Dilek Kartal, Şiir, Türk Şiiri

kısa kesikler

                                            “kırık kalbin remziymiş
                                                     kesik de bileğin”
                                                    muhammed palewi
kısa kesikler

lütfen ama.. ilk defa bir şiiri, beşinci kez yıkıp altıncı defadır kuramıyordum.. olmalıydı artık… neden olmasındı ki.. herkes yapmıştı bunu.. herkes ömründe en az bir kez.. ama ben.. neden ama.. üstelik bu kadar isterken.. kimse bu kadar istememişti, emindim.. en çok ben.. en çok sana.. kelimelerin böyle sözleşmiş gibi kaybolması..

doğumhanenin kapısı açılıyor
neşeyle yaklaşıyor nöbetçi hemşire
nöbetçi hemşire müjdesini istiyor
babanın yüzünde
yarım yamalak bir gülümseme
babanın omuzları çöküyor
babanın omuzları üçüncü kez
ama alışkın
ceplerinde yokluğunu avuçlamaya
baba ceplerinde
yoksulluğunu avuçluyor
üçüncü kez
susuyor baba
yutkunuyor
karısının alnını öpüyor
oğlunun yüzünü
geceyi bekliyor
kesin sövecek
tavana bakmak için
geceyi bekliyor
baba kesin sövecek 

heeyy! hadi ama!
şairim ben unuttunuz mu?
bilmez olur muydum..yani o sabah sana bakarak “şiir yazmak istiyorum” dediğimde.. evet, dünya şirsel değildi ama sen o kadar güzeldin ki.. hoş, güzel olmana da gerek yoktu, büyüyen gözbebeklerimi sakınmadan, dik, dimdik ve uzun zamandır ilk, bakabiliyordum ya sana, varsın dünya da boktan bir yer olsundu böyle, canı sağ olsundu, herkesin.. başta senin..

kız evden çıkıyor
kapıyı çarparak çıkıyor
tavandan koca bir sıva
sofranın ortasına
kız yokuşu tırmanıyor

söylene söylene tırmanıyor
eteklerini çekiştire çekiştire
doğup büyüdüğü yokuşu
muhafazakar
araba camlarından bakıyor
saçlarına
perdeler kıpırdıyor
kızın topukları
tıkır tıkır tıkır
perdelerin arkasında teyzeler
teyzeler tespih çekiyor
kız bir düğme daha açıyor
gömleğinden bir düğme daha
inadına
başını kaldırıp bakmıyor
çok güzel ama
biliyor
araba camlarından görüyor

sesler.. görüntüler.. yakalanmıştım.. bir ağız sürekli; “bilmediklerimizden sual olunmayacağız ammaaaa” , diyordu, “bildiklerimiz yetecek.” ben gittikçe küçülen harflerle “şahidiz” yazıyordum önümde duran kağıda; her kelimemden sorulacağını bile bile, her kelimemden sorulacağından korka korka; “şahidiz” yazıyordum, “haberim yoktu diyemeyeceğimiz kadar çok şeye.” sesler, görüntüler.. kısa kısa, kesik kesik… kısa kesikler atıp kaçıyorlardı. kısa kesitler..

seni göremiyorum! nerdesin?

telefonun alarmı çalıyor
pahalı bir otel odasında
telefonun alarmı
dördüncü kez
ajandası yanıp sönüyor
ticaret odasında toplantı
ticaret odasında toplantı
çıplak kol
erkek kolu
sus düğmesini arıyor
pörsümüş et
çarşafın üstünde
kadının gözleri kapalı
saçları kızıl
adamın gözleri kapalı
görmüyor
telefonun alarmı çalıyor
bir kopartabilse etini
çarşaftan
bir uyanabilse
kadını görecek
kadının saçları kızıl
ya adı

ticaret odasında toplantı
ticaret odasında toplantı

bildiklerimin gazabı? bilmek için can, biliyorum diye hava attıklarımın? silebilmek, bilmeyebilmek, mümkün olsa.. hepsini bir kalemde.. çok istiyordum.. çok.. ve sen o kadar, o kadar çok güzeldin ki.. o kadar çok şey dilimin ucunda inat ediyordu ki..

yardım et bana! oyunun sırası değil!

sokakta
bakkalın kepengi
mutfakta
yorgun bir kadın
buzdolabını açıyor
-ağza atılacak bir şey yok-
kapatıyor
buzdolabının kapağını açıyor
– bir şey yok –
kapatıyor
allah büyük diyor
mucize ?
umut?
buzdolabının kapağını
terlik sesleri
mutfaktan geliyor
bir de adam
yorganın altında
adam terlik seslerinden korkuyor
buzdolabının kapağını
bir daha…
kadın buzdolabının kapağını
kapatıyor
– ağza atılacak… yok –
adam yorganı ısırıyor..

yenildim

o sabah “sana bakarak şiir yazmak istiyorum” dediğimde
o sabah bana bakarak “ben güzel değilim” dediğinde

birden o sela
(allah taksiratını affetsin)

gözlerimi kocaman açıp sana baktım
gözlerini kocaman açıp bana
aklımda ne alâkaysa saklambaçlarım
süryanilerin duvarı
süryanilerin duvarında unuttuğum ellerim
sonra kırmızı bayramlığım
ilk kol saatim sonra; hislon- deri kayışlı
..
..
..

– nefesim..
– ilacın yanında mı ?
– insan korkuyor be ölümden, hele bir çocuğu varsa iki kere korkuyor..
– şşşş.. bak ! gözlerini kocaman açınca ağladığını kimse anlamıyor..



Dilek Kartal
Taşı Kim Atacak / Dedalus Kitap 2014

Paylaşmak ŞiirdirTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on TumblrPin on PinterestShare on LinkedInShare on Google+Email this to someonePrint this page

Leave a Comment