Geçmiş Yinelenebilir mi?

Bir filmi birçok kişi seyreder, ancak her izleyici filmden aynı biçimde etkilenmez. Çünkü izleyicilerin farklı geçmişleri, farklı ruhsal yapıları, farklı kişilikleri vardır. Öte yandan, bir kişi bir filmi ikinci kez izleme fırsatı bulursa ilk izlemeden farklı bir süreç yaşar. Belki filmden yeni tadlar alır, belki de önce neden beğenmiş olduğunu kavrayamaz bile. Çünkü iki izleme arasında kişi yeni deneyimler yaşamıştır, artık o filmi ilk izlediğindeki kişi değildir.

Bu sürecin bir başka boyutu da kişilerin gösterim sırasında filmle, daha sonra da birbirleriyle iletişim kurmalarıdır. Bu etkileşim, sinema filmini cansız, selüloid bir şerit olmaktan çıkarır, canlı toplumsal bir olaya döndürür. Bir film, her seyirci için özel bazı anlamlar taşıdığı gibi, aynı seyircinin filmi her izleyişi de birbirinden farklı, özgül olaylardır, yani aynı filmi iki kez seyredemezsiniz.

Bu etkileşim biçimi diğer sanat ürünleri için de geçerlidir. Aynı şiiri yirmi yaşında okumakla kırk yaşında okumak kuşkusuz tıpatıp aynı etkileri yaratmaz insanda. Her okuyuşta farklı tatlar alınan şiirler yüz yıl sonra da okuyucu buluyorsa, bunlar büyük yapıtlardır. Yüz doksan yıl kadar önce doğmuş, yüz elli yıl önce ölmüş olan Puşkin’in şiirlerinin kişileri hala etkilemesi bunun bir örneğidir.

Tılsımım, Koru Beni‘de (*) tartışılan temel sorun da budur. Gazeteci karı-koca Dimitriyevlerin Puşkin Şiir Şenliğini izlemek üzere geldikleri Boldino’da her köşenin Puşkinle dolu olduğunu gözleriz: Çevredeki kişiler, köylüler, ziyaretçiler, sanatçılar hep birlikte ama herkes kendine göre büyük ozanı anmaktadır. Öncü bir tiyatro grubunun sahnelediği oyun, bize bütün bu törenlerin aslında geçmişin aynen yinelenmesi olmadığını, yapılanların bir tür sahneleme, öykünme olduğunu anımsatır. Puşkin yüce duyguları yaşamış ve en uygun biçimde onları anlatmıştır. Herkeste uyandırdığı ortak etki, bu duyguların evrensel insani özüdür. Yeniden yaşanabilecek olan da bu duygulardır, Puşkin’in yaşamının yinelenmesi değil.

Aleksey Dimitriyev’in karısıyla Klimov arasında geçenler, bir bakıma Puşkin’in yaşamından bir kesitin aynen yinelenmesi yoluyla ozanın anılmasıdır. Ama Alekseyle Klimovun düellosu yüz elli yıl önce Puşkin’in ölümüne yol açan düellodan çok farklı olacaktır. Aynı düello da iki kez yaşanmaz. Büyük sanatçıların insanlara öğrettiği, yaşattığı insani öz, duygulardır. Yani bir şiiri okurken, bir filmi seyrederken yeniden yaşanan şey, duygulardır, olaylar ise bir kez yaşanmış ve tarih olmuşlardır.

Güzel oyuncuların başarılı oyunları, seyirlik nitelikleri, göz kırpmadan izlenen kurgusu ve insani olanı tartıştığı felsefi özü ile Altın Laleyi haketmiş olan Tılsımım, Koru Beni, yılın hem en iyi, hem de üzerinde en çok durulacak filmlerinden biri olmaya aday. Bu filmi izleyin, hem de dikkatle izleyin.

Hüray-Caner Fidaner
Sinemadan/Videodan
Bilim ve Sanat
Kasım 1987, 83:51

(*) Tılsımım, Koru Beni, (Hrani menya moi Talisman), Yön: Roman Balayan, Oyn: Oleg Yankovski, Tatyana Drobiç, 1986 SSCB yapımı (1987 İstanbul Sinema Günleri, Altın Lale Ödülü)

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.