Deneme, Dilek Kartal

İki farklı GÜLE GÜLE hikayesi..

KADIN:
“O gün, son kez görmeye gittim O’nu.. Son kez, çünkü ; artık daha fazlasına gücüm kalmamıştı.. O’nun, o aslında herşeyin farkında olup ,bilmezden gelen tavrı ,bütün cesaretimi ve gücümü emiyordu adeta..
O geceyi düşünüyordum.. Adına” gurur” dedikleri o aptal kalkanı, ayaklarımın altında eze eze karşısında dikilişimi.. Ağlamamak için var gücümle çenemi sıkarak, dişlerimin arasından dudaklarımı parçalarcasına sızan ” seni seviyorum” cümlesini..
Bu cümleyi bekliyormuşcasına, kayıtsızca bakıyordu yüzüme.. O’nu öldürebilirdim. Yemin ederim.. Bu kadar umursamaz durabildiği için, O’nu gözümü kırpmadan öldürebilirdim..
Ayağa kalktı, yavaşça yanıma yaklaştı.. Gözlerimi kapattım.. Yüzüme değecek bir dokunuş yada nefes için neler feda etmezdim.. Ama , hayır… Buz gibi, inişi çıkışı olmayan bir sesle;”kafan karışık senin, geç oldu hem, hadi seni eve bırakayım” dedi sadece..
Utanmamıştım.. Hayır, hissettiğim şeyin adı utanmak değildi.. O’nun karşısında soyunmaktan, zaaflarımla çırılçıplak kalmaktan hiç utanmamıştım.. Hissettiğim şey ; Belki öfke.. Yada, Çaresizliğin verdiği saldırganlık ..Nefret ediyordum O’ndan..
Tek kelime etmeden çıktım evden.. Arkamda ne bir ses, ne bir seslenen..
Bir daha aramadım.. O da aramadı.. Zaten , ben aramadıkça , O beni asla aramazdı..

Aylar sonra yeniden karşımdaydı..Gözlerinde ne bir şaşkınlık, ne sitem, ne özlem.. Hiç bir şey.. Sadece koca bir boşluk.. Arkasına düşüp paramparça olduğum koca bir boşluk sadece..
“Gidiyorum” dedim.. ” Bir teklif aldım.. Yurtdışından.. Sanırım buralardan biraz uzaklaşmak iyi gelecek bana..”
Dinliyordu.. Yani , sanırım dinliyordu.. Öylesine tepkisizdi ki.. Her zamanki gibi.. ” İlk etapta 2 yıl.. Herşey yolunda giderse belki de geri dönmem.. sonuçta benin burada tutan bir sebep yok nasılsa..”
– Hayırlısı..
Bu kadar işte.. “Hayırlısı..” Lanet olası bir “gitme” kelimesi ile yeniden doğabilecekken, “hayırlısı” ile bir kuyuya yuvarlanıyordum..

Bir an göz göze gelebilmek için yüzüne baktım…. Bir şeyler görebilirim, kuyunun dibini boylamadan tutunabilecek bir şey yakalarım umuduyla son bir hamle.. Nafileydi.. Gözleri yoktu.. Bana bakmıyordu bile.. Düştüm.. Paramparça oldum üstelik..
El sıkıştık..
Arkamı dönüp çıkarken, kendimce cezalandırdım O’nu.. “Seni seviyorum”umu kendime saklayıp, “Allahaısmarladık” dedim sadece..
Bunun bir avuntu olduğunu ve Onun için hir birşey ifade etmediğimi bir kez daha ilan eden son cümlesi , buz gibi, uzak ve soğuk , iki küçük kelimeydi..

GÜLE GÜLE…”

ADAM:
“Geleceğini hiç tahmin etmiyordum.. Kapı açılıp ta, Onu karşımda görünce.. Neyse ki masanın üzerinde, toparlanması gereken kağıtlar vardı.. Ellerimdeki telaşı farketmemesini umuyordum.. Farketmedi.. Neden ,bilmiyorum ama , nefesim daralıyordu..
O geceden sonra ilk görüşümdü O’nu..
O gece.. Karşımda küçük bir kız çocuğu gibi titreyişi..
Neden böyleydim ben?Ne hissediyordum O’na karşı? Birşey hissediyor muydum onu bile bilmiyorum.. Bu direncin sebebi hakkında en ufak bir fikrim bile yoktu.. Ama olmasını
istediğim buydu.. Yada belki olması gerektiğine inandığım… Off.. Hiç birşey bilmiyordum.. Kendi , içimde tek başınalığıma o kadar alışmıştım ki; onu bozacak en ufak bir ayak sesine dahi tahammülüm yoktu..
O ise, bütün inadıyla asla kıramayacağı bir kapıyı yumrukluyordu..Ellerinden sızan kanı görüyordum..Hiç birşey yapmadan, tek kelime etmeden öylece seyrediyordum.. Belki de birşey yapmak istemiyordum.. Ne o kapıyı açtım, ne kapıdan kovdum.. Sadece seyrettim, ellerini parçalayışını.. Kendimden nefret ediyordum.. Onun zaaflarını mı kullanıyordum yoksa?
O gece “kal” desem olabilecekleri biliyordum.. Teslimdi.. Bu teslimiyetten emin olmanın verdiği bir boşvermişlik miydi acaba? “Kal ” demedim Ona..

Neydi? Neyimdi? Hiç düşünmedim.. Sormadım kendime.. Bir defa bile kulak vermedim kalbimin sesine.. Kalbi dinlemek tehlikelidir.. Acıtır insanı.. Bunu tecrübe etmesem de, inandığım doğru buydu.. Belki de bir kalbim bile yoktu benim..
Gitti.. Öylece kala kaldım odanın ortasında.. Boğazıma takılma ihtimali olan yumruktan korkup ,yutkunmadım bile.. Hislerim bir anda yok olmuş gibiydi.. Kaskatı kesilmiştim..
Hiç aramadım Onu.. Aramazdım zaten..Aramamalısın diye fısıldayan bir iç sesim bile yoktu..
Büsbütün silinmek üzereydi aklımdan.. Taa ki o gün..
Yeniden karşımdaydı işte..Güçlü kadın rolü oynayan , küçük, küçücük kız çocuğu (m).
“Gidiyorum” dedi.. Ve peşinden bir sürü başka şeyler.. Kulaklarım uğulduyordu.. Hiç birşey duymuyordum artık.. Kulaklarımdan beynime aynı anda binlerce darbe vuran tek bir kelime tarafından yutuluyordum: “Gidiyorum..”
Bu halimi hiç sevmemiştim….Korkuyordum.. Kontrolümü kaybetmekten korkuyordum ..
“Hayırlısı” dedim sadece.. Kuru , kupkuru bir “hayırlısı”.. Kalbimden geçenin ne olduğunu bile bilmiyorum.. Dinlememeliydim onu..
Bakışlarındaki öfke miydi? Yoksa acı mı?
Ne olduğunu anlamak için bakacak olsam beni görecekti.. Beni gördüğünde, gözlerimde görmesi muhtemel şey.. Yok .. Bu ölmek demekti.. Bakmadım gözlerine..
El sıkıştık.. Avuçlarım daha önce bu kadar acı çekmiş miydi?

Arkasını dönüp gitti..Fısıltı halinde odaya bıraktığı “Allahaısmarladık” cümlesine,neden bilmiyorum ama sanki ruhsuz bir “güle güle ” ile cevap vermeliydim.. Yapmam gerekeni, gerektiği gibi yapmıştım işte..

GÜLE GÜLE…

………………

(Dış/Dündüz/Adam-Kadın)

Kadın, gözlerindeki sağanağa yakalanmamak ve yakalatmamak için koşarak iner merdivenlerden.. Adamın içinde, kendi kendisine bile adını sormaktan kaçacağı isimsiz bir boşluk kalır..

Dilek Kartal

Leave a Comment