436

Nedense bir anda aklıma gelen ve yazmadığım için daha sonra hatırlayamadığım dizelerin, yazdıklarımdan çok daha iyi olduklarını düşündüm her zaman. Ve bu pişmanlık benzeri ruh hali canımı çok sıktı. Ne olduklarını bile hatırlamıyorum, ne anlattıklarını bile bilmiyorum ama iyi olduklarından emin olabiliyorum ve yaslarını tutabiliyorum. Üstelik bu davranışın iyi veya kötü olduğuna dair hiçbir karara da varamıyorum.

Bir ara baktım böyle olmuyor, ışığı söndürmüş ve geceyi kapatmışken bile yatakta aklıma aniden geliveren dizeleri hiç üşenmeden yataktan fırlayıp deli gibi yazmaya koyuldum artık. Ama birkaç dize sonra devamı gelmiyordu onların da. Tıkanıyordum ve bezginlikle yatağıma dönüyordum. Çok rezil bir duyguydu. Artık gelenleri umursamayıp uyumaya çalışıyordum.

Belki de hiç olmamaları gerekiyordu ve ben bunu anlayamıyordum.

-Bir şeyler değişmiş sanırım.
-Hiçbir şey eskisi gibi değil.
-…

Ne zaman bir giden olsa, o en iyisi oluyor hep. Onu iyi yapan gitmiş olması sanırım. Ben de gitsem iyi olur muyum, diye düşündüm ama peşimden gelen olmadı. Dönüp arkama baktım çaktırmadan, tam hizamda çok önemli bir şey görmüşüm de ona dikkat kesilmişim gibi davranarak. Oysa arkadaki insanın oralarda kayda değer bir şey olmadığını fark edebilecek kadar akıllı olabileceğini düşünemeyecek kadar da aptal oldum her defasında.

Sonuçta gidilmiş olunuyordu ve geri dönmek pek de tutarlı bir davranış olmayacaktı. Sonra kapılar da çabuk kapanabiliyor mesela.

Onu da o dizelere benzetiyordum. Devamı gelmeyen ve hiçbir zaman bir şiir olamayan, bölük pörçük cümlelere… Elimi atsam inciniyor, dokunmasam sanki her an uçacakmış gibi bir telaşla yaşıyordum.

-Ne zaman gitti?
-Kim?
– O işte, bahsediyorsun ya sabahtan beri.
– Haa, o mu? Hiç gelmedi ki.
– Ondandır işte.
– Neyden?
– Hiç gelmemiş olmasından.
– Saçmalıyorsun.
– Bunu düşün.

Dalga geçmiştim ama gerçekten ona uyup düşündüm.

Bisikletleri bu kadar sevmemim nedeninin; babamın ben çocukken çok istediğim halde bana hiç bisiklet almaması olduğunu fark ettim o an.

Yakından sevme fırsatım olmayan şeyleri, uzaktan daha çok sevebiliyordum.

Bitiremediklerimin, yitirdiklerim olduğunu sanıp üzülüyordum.

Rıdvan Göksu

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.