Sanman taleb-i devlet ü câh itmege geldik
Biz ‘âleme bir yâr içün âh itmege geldik
Sad kâfile şekvâ ile âzâr-ı felekden
Hâk-i der-i cânâna penâh itmege geldik
Ser-tâ-be-kadem dîde olup dâg-ı hevesden
Âyîne-i dîdâra nigâh itmege geldik
Ey hâce günâh ise nazar rûy-ı butane
Biz ‘âlem-i ‘îcâda günâh itmege geldik
Hâr olmasın a’dâ ki bu gülzâr-ı fenâya
Bir gül koparup zîb-i külâh itmege geldik
Bu meykede-i mihnete ‘Avnî gibi biz de
Hâl-i dil-i şeydâya tebâh itmege geldik
Sanmayın biz servet ve nam aramaya geldik.
Biz bu dünyaya bir sevgiliye ah çekmeye geldik.
Yüz tane kervanla, kaderin bize ettiği işkenceden sızlanarak,
Sevgilinin kapısı önünde tozdan sığınmaya geldik.
Arzunun yanık yaraları yüz tane göz olup örter bizi baştan ayağa,
Biz sevgilinin güzel yüzüne aynada bakmaya geldik.
Ey hoca, eğer bir putun yüzüne bakmak günahsa,
Biz bu uyduruk dünyaya günah işlemeye geldik.
Bir diken olmasın bu yanıltıcı gül bahçesinde söyle düşmana,
Biz sarığımızı yalnız bir tek gül koparıp süslemeye geldik.
Bu acı çekiş meyhanesine biz de Avni gibi geldik.
Dertli kalplerimizi terk etmeye, şarap içmeye geldik.
Çeviren: Vehbi Taşar