Aşkı Ayrılıkla Emzire Emzire

Sonra tuttum uzun bir yalnızlığa çıktım
Ardımda dudaklarından keder gülleri bırakarak.
Kirpiklerin kırıla kırıla bitmişti çoktan
Yüzünse doygun bir aşkın soğukluğundaydı nicedir.
Güneşin iyimserliğini otobüs terminalleriyle silerek
Geçtim yolların ve kalabalığın inciten uzaklığından.
Ayın çırpınışı yetmiyordu gecenin büyüklüğüne
Yol kenarındaki evlere paylaştırdım ışığını
Ömürlerinin dışına çıkmayanlar sevinsin diye birazcık.

Herkesin her şeyi kolayca konuştuğu
Arkasını döner dönmez unuttuğu zamanlardı.
Bütün güneşler, içinde doğup içinde batan biriydim
Kekeleyen bir yaşamın hecesinden gelmiştim sana.
Öyle iyi konuşuyordun ki, öyle bilerek, bana öyle yakın
Açık denizler gibiydi sesin hiçbir sözcüğe sığmayan
Gülüşünün engininden bir baş dönmesiydim artık.
Sonra bütün söylediklerini doğruladın gövdenle
Uçsuz bucaksız çıplaklığında yaşadım dünyanın sınırlarını.

Sabahın buğusu, suyun köpüğü, ışığı yaprakların
Azalan ağzından öğrendim her şeyin bir ömrü olduğunu.
Beni sana bırakıp seni bana ekleyerek
Gittim, aşkı ayrılıkla emzire emzire…

Senden başka kimseyi aramadım gittiğim yerlerden.

Şükrü Erbaş

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.