ilham yiter ve solar gül;
kalp su alan bir sandaldır işte.. ne kadar görkemli de olsa
Kenan Çağan
Şu kısacık ömrümü
bir şeye benzetecek olsam,
tıpkı o tekne gibi derdim,
sabah limandan geçip giden
ardında hiçbir iz bırakmadan.
Mansy
konup kalkıyor yorgun kanatlı bir serçe
kumsala çekilmiş sandalın çürüyen gölgesine
Nuri Demirci
Dışına atıldım ben hüznün de sevincin de
Bir kıyıya bağlanmış boş bir sandal gibiyim.
Irmaklarımın altından akan ırmak
Sandal sefalarım Marmara toprakları
Ama söyle olmuşsa yüzüme karşı söyle neyi inkar ettim
Cahit Zarifoğlu
Kırık bir sandal bulsam girip içine ağlarım
Bütün unutulmuşluklarımı
Tek bir gecede unutup
Kabul eder mi beni
Tahta
Su
Ve karanlık
Ali Lidar
Alkolden bir denize bıraktım kalbimi
Kırmızı bir sandal gibi
üç güvercin kuşu var üstelik su gökleri direkler
adamlar oturmuşlar sandal boyuyorlar
adamlar oturmuşlar bir kırmızı uydurmuşlar
denizin mavisine yangın ateşi
Turgut Uyar
Tüm bu şarkıları senin için yazdım ben
iki mum yaktım, biri kırmızı, diğeri siyah
biri kadın, diğeri erkek
iki sandal ağacının dumanıyla evlendirdim onları
Leonard Cohen
Aşk ateşi ısıtır sanıyorsan
aklından geçmeyen ihtimalle yanılırsın
Cehennem ateşiyle aşk gönlü kavurur belki
ama açık denizde bir sandal gibi
yalnız ve savunmasız kılar bedeni
Babür Pınar
soyumuz geçerlidir biliyorum geçerlidir,
sık sık unutulan soyumuz
geçerlidir
bir kıyıya bir sandal gibi bağlanan.
gelirdi.
malatya’ nın kâhta kasabasından
dün gece bir kadın doğurdu haliç
bir kuş havalandı galata kulesi’nden
minareler göğü deldi
bir sandal intihar etti
izledim dur diyemediğim ölümleri
Derya Önder
Baktım süzülüp geçti açıktan iki sandal.
Bir lahzada bir pancur açılmış gibi yazdan
Yahya Kemal
Büyük bir sandal
-Akıntının içinden çekip-
Rakı kadehimle benim arama bırakacak.
Doldurdum kadehleri ey felek!
Şanlı felek! kahbe felek!
Buyur karşılıklı oturalım.
Tüm gelişlere, yollara, gidişlere
sandal olsun unutkanlığımız.
Şafak Temiz
küreksiz bir sandalla uzak denizlere açılmanın
Hepsi yirmişer, otuzar yaşında ihtiyar rüyaları görmüş;
Aşağıda, İstanbul bıçkınlarının söğüştüğü sandallarda.
Sait Faik Abasıyanık
Irmaklarımın altından akan ırmak
Sandal sefalarım Marmara toprakları
Ama söyle olmuşsa yüzüme karşı söyle neyi inkar ettim
Cahit Zarifoğlu
Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?
Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak.
Can Yücel
Kimsenin ölümü,
Çinli şair Li Po’nun ki kadar güzel olamaz.
Li Po sandaldaydı, yeterince içmişti.
Hava açıktı.
Günaçığı değil de, ayaçığı bir gece.
Li Po, ayın sudaki görüntüsünü bütünüyle kucaklamak istedi.
Bunun için suya sarktı.
Kollarını gepgeniş açarak daha da sarktı.
Cemal Süreya
İpleri kesik artık uçurtmaların
insan yiyen otlar çıkar
göldeki sandalından.
Dilek Değerli
İçimde ıssız balıkların
Çekingen kabarcıklarla
Dolandığı
Mahzun bir akvaryum var.
Sallanan bir sandalım da
Perişan hafif rüzgârda
Ahmet İnam
Şimdi Akdeniz kıyılarındasın
Bütün bir yıl çiçek açan limon ağaçlarının altında
Bir sandalda dostlarınla geziyorsun
Guillaume Apollinaire
Kumsalda, çam tahtasını astarlıyor sandalcı baba
Çocuk büyümüş; yüzmeyi biliyor, denizle oynamasını da
Yüreğim çürümez; gözyaşları işlemez, kurşunlarınız da
Ali Cengizkan
birdenbire batacak olan
düş denizinde yarattığın umut sandalıdır
Nevzat Çelik
Mehtapta sandallar ne hoş manzara
Sahildir yayladır yerin İstanbul
Aşık Veysel
Pansiyon önündeki sandalların kıpırtısı, çiçeklerin çekingen dirimi, günbatımıyla gölgelenmiş alanların rengi kalmış aklımda.İkimizde yalnızdık ve birbirimize ilişmemeye çalışıyorduk adını kimselerin bilmediği o uzak sahil kasabasında.
Murathan Mungan
Bir çocuk bile çeker sandala beni
Bu kadar ağır olmasam
Sevincim kırık bir sandalla
gidiyor uzaklara
Neşe Yaşın
sandalını sağlam kazığa bağla
aşkın gibi karışıp gitmesin kalabalığa
Tuğrul Tanyol
ben zamanı uyutayım mırıl mırıl
ufkun sandalında deniz tutmuş gibi
Emel İrtem
Ya o, Muallâ’yı sandala atıp,
Ruhumda hicranın’ı söyletme hikâyesi?
mutsuzun biriyim işte.
tek parça kaldı sandalım
Cafer Turaç
“Bir varmış bir yokmuş” derler hani:
Aşkın küçük sandalı
hayat ırmağının akıntısına
kafa tutabilir mi?
Dayanamayıp parçalandı işte sonunda…
Mayakovski
uzadıkça acının boyu
boğulmuş bir sandala döndü dilim
Betül Dünder
Bu sandalı geçen hafta denk getirip
Çalıntıdan düşürdük.
Arkadaşlar ısrar etti,
Biz de, iyi olur, bize uyar diye düşündük.
Yusuf Hayaloğlu
Kuğular mı salmamıştı ardımdan,
Sandallar mı, kara sallar mı yüzdürmemişti.
Anna Ahmatova
puslu bir sabah ayazını peşimden sürükleyerek gidiyorum.
yalnızlığımı köhne bir sandalın sahipsiz sürüklenişine bırakırken
hüznüm ardından ağlıyordu
Pelin Onay
Tüm gelişlere, yollara, gidişlere
sandal olsun unutkanlığımız.
Şafak Temiz
Bana ‘benden iyisini bulamazsın’ diyen sevgilim:
Ne gemiler yaktım ben, kıçı kırık bir sandalın lafı mı olur.
Küçük İskender
Bir yanda parçalanmış teknem durur,
Sert tütünüyle gün bir yanda.
…
Tutunacak bir tekne arar gibiydi
Melih Cevdet Anday
Yüreğim, sürüklenip giden
teknene bindi bineli,
tek bir gün geçmedi
dondurucu dalgalarla
baştan ayağa ıslanmadığım.
Ey, değerbilir dostlarım,
n’olur hor görmeyin beni,
yelkensiz teknelere döndüm
içime çöken acısıyla aşkın.
Arivara Narihira
Tekneler kadar sağlam bağlı değil artık yüreğim
Bir zamanlar adını yazdığım bu kumsallara
İlker Pamukçu
sevgilim ölü tekne
kırık omurgasıyla uzanırdı kumsalda
ben ona korsan masalları anlatırdım
Salih Mercanoğlu
Bir kuş gibi tıpkı, hafif kanatlı
belirdi pupa yelken bir tekne
ve ok gibi uzaklaştı.
Peyo Yavorov
her şey bâtınî! göl
kendi dibindeki batıktan
başka nedir? acılar
derin ve siyah bayraklarını
tekneme çekeli beriydi:
her şey bâtınî! tenim
kendini yurtsuyor birden:
“ben kendimin
teknesiyim ben…”
Hilmi Yavuz
dağbaşında tek ağaç
fırtınada bir tekne
uçurtması kopup gitmiş bir çocuk
bakıyorum yalnızca
şaşkın ve umarsız gözlerle arkalarından
Hasan Hüseyin Korkmazgil
Kumsalda sağlamasını yapan garip tekneyim
Bir denize bakarak ve büyük gemilere
Abdülkadir Budak
Dağ gerindi, asfalt anımsadı uzun bir yol olduğunu
usulca sallandı tekneler, gözlerini açtı orman
bir saklı liman usulca çıktı yeryüzüne
Zerrin Taşpınar
Önde sakin tekneler, fırtına arkasında
Ne dipte ne havada, suyun tam yüzündeyim
Caner Fidaner
denizini yitirmiş bir sevdalıyım ben
gözlerim yalnızlığın hüzün teknesi fırtınalarda
bir yanı zifir kıyılarımın bir yanı zehir
hiç bir limana çıkamam artık
Nuri Can
Oysa şimdi küçük kız, bakışların
Fırtınaya tutulmuş tayfaların
Rüzgar dinse bile, yarılmış, kırık
Tekneleri sulara gömülürken
Umutsuz, çaresiz gözlerine dökülen
Parlak bir yıldızın ışığından farksız.
Gerard de Nerval
Uzaklardan geldin sen ve uzaklardan
Ve kokular ve ışıklar ülkesinden
Şimdi bir teknedeyim seninle birlikte
Fildişi, bulut ve kristal
Götür beni ey yüreğimi okşayan umudum
Furuğ Ferruhzad
Dedim ki: garip çiçek, şu tepenin üstünden
Bulutların, yosunun ve teknenin gittiği
Uçsuz bucaksızlığa yolcu olmalıydın sen.
Victor Hugo
Kıvrılıp giden dalgın bir yol, yolda eski bir taş,
Limanda bağlı bir tekne, yosunlu bir halat gibi durdum.
Birhan Keskin
Tekne şizofren öyle mi, kayalara yöneliyor
İlk celsede berrat ettiriliyor deniz
Abdülkadir Budak
Aşkın acılığı dolmuş içime, sarhoşum;
Yarılsın artık bu tekne, alsın beni deniz.
Arthur Rimbaud
O güzel iklimlere sürükler beni kokun
Bir liman görürüm, yelkenle, direkle dolu
Tekneler, son seferin meşakkatiyle yorgun
Charles Baudelaire
kaçınılmazdım
omurgası su alan teknede
durmadan daha derine
Tuğrul Asi Balkar
Bir çürük tekne gibi
Rüzgarını özlüyorum.
Şükrü Erbaş
Geceleyin tek başına,
gözyaşından bir döşekte;
sanki ıssız bir deryada,
terk edilmiş bir tekne.
?
Yürür zavallı kırık teknecik, yürür; “Yürümek,
Nasibin işte bu! Hala gözün kenarda… Yürü!”
Yürür, fakat suların böyle kahr-ı hiddetine
Nasıl tahammül eder eski, hasta bir tekne?
Tevfik Fikret
Bir sallayan yoksa, inilir salıncaktan
Gökyüzü mavi yırtık, deniz yamalı bulut
Bir güzel boğul tekne!..
Alabora olmadan
Hülya Deniz Ünal
batık teknemin suya gömülmüş ahşap direklerinde
asılmış tüm yolcularım. celal’im! sinan’ım!
bu deniz nereye gider, bir biz kaldık
ve yağmur tüm kapıları siler.
Tuğrul Tanyol
bir akşam vakti,
tekneye gene yaklaşıp sorduklarında,
isteyecek hiçbir şeyim yoktu.
bir denizkızı istedim.
gittiler ve bir daha görünmediler.”
Akgün Akova
ha geldi
ha gelecek beklediğim gemi:
ya bir yolcum var
ya binip ben gideceğim.
Bilgin Adalı
kırık bir tekneyim çılgın sularda içimde kırık bir dal
artık kırklara karışır giderim anne
Sıtkı Caney
Kabarıp duruyor içimde, kabarıp duran bir okyanus
yurdumu arıyorum batık bir tekne değilim
yurdumu arıyorum kızgın küller ortasında
Ahmet Telli
Teknenin su aldığını herkes biliyor
Herkes biliyor, kaptan yalan söyledi
Leonard Cohen
gerdik ya ölü yüzlerimizi rüzgârın sesine, sevdamıza savrulan
küller kadar ıslak gözlerimizi kurutmak için; dökük tekneler gibi
Kaan İnce
ıssız teknelerle kıyılarıma koşardım hemen,
bakardım (bakmak uzanmaktır);
atlaslar yırtılırdı düşümün bir ucunda,
bir ucunda ben;
Hasan Ali Toptaş
Git. En fazla hırçın kayalarda parçalanır teknen,
kalbimdeki fener söner. Ah şairdir bütün fenerciler.
…
Peşinen kayalara oturacak biliyorsun teknen gitsen,
gitmesen ölü bir balık olarak kıyıya vuracaksın.
İbrahim Baştuğ
Bir kayığa biner geceleri
Sığlıkta o kadın tek başına
Dua biçiminde inceltir korkuyu
Sunar içtenliksiz, tanrısına
Geçmeye çalışıyor oynak, dalgalı
Zaman deryasını
Ping Hsin
‘Olay kapandı’ derler ya
işte bu da öyle,
Aşkın kayığı
günlük yaşama çarptı.
Ödeştim yaşamla.
Vladimir Mayakovski
Uysallaşmışsın sen de.
Geriye dönen yol unutulmuş,
Kaybolmuş gözden.
Boş bir kayığa dönüyorum,
Senin gibi, sularda sürüklenen.
Tu Fu
Seviyorum onu…
Tohumun ışığı sevdiği gibi
Tarlanın rüzgarı sevdiği gibi
Kayığın dalgayı sevdiği gibi
Kuşun yüksekleri sevdiği gibi
Seviyorum onu…
Furuğ Ferruhzad
Adaya sığınmış rüzgâr gibiyim
gökte tütüyor kayığım
bu sefer ruhuna çek beni
anne, içine değil!
Haydar Ergülen
İnanarak esen rüzgârın beni tekrar evime uçuracağına.
Yu Hsuan Chi
sen kimin kayığıyla vardın karşıya
ben kime kaldım,
bilmedik.
Kemal Varol
bizi karşıya geçir, söz dolu
kayığını çağırdın geldik, haz dolu
bahçeni dağıttın geldik, göç dolu
dilini aldattın geldik, iz dolu
rüyalarında beyazların gözü var
Haydar Ergülen
Ben yokum kayığım yok…
R.Tagore
Ah, keşke
Bir kayığım olsaydı
Ve her akşam
gözlerinin mavi limanına doğru
yelkenlerim savrulsaydı…
Nizar Kabbani
Olur da yanlış anlarsan söylediklerimi
Çok özür dilerim
Bakma marifetmiş gibi anlattığıma
İcap ederse susup tek kelime etmeden
İçimden geçenleri buluttan bir kayıkla yollayıp sana
Beklerim..
Ali Lidar
gerçeğine geri dön diyor kadın,
sesinde kayıp bir kayık yalpalıyor.
geç kaldın şiire, hayata geç başladın.
bu yüzden bir ihtiyar gibi yazıyorsun
imgeleri, yaşamadığın günleri özleyerek.
Murathan Çarboğa
İçimin denizinde bir kayık yüzüyor bir de küskün kır çiçeği.
Engin Turgut
bir şiir kazırım kayalara
koyveririm
dalgalansın bağlanmamış bir
kayık gibi dünya.
Taş sırrını unuttu
Ada hapsindeyiz, kayık gitti
Issız kaldım suyun gövdesinde
Gonca Özmen
Hani o masal dünyası yalılar,
Hani o kayıklar ki kızca beyaz,
Hani o kadınlar ki sevdalılar,
renk renk şemsiyeler altında bin naz?
Ahmet Muhip Dranas
deniz feneri olsaydım
gecede, fırtınada
ışıktım balıklara,
vapurlara, kayıklara..
ne yazık ki ben kendim
batmak üzere olan bir gemiyim!..
Wolfgang Borchert
Yalvarıyorum sana, geceleri kayıklarda konuşulan
o birbirine karışmış güzel diller adına.
Henrik Nordbrandt
varsın patlasın fırtına
yansın gün de gece de
ıssızlık tünesin damımda
olsun,
ben yine sarılır ve yatarım öksüz bir kayıkla
Akide Ufuk Türkelli
şimdi herkes buruk gibi
gidiyorlar ırmakta sarsılan bir kayık gibi
Tuğrul Asi Balkar
vardın, oldun, kayboldun
şimdi ortasındasın
ne kayık göle dahildir artık
ne kuş gökyüzünde seferi
yangının içi şehir
yol senin içindedir
Haydar Ergülen
Ben, birlikte kıyıya sürüklediğimiz kayıktan
saflığımı ve sabrımı aldım tek
kalanları kumsala göm sen de
Birhan Keskin
Deniz dökme altın,
salıvereceğim sulara gördüğüm düşü
ışıyan bir kayıkla. Bir pırlanta
gömeceğim çakıllara, pırıl pırıl.
Konstantinos Karyotakis
– Yarın sen ağları gün doğmadan hazırlarsın;
Sakın yedek biraz ip, mantar almadan gitme…
Açınca yelkeni hiç bakma, oynasın varsın;
Kayık çocuk gibidir: Oynuyor mu kaydetme,
Dokunma keyfine; yalnız tetik bulun, zira
Deniz kadın gibidir: Hiç inanmak olmaz ha!
Kayıkla dolaşır göllerinde,
Beynine tabanca ve şiir satar,
O kaçakçının bakışını sakın unutma.
Ülkü Tamer
Mendireğe dizili karabataklara benzeyen
Bir mektup bırakarak
balıkçı koyundan
sisler icinde uzaklaşan kayık gibi
bir sabah usulca ayrıldın
koynumdan
Sana bakmak gölde kayık olmaktı
Abdülkadir Budak
Gûş etmiş idi o sergüzeşti
Âteş yemi üzre mum keştî
…
Mumdan gemiler edip hüveydâ
Kılmış nice dîv o bahri me’vâ
…
Tâbût idi san o keştî-i mûm
Olmazdı mezârı liyk ma’lûm
…
Ol fülk u o nâr-ı pür felâket
Hep şem’-i mezârdan ibâret
Şeyh Galip