kavak ile…
söylediğimdir:
senden sonra göğe sürmedim ellerimi
değmedim karanlık örtüsüne zamanın
dibindeyim suların ve mağaraların
acıdan boğuluyorum ah sevgilim!
ah aşkım! sen bunu bilmiyorsun…
her yanı tutan suyu görmüyorsun.
elimi göğsüne koyuyorum ıslak değilsin
bense dibindeyim suların ve mağaraların…
değmedim karanlık örtüsüne zamanın
dibindeyim suların ve mağaraların
acıdan boğuluyorum ah sevgilim!
ah aşkım! sen bunu bilmiyorsun…
her yanı tutan suyu görmüyorsun.
elimi göğsüne koyuyorum ıslak değilsin
bense dibindeyim suların ve mağaraların…
kavak ağacının söylediğidir:
ardına bakmadan uzaklaştı sığırcık
dallarım boşluğa düşüyor işte
yer çekiyor, yer altı istiyor gövdemi
menendi yok bir kavak ağacıyım
gölgemi yok saysınlar yine de
güzün alnında vurduğum o damga…
dallarım boşluğa düşüyor işte
yer çekiyor, yer altı istiyor gövdemi
menendi yok bir kavak ağacıyım
gölgemi yok saysınlar yine de
güzün alnında vurduğum o damga…
söylediğimdir:
senden sonra kestim avludaki ağacı
dalları eğilmesin orada geçen günlere
çocuksu bir telaş benimki, ucu yırtılan yaşam…
bırakıyorum kendimi karmaşanın ortasına
tanıdık değil bu yangın, acıların çarpık yüzü
uzatılmış da bu avluya bırakılmış sanki
açıyorum peçesini, tuhaflık aynadaki ben!
ah! solgunluğun güzel kafiyesi…
dalları eğilmesin orada geçen günlere
çocuksu bir telaş benimki, ucu yırtılan yaşam…
bırakıyorum kendimi karmaşanın ortasına
tanıdık değil bu yangın, acıların çarpık yüzü
uzatılmış da bu avluya bırakılmış sanki
açıyorum peçesini, tuhaflık aynadaki ben!
ah! solgunluğun güzel kafiyesi…
kavak ağacının söylediğidir:
buradayım, içimden geçen bu gök de olmasa
bir gün vuracağım boylu boyunca kendimi,
fısıltılı sonbahar alıp götürmese yapraklarımı
akıtacağım kanımı yol üstlerine zul niyetine
yol da değişir yolcusunu sırtından atınca
atların sağrısında duruyor ağrıyan o ses
bir gün vuracağım boylu boyunca kendimi,
fısıltılı sonbahar alıp götürmese yapraklarımı
akıtacağım kanımı yol üstlerine zul niyetine
yol da değişir yolcusunu sırtından atınca
atların sağrısında duruyor ağrıyan o ses
söylediğimdir:
vurdum sonunda kendim diye o ağacı
kökleri yürümesin mağara içlerine sinsice
sarhoş sanıyordu sonbaharı, sığırcıkları
menendi yok bir kavak ağacı serildi avluya
elimi koydum köklerine ıslak değildi
atlı gelmedi at yok, yol boyu bekleyiş
çimenlere basmanın tatlı heyecanı yok
çürüdü içimde her şey zamanın sesiyle…
kökleri yürümesin mağara içlerine sinsice
sarhoş sanıyordu sonbaharı, sığırcıkları
menendi yok bir kavak ağacı serildi avluya
elimi koydum köklerine ıslak değildi
atlı gelmedi at yok, yol boyu bekleyiş
çimenlere basmanın tatlı heyecanı yok
çürüdü içimde her şey zamanın sesiyle…
kavak ağacının söylediğidir: