Babanın Yokluğuna Gitmek

Ne vakit babamın yokluğuna gitsem
Babam bana bir şey diyor.
Diyorum ki, bir yerdeyim ben baba
Bir gökte. Gökte gece var, ay var,
Sen de varsın. Ama hercai bir şey sanıyor
İnsanlar beni böyle görünce.
Oysa benim karnımda bir zehir var.
İçimde çok uzakta biri kalmış da
Onu çok özlemişim gibi bir zehir var.
Babam burası yatmak için çok güzel, diyor.
Sen de kaldır kıçını biraz gez dünyayı,
Kastamonu’ya git mesela Devrekani’ye
Çok güzelmiş de, bak o zaman geçecek,
Dünya göreceksin, gülümsüyor.
Elim soğuk mermeri okşuyor.
Onun  yokluğuna giderken biz
Kardeşlerim annem hepimiz
serin ufkundan geçiyoruz Balkanların
ve bizim oraların havası
Sanki hepimizin zehrine iyi geliyor.
Bana “sen kalk, güllerin altını çapala,
dünyayı belle, ben artık gideyim,” diyor.
Bir elim öbür elimi okşuyor.
Birhan Keskinbabalar-gunu-siiri

Kuğunun Şik’ayeti

Hepsi budur; kenardaki otlar..
Yüzüm hep suya bakar benim, suya dalar çıkar.
Bu göl; içinden bir ömrü geçirdiğim dünya
Bu durduğum, peşimsıra büyüsün diye rüya
Bu yavrular kanat açtığımız,
birbirimizin göğsüne durduğumuz filan…
Bu gördüğün göl kadar. bir de işte kenardaki otlar..

Kuğuysan, yeminliysen bir ömür bir aşka.
Diyeceğim; gitsen başka düğüm kalsan başka.

Ama vardı gidenler, onlarda gördüm;
(Her gidende seyreklikti, bir şey, uçtun da orda ne gördün!)
Gitmemeyi seçtim ben, kaldım üst üste, kördüğüm.

Öğrendiğim; bir kuğu yeminliyse aşka ömrü gibi
Göldür bütün dünya, bitmez boynun eğriliği.”

Birhan Keskinkugu

İki Olmak

Onlar, otlar, burada yoklar. Dedim sana.
Bunca zaman geçti, çok bekledim, sen bekleme
hâlâ yoklar.
Ben durdum, bekliyorum, onlar yoklar.
Çok bekledim. Böylece,
katıladım kendimi, durdum, taş oldum. Yoklar.
Biri sonra kırdı taşımı.
Yana devrildi biri. İki oldum. Yoklar.

Önümsıra yürüyordu yol ve içimde yan yatmış dağlar.
Açtı içimi, biri gördü, zamanın gümüş simi
ve keskin kristal ağlar.

Birhan Keskiniki-olmak

Vuslat Çayırı

Sen beni yandın, öyle! yanmak nedir bildin, öyle!
Yandın da n’oldu? Söyle.

Senin hiç sözcüğün ağrıdı mı,
alçaksın sen, ağrıdı da mı böyle?
Ben sözüme ruhumu verdim, yükseldi,
yükseği incittim, böyle!
Olanı biteni çektim, kanımı unuttum, böyle.

Sen dünya mülkündesin, öyle!
ben sabahı ettim içimde sızlayan bir şeyle.

Sen beni yandın, beni yandın sandın, böyle.

Sen yanmak gör, ben kendimi kül ettim
Sen bu alçaklıkta dur, ben otlara gittim.

Birhan Keskinvuslat

Bırak Bırak

Bırak o kordonu dedin, bıraktım ve çıktım dünyaya
İlk zorluğu buyurdun, memeyi bırak dedin, uzun emdimdi eminim.

Köyü bırakıyoruz dediydi baban biraktı hepimizi şehire
Saçını bırak, dedi annen berberde her sabah zor olur
Her gün taraması, başlarken ilkokula.
Ne berberi unuttun ne o günü.
O gün bugün saçın bir anlamı yok sende, arada zülüf filan
desen de şiirde.

İlkokul öğretmenin sol elini beğenmedi, bırak dedi,
Solak ne öretmenim diyemeden bıraktın kalemi sağ eline.
Çocuklar travmatik oluyorlarmış boşanınca babayla anne
O ne ki, bizimkiler kaç evi başımıza yıktılar her mahallede.

Bir arkadaşın nurcan; sana göre, yaşına göre
Onu esmerliğiyle sevdiydin geceyi de,
ilk ayrılığındı, işte bak, bırak dedi sana,
bıraktın oyun arasında, anlamadın bile.

Feneri yak gidelim mavilim, sonra… ne bileyim, onca hırgür.
Anlamadım neler bıraktım ilkgençlik yıllarında ralarda ralarda.
Okulu bırak diyen bir şeytan da olmuştu arada, saymalı onu da.

Sonra büyü dedin, büyüdük.
Uza dedin uzadık. Boylu boyunca.
Elimi büktüğün yetmedi belimi büktün,
bırak dedin basketi, bıraktım.
Beş olması gereken yerde dört omur varmış
Niye eksik ben ne bileyim, sen taktın?
Al bak sana şiir dedin,
Onu beşinci omur diye taktım.

İlk aşkımdı, nasıldı dersen, ilk fasıldı, asıldı,
bu şiirin başındaki süt gibiydi, bırakması.
Onu bırak dedin ya. Ah ne zordu. Bir vapur iskelesinde,
turnikenin öbür yanında.
Gözümü açtığımda elektroşok veriyorlardı eksiğimin
yerine.

Gençlik işte onu bırak bunu bırak, serseri misin, bırak
Diye diye, bıraktıklarını dizemezsin,
Vesselam lale sümbül bağın
bırak bırak, bitmiyordu bu hayat.
Kısa kestim bu bölümdeki yılları, uzun bıraktırmıştın çünkü.

Kompile mistik ol dedi biri, kimdi, bir ara unuttum kendimi
Oysa hayattı bu, buradaydı, ben buradaydım, yoktu yeri
Basitti yaşamak. Yaşarsın ve kemiklerini bırakırsın geri.

Hayattı, hayatımızdı, olgun bir meyveye benziytor gibiydik ileri geri
Baktım bırak dedi babanın elini,babam sana gitti,
ondan kalan boşlukla da epey büyüdüm, inanmazsın işte!
İşte o meşenin altı, on yıldır yok, işte burada yokluğunun yeri.

Onca yıldan
Onca bıraktıklarımdan sonra
Ben şimdi sana
Bırak beni, bırak beni dersem
Ve sen

Beni bırakırsan var ya
Beni bırakırsan var ya!

Birhan Keskin
fakir kene / metisbirak_birak_siiri_birhan_keskin

Ova

İki yanım dağ,üşüdüm heybetinden
Bir adım daha güneşe, bir adım daha
bir adım derken… genişledim
uzağım artık kendimden.

Kurumuş bir bataklık göğsümde,
ayaklarımdan uzak duruyor su.
Ve sessizliğin yankısıyla kuruyorum
kendimi yeniden

Mutlak ıssızlıkla buluştum,
mutlak kopmuştum hatıradan.
Bir şey değilim ben,
geç benden.

Ağaç tutunacaksa bende, köklerine güvensin
yol gidecekse, varsın gideceği yere.
Sabahın sisi ayaklarımı yalıyor
gece de geçecek benden.

Sustum. Yeryüzü olacağı gibi olsun.

Açtım kendimi, dümdüz,ovayım ben.
Rüzgar vurdukça bana çınlasın çimen.

Birhan Keskin gunes

Su

Konuşmam artık, ağır sözler söylemem
bir düş için sabahları göğsüme sedeften
bir çiçek işlerim

Hiç bilmedim,konuştuklarımdan ne anladın,
ormanın korkunçluğunu söyledim,
ovanın serinliğini sustum,
sen uzun bir uykuyu uyudun, ben düş gördüm

Durmadan bir yoldan söz ettim:
suyum ben, adımı unutmadım,
dolanıp, bir gün yanına düştüğüm
bir dağdan söz ettim;
dünyanın işine karışmadım,
beni avutmaz dünya, beni tutmaz da,
dolanıp içinde kirinin
yine temiz geldim.

Göğsümde sedeften bir çiçek taşırım:
bir büyü bu, hayata karşı yaptırdım
konuşmam artık, kalbini kırdımsa senin
bil ki yanına düştüm.

Birhan Keskinsu_siiri

Yolcu

“Şimdi” ve “Burada” olmanın kederine karşı çıkmadım.

Dünyada iki kapılı bir han gibi durmanın,
buraya böyle gelmiş olmanın,
geçene yol açmanın, ki içinden rüzgar geçirmenin
ne büyük güç istediğini anladım. Durmanın en büyük sabır…

İçimde yeryüzü konuştukça anlıyorum ki,
bölünmüş bir hatırayım ben
dünyaya dağılan.

Ve şimdi biliyorum, neden,
yaş akıyor
atımın sol gözünden

Birhan Keskinsiir

Kırık Anafor

Kıraç, boz ve kurak bir boşluktayım
kilimleri rüzgâra karşı astım
ben burada
sapların üstünde öğle uykusundayım
dünya aşağıda dağlar uzakta
ben küskünüm ama şu yamaç kadar
ama rengarenk, rüzgârda kilimler
ve harman sonu, yorgun yaprak, kaçkın keler.

Üzerine akşamın kapandığı gölüm ben
Bir kez hatıra ettim aşkı, bir daha etmem.

Seyrek salkımım bağda
Güz geçmiş üstünden
ve tenha.

Göl gibi misin,
Göl gibi misin?
Göl gibisin hea!Rüyadasın, hey, rüyasın.
Bir su şiirinde
Gürültüyle konuşuyorsun
Aşağı iller,
Susmuş şimdi. Oyy!sa

Birhan Keskingolum_ben

Estradıol 5.8

Eksildim ben, azaldı içimdeki su
Yeşermiyor cümlem.
Oysa
Ben senin bir kimsenim, sensin esin.
Buna inandım uyudum,
Uyandım bununla durdum.

Narın içinde canım niye kanıyor?

Birhan Keskinbirhan_keskin