leczyca’da diye.
Julian Tuwim