Şiir Gibi

hüzün

yaptığımız ve yapmayı sürdürdüğümüz işlere, düşündüklerimize, hissettiklerimize asla inanmadan ne kadar çok şey yaşadığımıza dair bir tartışmayı içeren doktora tezimi nihayet dün sunabildim; bazı dostlarım sayesinde kabul edildi; böylece, teknik anlamda bazı düzeltmeler kalmakla birlikte daha bir aranızda olabilecek bir haldeyim… bir tez jürisi hikayesi anlatmayacağım elbette, ama tek söyleyebileceğim şeyi söylemeden edemeyeceğim: sevinç yerine bir “bakiye” duyguyla karşı karşıya kaldım… beş altı yıldır uğraştığım ve şu anda benim için “çok özel” üç kişinin sayesinde tamamlanmış olduğuna kani olduğum bir çalışma sürecinden geriye sadece biraz “hüzün” kaldı… olayı odtü’deki mahfuz bir lojmanda günbatımına karşı absolut vodka, havyar, hıyar turşusu, caz, rus, amerikan, alman ve barış gücü askeri ceket ve pantalonları, rebetika ve kazaska eşliğinde kutlamaya çalıştık –ama yine geriye hüzün kaldı… her yeni gün geriye kalan günlerin sorgulanmasıdır diyerek geçiştirmeye çalıştığımız bir hüzündü bu… belki sadece duke ellington başedebilirdi böyle bir şeyle… ve öyle de oldu… ama geriye yine biraz hüzün kaldı…

aranızda bu olayın gerçekleşmesine –hiç farkında olmasalar bile– katkıları olanlara (ve olmayanlara da) sonsuz teşekkür ediyorum…

hüzün geriye kalandır. biraz blues dinleyin benim için…

not: “hüzünlü tezin” tamir edilmiş son halini yakında ortama göndereceğim, ilgilenenler okuyabilirler; ama burada bölük-pörçük de olsa tartışmakta olduğumuz bazı konulardan pek uzak değil ve ne yazık ki ingilizce…

Ulus Bakerulus-baker-huznu

Leave a Comment