Mevlânâ Celâleddîn, Şiir, Türk Şiiri

Ne mutlu o güne ki, uçacağım o dosta

Geceleri sözüm bu, düşüncem bu günlerdedir;
Gönlümün cezbesinden gafil oldum nicedir.
Nereden gelmiştim ben ve gelişim ne diye?
Ülkemi göstermezsen bu gidişim nereye?
Niçin yarattın beni; bir derin hayretteyim,
Beni yaratmandaki gayeyi ne bileyim?
Sadece yakînim var en ulvî âlemdenim,
Eşyamı toplayarak oraya gideceğim!…

– Şu toprak âlemine nasıl düşmüşsem öyle-
İki-üç günlük kafes takmışlar bedenime…
Benimle ilgisi yok bu toprak âleminin,
Bülbülüyüm ilâhî, o esrâr bahçesinin!
Ne mutlu o güne ki, uçacağım o dosta,
Ve kanat çırpacağım varmak için yanına…

Zira biri var, biri; söz dinler kulağımda,
Hem söz söylüyor, hem gizlenmiş ağzımda!
Kimdir bu gözlerimden öyle dışarı bakan?
Söyler misin kim, beni gömlek diye giyen can?
Eğer bana yol, konak göstermiyorsan buradan,
Bir nefes dem süremem tende ey ruh-ı revân!
Kavuşma meyini ver, tâ ebed zindanına,
Kırayım her tarafı, sarhoşça, şamatayla…

– Gidemem… İsteğimle gelmedim ben buraya,
Getiren götürecek, o güzel vatanıma…
Kendiliğimden şiir söylediğimi sanma;
Tek kapı bile çalmam uyanık olduğumda!
Eş Şems! Eğer yüzünü gösterirsen sen bana,
Bu murdar teni kırar, atarım bir tarafa…

Mevlânâ Celâleddîn
Çev. Şehrazad Şehzadeoğlu

Leave a Comment