Suyun da hafızası var: …
(sesinde buzullar eriyen kadına)
Sizin yüzünüzden avcısız kalmıştı diğer ceylanlar
Belleğimde hâlâ / beni içerken içime bakan gözleriniz
Saçlarınızda gezdi o akşam elleriniz hep ve ben biraz eğilmenizi
Söğüt dallarını öpmek isteyen su kadar sessizce beklemiştim
Ben bengisu / nasıl saklardım ki umudun o kıvılcımını
O akşamdan beri akşamlarımı ateş böcekleriyle geçirdim
Suyun da hafızası var:
Siz / en evvel sönen ateşin imgesisiniz
Dokunamasa da yüzüme / gövdeniz gövdemin içinde büyüdü
Siz / yüzümde açan çiçek / siz / benim nilüferimsiniz
Ben yanardağ ağzında birikmiş su / ateşin su sancısı bana yakın
Dibimde şiirden sandalıyla batıp boğulan bir şair söyledi bunu
Sizin susuz şehrinizden uzak / bütün akarsuları kıskandım durdum
Şimdi taşarak melen çayına karışmayı / derin derin düşler dururum
Suyun da hafızası var:
İçimde yosun tutmuş tüm taşlar / bana söyleyemediğiniz sözler kadar
Size / suskunun önceliği / size / içimin şakayık güzelliği
Burgaçlar düşleyerek / köpük köpüğe size sürükleniyorum
Siz / aşk kadar yalan / yalan kadar acımasız / yılan kadar güzel
‘’Aşk bir yalandır’’ derken yalan söyleyen kadınım
En büyük yalan:
Susuz sönen ateştir.
Turgay Uçeren