Bir şey değişmemiş, sanki daha dün.
Dışarda sükûnu yaz akşamının,
Bahçemiz sulanmış, ıslak her çiçek.
Kapı çalınacak, babam gelecek…
Ziya Osman Saba
çünkü düşünen çocuktur baba
Yasin Erol
Babam; terleyen alnını sildiğim dua gibi bir adam!
Engin Turgut
Babalar ıssız ağlar
Ansızın devrilen koca çınarlar.
Babanız sizi sevdi de ne oldu?
Perihan Mağden
Babanız öldüğünde büyüyorsunuz.
Artık soru soracağınız, öğreneceğiniz, azarını duyacağınız,
Takdirini alacağınız, akşam eve dönerken yolunu gözleyeceğiniz,
Korkacağınız bir babanız yoksa büyüyorsunuz.
Yarınınızdan sorumlu tuttuğunuz, her istediğinizi almak zorunda olan o kişi yoksa artık.
Hep sessiz ağlayan, suskun seven, en zor dönemde bile yıkılmaz görünen,
Sırtınızı dayadığınız çınar ağacınız yoksa artık…
Büyüyorsunuz o zaman işte.
Savaşın ortasında komutansız kalmaktır, babasız kalmak.
Kaç yaşınızda olursanız olun babanız yaşıyorsa hala çocuksunuzdur…
Orhan Seyfi Aras
bir kızın babası olmak yoğun bakımın camında bir
hıçkırık biriktirmektir çünkü
adak kurbanı, yaşlanmak, pazarlık, namaz, boş
bakış, bir düş incecik
İsmail Kılıçarslan
ve biri gözyaşlarına boğulsa, derdi ne olursa
babamın parmakları dinginliği sunardı ona:
çıt çıkarmaktan korkardı ses bile boşu boşuna
çünkü dağların büyümesini seziyordu babam.
Edward Estlin Cummings
Sesinin yankısı var hâlâ kulaklarımda
Sevdiği sözler kıvranıyor dudaklarımda
Hasret yakacak yurdumu yıllar yılı artık
Emanetini bir gül gibi kabrine bıraktık
Nurullah Genç
Uzaktaki teyzene gidemezsin ya
Bakarsın teyzen gelir sana
Sevdiğin oyuncağı alamazsın ya
Ne de üzülürsün
Bakarsın hediye gelir sana
Ya babam
Betül Zarifoğlu
Anam, küfür yetiştiremedi dünyanın hallerine
Benden bu kadar deyip dün gece çekip gitti
Belki sorgucularına kazık çakıyordur şimdi de.
Babamsa karıncayla kelebekten
İncelik ilmi dersinde hâlâ.
Mahmut Temizyürek
Bu şiirleri toprağa gömeceğim
Sözcükleri tohum olacak
Çiçekler fışkıracak topraktan
Sevgilerin dal olacak baba
Uzanacaksın uzaktaki bir ışığı yakalamak için
Işık köklerine dolacak bir gün
Yorgunluğun o çiçekleri sulayan
Koca bir nehir olacak
Baba, acıların sürgün…
Ahmet Erhan
Onun gözlerinde sana adanmış koskocaman bir ömür göreceksin !!!!
Ersin Hoşgenç
İşte bir minder daha koydum yanıma
Henüz sıcak
Sanki yeni kalkmışsın üstünden
Terliklerin şuracıkta, getireyim
Çayı da ocağa koyarım istersen.
Ahmet Erhan
artık babam sümbül kokan toprakmış
…
“ rabbim babamı başa sar..
ve biraz da öyle dondur”
Hasan Tan (Pejmurde Dilim)
Baba, senin aldığın bu pantolonum bir gün yırtılır,
Bu ceketin rengi solar,
Bu ayakkabı delinir, biliyorum..
Sonrası ne olur baba?…
Bir daha gözlerim hiçbir zaman böyle bakmaz
Hiçbir zaman büyüyemem ben sensiz
Baba, bu film başlamadan bitmiştir, bunu unutma..
Baba…Ne olur gitme!….
Baba…Beni unutma…….
Ali Kınık
Baba, lütfen affet
Beni anlamaya çalış,
Baba,bilmiyor musun,başka çarem yoktu.
Gece seslerle dolu olsa bile..?
Dua ederken beni görüyor musun
Her söylediğim şeyi işitiyor musun?
…
Yıldızlar eskisi gibi parlamıyor
Baba,seni ne kadar seviyorum..
Baba, sana ne kadar ihtiyacım var
Baba, seni ne kadar özlüyorum
Öp beni babacığım, iyi geceler de.
Barbra Streisand
İkinci karnede babası yarısını silahıyla dışarda bırakıp
Öyle öğretildiği için saygılı, sınıfa giren parmak çocuğun
Boş yerine, girilmeyen bir dersin denizi, gelip oturmuş
Ece Ayhan
Gurbet habersizce çıktı karşıma
babamın sert bakışlarıyla
ergenliğimin hayallerini
şehirler arası otobüslerin
camlarının buğusuna kurban ettim
Lou Salome
gözler var aramızda
hasan’ın gözleri
selahattin’in gözleri
ece’nin gözleri
seyhan’la konuştuk da
ece gibi bakmış sona doğru
onun babası da
‘beni bırakma’ der gibi
çocukluğuna baktı babam da
Haydar Ergülen
ey, yüzleri
bir babakuş gölgesine
çakılmış olanlar,
üzgün adım, ileri marş!
Nilgün Marmara
Ana baba çocuğu doğduğu zaman, âdet,
Akıllı olsun ister.
Oysa akıllı olduğum için değil mi,
Başıma gelen bunca belâ?
Ondan işte şimdi bütün dileğim,
Budalanın biri olsun çocuğum.
Ömrü boyu rahat eder, en azından
Müdür olur, nâzır olur.
Su Tung Po
Bir gül düşün, gönülsüz açan
Olan her şeyi solduran zaman;
Çocuklardan önce yatan babalar
Gelmiş ve kalmış o yorgunluklar…
İbrahim Tenekeci
ailem dedim o sararmış resimden baktım geçmişe
ikiniz yan yanasınız, kucağınızda kırılgan çocukluğum
babam genç bir gülüşle süslemiş yüzünü
sen, ciddi duruşla bezgin bakış arasında med cezir
bölünen evlilik, çatlayan evren, sızan sır
Aslı Durak
Bu çocuk bu hüzünle büyümez fazla
Evlerinin arkasında gölgesiyle konuşurken yakalanıyor babasına
Ali Asker Barut
elbet aklımı alacak bir öpücüğü daha vardır
babamın
Yasin Erol
görsün diye
önünden geçtim babamın
yolu sordum, bahane işte
çok eski bir resmine bakar gibi baktı bana
dudağında ağlamayı andıran bir gülümseme
Nuri Demirci
Dedemin ölüm haberini, bir an durakladıktan sonra,
babam vermişti telefonda. Babamınkini dayım.
Roni Margulies
Babamın öldüğü yaştayım artık
Refik Durbaş
Terzi olsa da babam
sökük dikmesini beceremem
beni yalnızca sen anlarsın
iğnenin deliğinden geçsin
diye ipliklerin
bir anlık ıslatıldığı dudaklara
takılıp kalan annem
Sunay Akın
Genç cesedin ölüm gölünün başında
Diz çökmüş olan baba
Hınç ayırdı
Hayret ve üzgünlük şerbeti
Ve abes ayırdı
Çok yıl sonraki tanrı tanımaz savaşlara
Ve yenilip ve yenip dönerken ordu
Neyi algılarsa çiftleşip çoğalmaktan
Babanın yüreği ordu yüreği
/ Zırhını kırdı /
Narası göğe vurdu
Daha gür bir ses duyuldu
Belki bir melek gülümsedi
Çünkü sıyrıldı gergefi dizinden
Belki ayağının dibine vuran sesten
Cahit Zarifoğlu
kokusu babamın
kokusu nasıl desem
masal göğü
düş kırığı
hiç bitmeyen inşaat
taksiti tükenmeden kırılan pikap
kokusu şimdi şu an
şurasında burnumun
kokusu kar kıyamet
kıyısında ağustosun
Hamdi Özyurt
babamı vuranı bile affettim
nolur taşa değmesin
ayağı oğlakların
martılar ah martılar
kırılmadan kanatları
çıkabilse fırtınadan
Hamdi Özyurt
Babamı hatırlıyorum
Babamın ölümünü
Kırbacıyla birlikte bir çam ağacına gömülü
Annemse odasında babamın
Hasta yatağında
Kımıldamadan yatıyor
Pencerede sapsarı bir limon görüntüsü
Edip Cansever
bizim babalarımız neden ölürlerdi hatırla sıra sıra
Turgut Uyar
Neden her çocuğun ille de bir babası vardır
Oğlum, zaman ağır, gün ağır, gece acıya aşinadır.
Ahmet Erhan
Çocuklarda bir telaş
Her akşam kapılarda
-Bize ne getirdin baba?
Bu da bir acıdır.
Şükrü Erbaş
İyi bak, ben de bir babayım, üç kız babası hem de
sen geldin ya duygularımın toplamı 3+1
:ne gereği var ki şimdi sizi geçmişime götürmenin
kim bilir kaç kez eridi içimde aşkın kum saati
merak mı ettiniz!
annemin içine hüngür hüngür ağlayınca babam
alnında oğul terleri birikince
dünyaya bakma vaktim gelmiş
Seyyidhan Kömürcü
Babam başucuma duayı koyardı.
bazı sevdalarda hafızasını kaybeder ya insan
telaşlanır, ağlar
babasını sorar çevresindekilere
öldüğünü bildiği halde
küçük iskender
Uzaktaki şu baba
Ve ölüm hayatı kuşatalı beri
İki şey yan yana gelişiyor evlerde
Babalar bıçak biliyor
Analar yaslı
İsmail Uyaroğlu
tiril tiril teriyle açılır mıydı özleyen babaların gözleri
Faris Kuseyri
kurudu kuyu, babamın gözyaşları doldurmaya yetmedi
İbrahim Halil Baran
Nereye gitti
çocuğu olduğu zaman utanan babalar?
Süreyya Berfe
Çocukluğum olmadı benim Gençliğim olmadı. Babam karanlık bir adamdı Korkularla besledi bizi Annem zayıf mı zayıf Sevgisini göstermeye korkardı.
Şükrü Erbaş
Babası daha ölmemiş Oktay’ın,
Ona göre baştan beri iflâh olmaz biriydim
Babam korkuydu bana,
annem yürek serinliği
Abdülkadir Budak
Annemiz
Siyah kadife elbisesini okşadığında
Saçlarını düşürerek bakışlarına
Babamızı hatırlardı:
Beyaz bir dağda olduğunu söylüyordu onun
Beyaz ve her bahar küçülen bir dağda
Bejan Matur
Şimdi bu erken sabah saatinde
Acıtıyor kalbimi özlemle
O sabah vaktin görüntüleri
Babamın güzel, ağır başlı yüzü
Annemin azıcık hüzünlü
Ve hep azıcık telaşlı gölgesi
Ataol Behramoğlu
Dallarda ilkyazı muştulayan o göksel koku
Balkır babamın yüzü gibi
Güneş karşı tepelerde
A. Kadir Paksoy
“babam nasıl?..O’na sarılmayı çok özledim” dedi..
Galip Sevindir
Baba yaşamadaydı geçmiş zamanı
Bir pencere açık dururdu düşüncesinde
Bir kadın eşsiz elbiselerinin içinde
Ne uzun zaman sevmişti onu
Sabahattin Kudret Aksal
Dağa çizilmiş resimdir
Bir çocuğun babası olmak
Yakından balınca anlaşılmaz
Uzaktan belli eder kendini.
Salih Bolat
Ve babamın yüzünü taşıdım yüzümde
Saçlarından saçıma düştü aklar
Eski bir oğul gibi baktı bana
Boğazından boğazıma bir
Bir…
Düğüm aktı
Bir düğüm aramızdaki yıllardan
Süleyman Unutmaz
Kendime baktım da şöyle bir babamım
Kendime baktım da şöyle bir babayım.
Celal Fedai
Neden gitmeyeyim ki?
Baba korkusu yok, usta korkusu yok
Şükrü Erbaş
(Dargındım babama
söylemek zor
annemin kefeni solmamıştı)
babam da bana dargındı
Sennur Sezer
ve bunlardan payına düşeni söyle.
ne kadarı kaldı babandan,
sen ne ekledin üstüne,
Metin Altıok
Babanızı sevin diye öldürdüm babamı
Şükrü Erbaş
Mezarda kan terliyor babamın iskeleti;
Necip Fazıl
bir evde anne çay, baba ekmektir
ne kadar demlenir ve ne kadar pişersin sana kalmış
bir an evvel görün, kaderin gözü üzerimizdedir
Yağız Gönüler
Babam
Çıkarılmış bir adam bütün fotoğraflardan
Didem Madak
benim için
“benimle oynayan baba” diyebiliyor
Muhammed Palewi
ütüldüğüm sokakta babam vuruluyor!
bu bendeki son düş onu vurma!
Gazze Avazı
baba evine döndüm misal beni düşünme
Selma Özeşer
baba olamayacağım örneğin
toprak olmak ne garip şey anne
Nevzat Çelik
Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer.
Cezmi Ersöz
Düşünüyorum… Bu mevsimde baban,
Her akşam bir yerine iki içerdi.
Miyoplaşınca gözleri “Şair, iç be oğlum
bahar dişidir doğurur” derdi.
Rıza Polat Akkoyunlu
Senin bu şehirden gidişini izlemek,
Bir babanın; sırtını sıvazlayarak oğlunu askere göndermesi gibi.
Yağız Gönüler
Karıcığım hoşçakal, ışığım azalıyor,
Yanımda ölü arkadaşlarım.
Artık kömür kokulu ekmekler getiremeyeceğim sanırım.
Buraya kadarmış çocuklarım, hoşçakalın,
Hakkınızı helal edin; anacığım, babacığım.
Işığım azalıyor, hoşçakalın..
Şerif Erginbay
Öğlene doğru ninem döndü,
Daha da kocalmış,
Babamla annem döndü,
Gözleri hâlâ nemli.
Suat Engüllü
şimdi eminim, içindeki korkunun annesi sensin
ben babası değilim, dönmeyeceksin
Jan Ender Can
babası erken ölen her çocuk gibi
dinsel şeyleri düşünmeyi
benden daha çocuk olanlara bıraktım
Jan Ender Can
Babam gelirdi ve akşam olurdu.
…
Ben o zamanlar bütün babaları susar sanırdım.
Yalnızca gaz lambasıyla konuşan bir diş gıcırtısıydı babam.
…
Babamdan yapılmış bir korkuydu dünya.
…
Babam en çok kışa yakışırdı.
…
Babam neden yalnızca içince güzeldi.
…
Babam on altı yıldır ölüme saçmalığını anlatıyor…
Şükrü Erbaş
cehennem gibi harlı ve uğultulu bir öfkeyi
gömmeye çalışırken
ağlamamak için yumruklarını dişliyor,
yüzlerini bizden saklıyorlarsa hâlâ,
“Uludere, Uludere, Uludere!” deyince,
Cahit Koytak
Odalar sığılmaz olur artık
Baba, elma ağacını kökünden keser
babamın, ak saçlı babamın açtığı yara
bir tarla konusu
oy bre dolduran doldurana boşluğu
babamın akıttığı kan
bilmem ki neresiydi, neresidir vahalam
babamı tanıyorum: çorabı, tütünü, acılarıyla o adam
eksiği yok küfürden başka
onu buğdaylar öldürecek, sapsarı öldürecekler onu
Edip Cansever
Mavi kareli gömleğiyle hatırladıkça babamı
Kırpıp kırpıp fotoğrafları, döküyorum başımdan aşağı
Sanırım ben assolist oldum maviş anne
Şimdi mutluyum
Geçmişini mi yok ettin kızım diye soran
Bir babadan kurtuluşumu kutluyorum
Babama söyle, o gelmesin maviş anne
uzun bir hayatın yorduğu baba
sessizlikle dinlendiriyor gözlerini
ve şubat ömrünü yarılamışken
kar kokusu eşliğinde işaret bekliyor
kervan
her şey dönerken aslına
fatiha af dilemedir baba adına.
M. Aşır Karabacak
“Babam neden kapattı dükkânını?”
Ve fabrika benzemiyor babamın dükkânına”
diye düşündü
16 yaşında.
pardon bayım; sizin adınız neydi?
ben size yanlışlıkla baba dedim
tüm noktaların (….) bir tek anlamı var şimdi; baba !
Dilek Akın
Ben hep bir baba aradım; bana anne olabilecek…
Bütün fahişeler annem olmak isterken
ve bütün fahişelerin babam içindeyken…
Dilek Akın
babaların hüznüdür şemsiye
yüzünde değişen manzara
tedirginliğini ele verir
Metin Celâl
Bir eli alnında
benim gibi.
Ama
biraz daha mı hüzünlü?
Otururken de
Biraz daha mı çıkarıyor
kamburunu?
Biraz daha mı benziyor
babama?
Bir eli alnında
benim gibi.
Ama
biraz daha mı hüzünlü?
Otururken de
Biraz daha mı çıkarıyor
kamburunu?
Biraz daha mı benziyor
babama?
babam öldü
koptu çalar saatlerin
gergin yayı
Babam öldüğünde el kadardım ben, beni herkesten kıskanır gibi sarıl
Ali Emre
babam her gece ölüyor şimdilerde
annem nihavent bir çığlık oluyor
bazı şeyler… bir gün kendiliğinden silinir gider
yok olur gibi değil, babamın elinden sımsıkı tuttuğum günler,
-oğlum, hayatı karanlık sularda sanma;
taşların soğuk yüzünü oyna!
orda mısın baba?
Mustafa Erdem Özler
babam elin eskilerini giyerdi. ben bu yüzden ezik
olurum bayram sabahlarında. yani bir sömürgede
doğan kırılgan olur. çünkü insan öldüğü yaşta..
Susku
beklenmesidir bir babanın akşama
Bülent Parlak
tunçtan bir yalnızlık kalesi babam
gözleri çakır.
Tuğrul Asi Balkar
babam, şarkılarla karışık
savaşlarını anlatırdı
karıncalarla hamamböceklerinin.
Mehmet Müfit
babamı affettiğim gün, sevdalarımı da affedeceğim
aşkı
ölen bir baba özlemi kadar…
Muharrem Özcan
ben nasıl öldürürüm şimdi babamı
tek bıçak darbesiyle?
Altay Öktem
beş yıldızlı otel yapmışlar
sırtımda annemin hırkasıyla
babamın kucağında uyuyakaldığım
yazlık sinemanın yerine
Sunay Akın
keşke yaşasaydınız öğretmenim
sorardım; hangi babanın pazusu
oğlunun tabutunu taşımaya yeter, diye
…
babam ne zaman gelecek diyen çocuk
bavê mın çı waxt weri diyen çocuk ya da
avutulur mu öğretmenim
nece
Dilek Kartal
Bazen babamla gideriz, çok uzağa değil şuralara
Babamın gençliğine gideriz, benim gençliğime
Birer sigara yakar, vay anasını deriz.
Babamın sol yumruğu vardır oralarda,
Benim solaklığım, kalemi sol elimde tutmam
Ellerine bakarım babamın, sol yumruğuna,
Eğilip öperim sağ sol fark etmez,
Babamın elidir sonuçta.
Babam, devrime inanırdı eskiden, ben Allaha daima
Babam eskide polisten korkardı; ben Allahtan daima
Dilek Kartal
Babalar ölümü dengede tutar
Seçerek en sağlam vakti arabasına.
Erdem Beyazit
insan nasıl alışır içindeki cam kırıklarına
baba?
Çiğdem Sezer
Bak, dünya serçe şarkıları ezberliyor, bir bak
Yetim bir çocuğun babasız geçirdiği ilk günden başlıyor sanki
Mustafa Akar
üzgün annelerin zalim babalarına bir kemik buluyoruz bıçakları dayamak için
İsmail Kılıçarslan
Gidişini sorsam, zamansız bir yaprak dökülür takvimlerden
Gel diyemem, yüzlerce mum birden söner kalır içimde.
Cihan Oğuz
toprağın burnumda tüttüğü bir kış günü
bir cümle eklemişsin babamın mektubuna
sade ve kırık
karların eridiği zaman çözdüm düğümü
Mustafa İslamoğlu
Bir babamız vardı katı yürekli,
Ektiğini biçemeden
Gürledi gitti.
Metin Eloğlu
annemin gözleri acınacak bir ağaçmış
babamın teni durulmaz bir rüzgar
Sinan Oruçoğlu
Önemli babalar / eve gelmez
Çünkü cennete götürmek isterler herkesi
Hayriye Ünal
Merak etme okuldan çıktımda geldim.
Annelerde babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama
Ayla Aydemir
zaman korkunçtur, bir babanın sarsıla sarsıla ağladığı.
Enis Akın
çocuğu babasına baktıran bir pencere
babasını getiren sürgülü bir kapı var mı
babasını kucaklayan, ertesi günü olan?
Mehmet Efe
çünkü şiir babamdı ve amin derken bile
kulu olmamı istedi kendimin.
Ayşe Sevim
Erkek yazgımızın hüzünlerini
Paylaştığım babamın elleridir
Ataol Behramoğlu
Babam karanlık bir adamdı
Korkularla besledi biz
Şükrü Erbaş
Babam lambanın ışığında okurdu
Kaleler kuşatırdık, bir mümin ölse ağlardık
Sezai Karakoç
Annem vardı, babam vardı.
Bahçemizde, ılık, uzayan günlerdi yaz,
Bir beyaz âlemdi kış.
Ziya Osman Saba
çocuğun bakışında çelişkidir büyüyen
ağlamak bir soru olur sevginin yarım payında
-ah baba
niye baba
ve bir gün babalar ölür
tanrı bir ürpertidir çocuğun yüreğinde
her tanrı biraz baba gibidir
Arkadaş Z. Özger
Her dokunuş bir baba öpücüğü
Görünmez; sınırları aşardık
oğul bir babadan değil baba bir oğuldan bilinir
ve çok bilinir ve kahırla söylenir ki babalar bir soğan erkeği çok kere
Celâl Fedai
Çok az şey biriktirmişim yaşamımda ;
hiçbir andaç yok babamdan,
verdiği mineli çakmağı
unutmuşum bir Amerikan Bar’da ;
ah umursamaz gençlik!
Sımsıkı tutsaydım şimdi
avucum ısınır mıydı acaba ?
Ahmet Oktay
‘Zaman en iyi ilaç’ derdi babam.
Toparlanmaya çalışıyorum.
Erhan Güleryüz
Baba evleri, ilk kez girilen ırmağa dönüş
Gülten Akın
ve beslenme çantamda
otlu peynir kokusuydu babam…
Yılmaz Erdoğan
her şey masallar kadar yakınken gerçeğe
sabahları umuda yoran babalar
akşamları yarı bunak ve kambur
yokuşu sırtlanıp da gelirler eve
Portatif Zenci
oysa hem ittim hem itildim kuyuya
her ihtimal dönüştüm babamı kör bırakan bir evlada
Alper Gencer
her çocuk cümlesinin gizli öznesi baba
Sıddık Ertaş
İspinoz beslerdi babam
Ahşap kafesinde yalnızlığın
İçinde beslerdi
Gidebilme isteğini
Derya Önder
içerde bu garip bu yalnız babam
bir geyik postunda kıyama durmuş
çözülse babaların kaşlarındaki bulut.
Şükrü Erbaş
Ben anneme benzerim
Babama da tabii.
Bejan Matur
zamansız özledikçe seni, gönlüme nakış,
sana yasin; ve yetim çocuklar için
ve nunu sakin kasesinde yepyeni umutlar biriktirdim
çöl yetimi bir sevdasın sen şu bükük boynumda büyüttüğüm
hiç duymayacağını bilebile şiirler söylüyorum sana
yetim ellerimle okşarken toprağını gurbet ellerin
Hasan Tan (Pejmurde Dilim)
Babalar ölür
Dolaşır eli ölümün
Saçlarında anaların oğulların
Erdem Beyazit
Yollar kapanmış
Dönmemiş eve baba
Mustafa Özçelik
Bir babanın serzenişi nasılsa öyle
Cahit Külebi
Merhameti engindi dolu başaklar kadar…
…
Üzüncü gerçekti yediği nimet kadar…
…
Bizi kendimize sala yaza göçtü babam,
şarkılar söyleyerek dalından düşen her taze yaprak aşkına…
…
Ve hiçbir şey o denli az değil gerçek kadar…
tel sarar kızıma tel sarar diyen babana benzemeyecek her erkeğin gözleri.
Ceyhun Yılmaz
bir baba’nın, bir anne’nin gözyaşlarına
bir çocuğun avuçlarına gömün beni
Nuri Can
içimde gencecik bir keder var
babamı düşündükçe oğlum geliyor aklıma
diyorum şimdi Fatih de beni anar
ama alışamadım işte benim de bir baba olduğuma
Sıtkı Caney
durdum binlerce sene kendime ki ağlarım
anam babam diyorum her an ölebilirler
Alper Gencer
Babam Kırlangıçların iki göç dönüşünün arkasında,
iki kar düşüşünün arkasında
Babam iki balkonda yatışın arkasında,
Babam zamanların arkasında ölüdür.
Gökyüzü maviydi babam öldüğünde,
Annem habersizce uykudan fırladı, kız kardeşim ansızın güzelleşiverdi
Öldüğünde babam, bütün bekçiler şairdiler.
Sohrab Sepehri
Babasına masal anlattıran bir genç kıza
Süreyya Berfe
-babam, doğum günümde ölmüştü benim-
ibret-i âlem için göreceksiniz
beni doğum günümde vuracaklar
Bünyamin Durali
ezber ettiğim hatıralar olmalı çıkınımda
babamdan kalan şapkadaki terin kokusu
Bünyamin Durali
“her şey alnımıza yazılı” der din baba
“her şey olacağına varır” der bilim baba
Metin Üstündağ
ablam
babamın ilk acısı
Sıtkı Caney
Akşamı göğüsleyemez o yalnız
İncinir evlerin gölgelerinde
Evine boş dönen baba
Şükrü Erbaş
İyi yürekli babacığım
Bunları çok severdi…
Fatos Arapi
Gözümden bir damla yaş düşüyor yastığa
Korkuyla izliyor oğlum ve
“Ama baba diyor, bu gözyaşı, şiir değil!”
Nizar Kabbani
Yarin yüzünü ve baba ocağını
Ebeddiyen görmeyeceğim bir daha.
Sergey Yesenin
bir babanın kızım tadında kokan,
iyi geceler öpücüğü düşüyor fotoğraflardan
Pelin Onay
babam;
hayatımın en anlamsız ve en izdüşümsüz
çığlık çığlığa çıldırtan suskunluğudur
Hasan Tan (Pejmurde Dilim)
İnsan
eşref-i mahlûkattır derdi babam
bu sözün sözler içinde bir yeri vardı
İsmet Özel
Babam Diyor:
“Geçti benden!
Benden geçti!
Eledim unumu,
Astım eleği.”
Ve odasında sabahtan akşama dek
Ya Şâhnâme okuyor
Ya Nâsihüttevârih.
“Lanet olsun balığına da kuşuna da!
Ben öldükten sonra
ne fark eder
ha bahçe olmuş
ha olmamış!
Yeter emekli maaşım bana!”
İşte şimdi babanı düşün Azize
Bu dünyadan göçende bile aklı sende kalan babanı
Kadir Bal
Babalar, alınlarımıza yazılmış yalnızlıklardır.
Kimi zaman asarlar kendilerini tütün dumanına
bir akşamın en ince yerinde
yorgun yorgun,
kimi zaman iç kanamalı bir şilep gibi
rakıya demirlerler yüreklerini;
kimi zaman dayanamayıp kusarlar
bizi hızla,
kimi zaman silerler görüntümüzü
kızları olmamış bir kızla
ve dönüp dolaşıp baba kelimesinde yaşarlar.
Bu kelime biricik evleridir onların
ve onların,
koşulsuz sevmek gibi
sonsuz bir mahkûmiyetleri vardır;
severler.
Babalar ki, bizim tamamladığımızdır;
döverlerse,
yalnızca kendilerini döverler.
…
Babalar ki, yalnızlığın en uzun tarihidir
içlerinden gelip geçtiğimiz.
Yalnızlık,
çocuk kılığında bir babadır
torunların büyüttüğü.
Ve
her terekede bir yalnızlık vardır
sulh hâkimlerinin göremediği.
Hasan Ali Toptaş
Babamın yüzü gözümün önüne geliyor. Anılarımda hep başımı kaldırıp onun yüzüne bakıyorum. Küçük elimi kavrayan elinin ne kadar büyük ve kuvvetli gördüğünü hatırlıyorum. Sanki sinirlerimin de kendi belleği varmış gibi göğsümün ta içinde hissettiğim bir başka anımda babama onu ne kadar sevdiğimi bir türlü söyleyemeyişim. Bu kadar açık ve dünyasal kelimelerle konuşma âdetinde değildik. Babamın sert fakat hassas profilinin her çizgisi gözümün önünde. Elli yıl. Her biri önemsiz bir sürü şeyle dolu. Asıl önemli olanlar belleğimden yıkılıp gitmiş. Zaman zaman babama acıdığımı hissederdim. Ona kendisini çok sevdiğimi söylemediğim için. Ama aslında kendime acıyordum. Benim söylemeye duyduğum ihtiyaç, onun işitmeye olan ihtiyacından fazlaydı.
Şibumi
kendinin öksüzü ıslak bir adam.
benzemem diye düşünürken
müsvedde oldum ona.
…
kavmim kadar ümmîydi babam
ya da herkes kadar sis.
dağılır bu kirli yarış diye düşünürken
yekûn oldum ona.
…
çünkü boşaltılmış köylere fısıltıyla bakan babam
katarlar boyunca gözyaşı şişelerini görmezdi
o, karın kapadığı rayları temizleyendi sadece
yorulunca klarnet çalan, boş vagonlara.
yürürüm diye düşünürken
sebep oldum ona.
…
babasız büyüyen babamın
oğulsuzluğuna dokunurdum.
ummam, diye düşünürken
sebep oldum ona.
…
babam kuytu konuşur ve susardı.
katrana bulanmış bir ağacın aleviydi o.
dönmem diye düşünürken
tavaf oldum ona.
…
çiğnedim babamın sancı sırtını
gittim raylarda unutulan hikâyelerin kahrına.
ben o dişi taşların oyuklarında duaydım artık.
alışır, alışır, diye düşünürken
merak oldum ona.
…
fermandır: babayla bozgun her çocuk
hoyrattır elbet aşklarına.
çünkü zamansız yolcuya susar kavşaklar.
dedim, dedim ve
revân oldum ona
…
çünkü kara örtüler atılırken üstüme
canıma kesilen paralar da hebâ.
hiç gitmedim kendimden uzağa, diye düşünürken
sıla oldum ona.
…
yaşlandıkça neden yalvaran kabirler
gibi bakardı babalar.
neden! diye düşünürken
medet oldum ona.
…
rüzgarda dalgalanan bir perde kadar
dokunaklıydı onca aleve susan babamın gözleri.
bakmam diye düşünürken
nişân oldum ona.
…
sararmış istasyonlara yanaşması gibiydi babam.
herkesin kulak kesildiği bir salâ oldu sonunda.
unuturum diye düşünürken
mürekkep oldum ona:
artık buruşuk bir çarşaf gibi dağılan
yüzüne bakınca duydum ancak:
anneler erken
ölümlerine yakın sevilir babalar.
Kemal Varol