Dilek Kartal, Öykü

kanat çırpı(nı)şlarıdır ; adı AŞK…

“Yaz kuşlarının sisine gömdüm acılarımı
Sevdiğim kadınlarda kaldı yıllar ve yıllarım
Yıllar ve yıllarım kış mahsulü hüzünler
güz kokulu kederlerim
-Ne mi anlatır şimdi kuş kanadında suretim.?” (**)

Birbirine uzak iki kör noktadan, yere yakın ve temkinli kanat çırpı(nı)şlarıyla usul usul sokuldular uçurumun kenarına..
Nefes nefeseydiler.. Yorgundular.. Açtılar..
Hiç birinin ,diğerinin yorgunluğuna deva olacak dermanı yoktu..

Uçurumun ucuna doğru ürkek bir iki adım attılar.. Ayaklarının altında yani uçurumun bittiği yerde, bir cennet bahçesi göz kamaştıran güzelliğiyle gülümsüyordu.. ” Gel” diyordu.. Davet, öylesine baş döndürücüydü ki..

Solukları nispeten sakinleşmiş halde birbirlerine baktılar.. İkisinin de gözleri yılgınlıklarla harelenmişti..İç çekti erkek olanı:
-Keşke…
dedi ve sustu..

O’nun “keske”sini gölgede bırakan bir “keşke” ile cevap verdi dişi:
-Keşke orda olabilsek…

Sonra birden bire gözlerindeki yılgınlık yerini titrek bir umut ışığına bıraktı.. Bütün gücü ile silkinip, erkeğe yaklaştı :
-Belki de yapabiliriz. Ne dersin?

En az Onun kadar istiyordu erkek de.. Ama , ondan daha çok yol katetmişti.. Daha yorgun, daha bitkindi..”Zor” dedi.. “Çok zor…”

Sonra dönüp kanatlarına baktı:
-Bu kanatlar bu yolculuk için çok yaşlı artık..

Israrcıydı dişi olan.. Umut bir defa parlayıvermişti gözlerinde.. Duracak gibi değildi.. Genç görünen kanatlarını usulca açtı.. “Bak” dedi:
-Bak bana.. Senin kadar uçmadım belki.. Ama senden çok hırpalandım.. Sapan taşları, tüfek saçmaları, ağlar, kafesler.. Canım yanıyor hala.. Görmediğin, kimsenin görmediği usul bir kan sızıyor kanatlarımdan göğsüme.. Ama yine de…

Döndü.. Göz kırpıp duran cennet bahçesine kendinden geçerek baktı:
-Şu güzelliğe baksana.. Hiç değilse denemeyi hak etmiyor mu?

“Belki” dedi uzun yollar katetmiş yorgun erkek..
-Belki, ama.. Başaramazsak.. Ölürüz biliyorsun değil mi? Başaramazsak.. Kanatlarımız bizi oraya kadar ulaştıramazsa kayalara çarpa çarpa parçalanırız.. Herhangi bir ölümden daha acı , daha acıtıcı bir ölüm olur üstelik..

-Biliyorum.. Bütün bunları biliyorum.. En az senin kadar korkuyorum üstelik..Ama bak.. Bak rüzgar var.. O, bize yardım edebilir.. Bırakıveririz kendimizi onun koynuna.. Alıp uçurur bizi.. Unutuveririz bütün eski uçuşlarımızı..Rüzgarı kanat yapıp yeni bir uçuş öğrenebiliriz..

Samanyolundaki bütün yıldızları gözlerine takıp , öylece baktı erkeğe :
-Olmazsa da.. Cennete uçarken ölürüz.. Hiç değilse bu kadarını yapabiliriz.. Hadi!

Yavaşça sokuldu ona.. Başını, boynuna yasladı.. Eğilip ,yorgun kanatlarından öptü, incitmekten korkarak..
Öylesine içten “gel” diyordu ki..
Karşı konulmazdı.. konulamazdı.. Bu umut kırılmazdı..Bu yıldızlar koparılamazdı..
” Hadi” dedi erkek.. Yanındakinin verdiği cesaretle, “hadi” dedi..

Birbirlerine sarıldılar.. Kanatlarındaki eksikleri , birbirilerinin kanatlarıyla yamadılar.. İki yürek, iki kanat oldular.. Ve bıraktılar kendilerini boşluğa..,
Rüzgar, tutup aldı ikisini..
Uçurdu..
Uçurdu..
Ve gözden kayboldular..

Cennet bahçesine vardılar mı kimse bilmedi..
Geriye, ne zaman aşık olsak, kalbimizde çırpı(nı)p duran bir çift kanat bıraktılar..

*******

(**)Refik Durbaş/ İki Sevda Arasında Karasevda sf.24

Dilek Kartal

Leave a Comment