kumral bukleli kadın, bir ismin var elbet ama ismini ağzıma alacak kadar güçlü değilim.
öncelikle, sahiden dünyanın en şanslı kadınısın. ama bir zamanlar o vasıf bana aitti, yani kalıcı olamayabiliyor. bunu kalıcı kılmak senin elinde. onu üzme diyebilmeyi isterdim ama bize mutluluk için hep yanlış formülleri öğrettiler. onu üz. sana daha çok bağlanacaktır, kuşkun olmasın. altı yıllık bi tecrübeyle sabit. gitmekten söz et bazen. seni kaybetmekten ne kadar korkarsa o kadar sıkı sarılır. çabalar. kıymetin artar. mutlu da et tabii. çocuksu tebessümlerini ayyuka çıkar onun. sevmeyi, sahiplenmeyi en iyi o bilir. bilirim. başını döndürür aşkı. fedakarlık da eder. soğumadığı sürece her sarılışında kaburgalarınız iç içe geçer. hiçbir özel gününüzü unutmaz. seni mutlu etmek ve şaşırtmak için her şeyi göze alır. ağladığında seninle ağlar. gerekirse ailesini dahi karşısına alır senin için. tüm bunların tadını çıkar. çünkü bir gün hiçbir sebep yokken kaybetme olasılığın var. düşüncesi bile korkunç, biliyorum. inan gerçeği tahammülü imkansız bi hayal kırıklığı. hatta büsbütün hayat kırıklığı.
biraz ukaladır, egosu şişiktir falan ama bunları törpülemek senin elinde. ben zamanında başarmıştım, imkansız değil yani. midesi rahatsız, unutma. bir kez ameliyat oldu, doktor “bir dahakine riski büyük olur” demişti. bu yüzden doktorun verdiği diyete uymasını sağla stresi en asgari boyutta yaşat ona. işi yoğun ve yorucu, üstüne varma fazla. ona bazen anne, bazen dost, çoğunlukla eş olmasını bil. karnına yapılan masaj onu çok mutlu eder, aklında bulunsun. ne kadar sinirlenirse sinirlensin üzerine git. asla onu kendi haline bırakma. sorunlarıyla tek başına başa çıkmaya alışırsa bu onu senden uzaklaştırır. onu yumuşat. susmasına asla müsaade etme. en kısa süreli sessizliği üç ay, bilesin. havalar soğuk ama onun teni hep sıcaktır. buluştuğunuzda çok üşürsen burnunu boynuna yasla, tabiatın eşsiz bi sobası onun boynu. onunla üsküdara gitme. ya da çiçekçi çingenelerin dolaştığı herhangi bir yere. cebindeki tüm parayı onlara harcayarak zayi edebilir. delidir. bu arada bizim bi kumbaramız vardı, sarıyerdeki beğendiğimiz bi evi alabilmek için birikim yaptığımız. annesi de destek oluyordu. o duruyorsa, o evi alın. yaşanabilecek en güzel ev orası. sahilinde bi park var, çocuklarınız olduğunda oynamaları için. bu arada o işten geldiğinde anahtarı deliğe sokmadan sevdiği kadının onun gömleğini giymiş vaziyette ona kapıyı açması en büyük hayali, bunu ona tattır.
seni zerre tanımıyorum ama senden nefret ediyorum. buna rağmen benim yaşadığım sancıyı bi başkası yaşamasın istiyorum. yoksa yanındaki adamı düşündüğümden değil, inanki. çünkü geçmeyecek yaralar açıyor o susup giderken. ben güçlü bi kadın değilim, bilmiyorum, belki sen de değilsindir. zor işte. yaşama bunları. onu seviyorsan, kaybetme. ondan vazgeçemeyeceğini ve ne yaparsa yapsın onu affedeceğini asla ona hissettirme. yoksa günün birinde sen de benim gibi dişlerini sıkarak, boğazında şehir dolusu acıyla, başka bi kadına aynı mektubu yazmak zorunda kalırsın.
bu arada bana hissettirdiklerini affetmeyeceğim, bu hatırında kalsın. ve senden son bi şey istiyorum, bu kez kendim için; sakın sana “biriciğim” diye hitap etmesine müsaade etme. benden inşa ettiğim geleceğimi, hayallerimi, sevdiğim adamı ve doğacak kızımı çaldın. bari bırak, o hitap şahsıma münhasır kalsın.
sevdiğin adamın bir zamanlar en sevdiği.
–Mavi Tuğba Karademir