Çeviri Şiirler, Nizar Kabbani, Şiir

özgeçmiş

hüznümün anahtarlarını
neden istiyorsun benden?
hüznüm ki, bülbülün hüznü gibi
sevinçli bir hüzün…
ben böyleyim…elli yıldır
çılgınlığımın bir kıyısı yok
ne de bunalımımın bir sınırı.

ben böyleyim…
hüznümün otelleri arasında gidip geliyorum
denizler ne kadar çiğnedi
gök gürültüleri ne kadar da tükürdü beni
neden
tenimin değişmesini istiyorsun?
tenimin değişmesi
uzak bir ihtimal
sesimin değişmesi
uzak bir ihtimal…

ne kadar çok bana tapanlar sarsa beni
o kadar hissediyorum kendimi
yalnız bir ilah olarak..
ne kadar aşıklarım sarsa beni
kendimi o kadar bir ikilemde hissediyorum
ne ben biliyorum ne istediğimi
ne de şiir…
2
neden arzularımıza bakmaya çalışıyoruz
kendimi aptalca hissedeyim diye mi..
seni seviyorum deyince…
kelimeler sana ne katıyor?
aşkın gezegeninde yok
yeni bir şey…

3
neden..
konuşma sanatını icra ediyoruz yatağın üzerinde?
ayvaya benzeyen göğüslerinden sonra..
sözlerin yararı yok..
neden
uğraşıyoruz bilgilenmeyle?
perdeler, gökyüzü
ve yeryüzü altımda sallanırken

4
neden
öğretmen rolü oynuyorum..
karar saatinde-söyle
ne kollarım cam.. ne de dudaklarım buz..
teninin gözenekleri açık..
göğüslerin..soluklanmak için dışarı çıkıyor arı havayı..
biraz sonra..geri dönüyor.
ne yararı var aristo’nun..lorca’nın..kafka’nın..tagora’nın
kan kaynayıp..damarlar uluduğunda..
bu şarabın kültürü..
ne ilgilendirir ki bu parçaları?
ve vücudun eşsiz bir parça..eşsiz..

Nizar Kabbani
Çeviri: Musa Aggun

Leave a Comment