İbrahim Berber, Şiir, Türk Şiiri

Söyleyin Leyla’ya beni unutsun

Söyleyin Leyla’ya beni unutsun
Ne sıcak koynu varmış hatıraların,
İnsan yıllar sonra anlıyor bunu,
Acılar işlemeye başlayınca içine,
Derinden derine duydukça kahrı,
Uzayan gecelerde,
Ateş basınca her aynını,
Çareler tükenince,
Yok, olunca umutlar,
Bir sızı; ince ince,
En derine inice
Söyleyin Leyla’ya beni unutsun

Söyleyin Leyla’ya beni unutsun
Hiç yaşamamış gibi her şeyi,
Güneşi hiç görmemiş gibi,
Seyretmemiş gibi mehtabı, yıldızları,
Bana söz vermemiş gibi,
Dayanamaz bütün bunlara biliyorum,
Yalan der başka bir şey demez,
Kötü söz söylemez,
O bilmez kini,
Sadece gözyaşları birikir kirpiklerinde,
Sadece çeke çeke ağlar içini,
Söyleyin Leyla’ya beni unutsun

Söyleyin Leyla’ya beni unutsun
Aynalarda taramasın saçını,
Türküler söylemesin sevda üstüne,
Tenhalarda gezmesin yalnız başına,
Yağmur yağarken sığındığımız,
Ve adımızı yazdığımız o incir ağacının,
Artık bilsin çoktan kuruduğunu,
Sigara üstüne sigara yakmasın,
Unutsun bütün hüzzamları, nihaventleri,
Şükran ayı, Suat Sayın’ı,
Bir daha gitmesin o sahil kahvesine,
Başka bir yerde içsin ne olur,
Tek şekerli çayını
Söyleyin Leyla’ya beni unutsun

Söyleyin Leyla’ya beni unutsun
Boşuna yakmasın evinin ışıklarını,
Açık bırakmasın perdeleri boşuna,
Hala duruyorsa çok sevdiği kuşları,
Onları benim için salıversin ne olur,
Aşkmış, saadetmiş,
Bizden ne kadar uzak,
Ki öğrendik katı gerçeği sonunda,
Kader tek sebep,
Onunsa inandıkları,
O falcı kadının,
Üç beş kuruş almak için,
Söylediği yalanlardı hep,
Söyleyin Leyla’ya beni unutsun

Söyleyin Leyla’ya beni unutsun
Köprü’yü, Emirgan’ı, Bakırköy’ü, silsin aklından,
Bastırsın içindeki martı çığlıklarını,
Nasılsa yıllardır taş bastık bağrımıza,
İnsanlar içinde,
Unuttuk biz olmayı,
Yalnızlığa alıştık,
Evlenip barklanıp
Çoluk çocuğa karıştık,
Ben O’nu çok üzdüm, çok ağlattım,
Affetsin,
Söyleyin Leyla’ya beni unutsun

İbrahim Berber

Ahmet Altan, Şiir, Türk Şiiri

Koku Ve Ses

Hayatımız boyunca duyduğunuz bütün sesler arasında en
Az tanıdığımız, daha doğrusu hiç tanımadığımız tek ses,
Kendi sesimizdir. Başka sesler bize birçok şeyi hatırlattığı
Halde kendi sesimiz bize hiçbir şey hatırlatmaz. Sesimiz,
Hafızamızda tek bir ışık bile yakmaz.

Kendi sesimiz bize yabancıdır
Kendi kokumuzu da alamayız.
Kokumuz da yabancıdır bize.

Bu kadar yakın olup da sesine ve kokusuna yabancı
Olduğumuz tek insan kendimiziz. Belki de bu yüzden
Kendimizi tanımayız. Belki de bu yüzden bir başka insanın
Sesine ve kokusuna bu kadar çok ihtiyaç duyuyoruz. Belki
De bu yüzden aşık oluyoruz. Belki de, bir başkasının sesini
Ve kokusunu kendi sesimizin ve kokumuzun yerine
Koymaya, bir başkasının sesini ve kokusunu bir parçamız
Gibi hissetmeye aşk diyoruz. Belki de, sevdiğimiz insanın
Sesine doğru akıp gitmemiz, aslında kendimize doğru
yaptığımız bir yolculuk.

Kendi sesimize ve kokumuza hafızamızda yer yok.
Biz kendimize yabancıyız.
O yüzden başkalarının sesiyle sevinip, başkalarının sesiyle
acı duyuyoruz.
Aşkı aramak, hep kendi sesimizi, kendi kokumuzu aramak
belki.
Hafızamızda bizi dolaştıracak bir kılavuzu bulmaya
çalışmak.
Terkedildiğimizde duyduğumuz acı, bir parçamızı
kaybetmekten.
Terkettiğimizde ardımızda bıraktığımız keder, terkettiğimiz
İnsanın sesini ve kokusunu kendimizle birlikte götürerek
Geride bıraktığmız boşluktan.

Aşkı yaşarken bunu hiç bitmeyeceğini sanmamız, bize
Bağışlanan büyük yanılgı sonucu, aşık olduğumuz insanın
Sesini ve kokusunu kendi parçamız sanmamızdan.

Sesler ve kokular olmasa geçmişimiz olmazdı.
Sesler ve kokular olmasa aşklar olmazdı.
Sesler ve kokular olmasa acılar ve sevinçler olmazdı.

Aşk kendimizin sandığımız bir sesin ve kokunun aslında
Bize ait olmadığını, bir başkasının sesi ve kokusu olduğunu
Anladığımız zaman bitiyor. Yanıldığımız sürece aşığız biz.

Seslerini kokularını istediklerimizin, vücutlarını da
İsteyeceğiz. Seni seviyorum dediğimizde, sen benim sesim
Ve kokumsun demek isteyeceğiz. Kendi hafızamızda
Başkalarının sesleri ve kokularını kılavuz yapıp
Dolaşabileceğiz ancak. Kendi geçmişimize ancak
Başkalarıyla ulaşabileceğiz.

Aşk tanrısı, dünyayı yanılın emriyle yaratacak.
Hep yanılacağız.
Hep yanılıp yanıldığımız için hep acı çekeceğiz.
Ama sevinçlerimizi de bu yanılgıya borçlu olacağız.
Yanıldığımız sürece seveceğiz.
Sonra yanıldığımızı anlayacağız.
Ve gidip yeniden yanılacağız…

Ahmet Altan

Ahmet Uysal, Şiir, Türk Şiiri

Yalnızlık

bu yalnızlık yok mu
akça bir dolunay gölgesinde
dere başında hışır hışır
köklerim bir arguvan türküsü
kirpiklerim yağmur kokuyor
üstüm başım rüzgar

çocukluğumdan kalma bilirim
bu ağlamaklı his
bu yorgun sonbahar
nerden başlasam bilmem ki
öyle anlatılmaz çalakalem
öyle söylenmez ağdasız
bastığım taşlar ağlayan su
gecelerim uğul uğul
hınzır çocuk uykusu

ne hüzünlü kuşlar dinledi beni
gittiğinden beri
gözlerinde türkü söndürülmüş
bir ihtiyarın kanatsız sözleri gibi
yalın
üryan

ah bu yalnızlık yok mu
taze gelin koynundan
kına toplayan yetim kadar
içimde koyun koyuna
kandilsiz iki mezar
birine beni gömdüm
biri yalnızlığım kadar

ahmet uysal eylül/08

Selma Özeşer, Şiir, Türk Şiiri

Kendine Sürgün Kadın

Çalıntı bir hikâyeyle girdim hayatına
Aslında ben yoktum
Ya da
Yasal değildim
Dokundum bedeli ödenmemiş hikâyene
İçim titredi
Sokuldum
Canım yandı
Çekiliyorum

Durduramadığım titremeler
Üşümekten değil dişlerimin heyecanı

Bir sarmaşığım
Hikâyesine dolanamayan
Ellerimdeki kızıl dua
Ağırlığı içimi yakan
Ne olur ‘’olma’’sınlarım,
Riya
Olsun diyemeyen dilime hüküm

Sus

İçinde kalan bir ahın dumanı son nefes
Kıvrılan
İnce ince zehir
Derince sızı
Tepeden tırnağa ihram
Tepeden tırnağa

Siyah

Aşk

Hep ertelenen düşler ülkesinde terkedilmiş yalnızlık
Zencefil kokulu sersemlik ayakuçlarıma düşen

Su, ışık ve aşk hangisi daha sır

Sır mıdır?
Sırra saklanan günah
Bahtıma düşen
Süveyda ah !
Neftî susuşlar bıraktı
Sol yanımdan yaktı

Söz

Çekiyorum hüzün kokulu sözcüklerimi
Gözlerine bayat imgeler saplı çocuk

Yokum ben hadi bul beni diyor yutkunuşlarım
Sığınaklarım yok
Saklayamadığım düşlerime sığıntı ol
Sen de çöreklen en diplerine

Gülüşlerimde dondu kaldı soluğum,
Eteklerimden döküldü kuş uçumu özlemler
Söyleyemediğim heyecanlarıma mı yansam
Gözlerimden kaçırdığım umuda mı korksam

İsmin, her sabah korkulara uyanan yanımdır terk edemediğim
Suça ortak susuşlarına kıymet, gönlüme söz yetiremediğim

Al işte
Hayatın ta kendisi
Bıçak gibi
Kesiyor gerçeği
Koyuyor önüne

Neresinden tutunacaksan orasından tutun şiire

Selma Özeşer

Metin Altıok, Şiir, Türk Şiiri

Sarıl Bana

Bu yaşa geldim içimde bir çocuk hala
Sevgiler bekliyor sürekli senden.
İnsanın bir yanı nedense hep eksik
Ve o eksiği tamamlayayım derken,
Var olan aşınıyor zamanla.

Anamın bıraktığı yerden sarıl bana.

Anılar kar topluyor inceden,
Bir yorgan gibi geçmişimin üstüne.
Ama yine de unutuş değil bu,
Sızlatıyor sensizliği tersine.
Senin kim olduğunu bile bilmezken.

Sevgiden caydığım yerde darıl bana.

Metin Altıok

Şiir, Turgut Uyar, Türk Şiiri

Kim Bilir

1.
böyle , bu sazlı bahçe neresi ?
nasıl da içiyorum , ölürcesine.
sahnede bir bezgin kadın,
bir gariplik vermiş sesine.
o niçin şarkı söylüyor şimdi ,
ben neye ağlıyorum ?…

II.
elbet hep böyle geçmeyecek ömrüm, biliyorum
bu çeşit yaşamak, zor.
kimbilir tanrım, kimbilir
hangi güzel yerde beni,
hangi ölesiye sevda bekliyor?..

Turgut Uyar

Hasan Tan, Pejmurde Dilim, Şiir, Türk Şiiri

öyle sitemkar susma nolur

öyle sitemkar susma nolur
beni hüzne ihbar ediyorsun
tarih boyunca en ince sızlayan yürek kimindir
ve o zı şimdi evrenin neresindendir diye sorma
bu azap nerde başlar
ve nerde biter bu suskunluk
bunu en iyi sen biliyorsun

her şeyi bilişinden ürküyor şiir
mavi bir düş gören bütün şehirlerde
şimdi sevdalar tayakkuz halindedir
bense gözlerimdeki çocuğun ölümüne aşina
biraz da faili meçhul
barikatlar ardında
hayra yormayı unuttuğun bir düşten
sesleniyorum sana;
bıktım yenilgilerden n’olur gel ve beni bul!

kocaman bir yalnızlıktan
ölümlerden yıkımlardan
ve her dilde söylenmiş sevda şarkılarından
kopup gelmişim bu yalnızlığa
bulmak yitirmenin şartıdır
bunu en iyi ben bilirim diyorum
ağlıyorsun;
kuru bir hüzün yağmurunda ıslanıyorsun
gözyaşın nemlendirirken nazlı seherleri
gözlerin gözlerime karışıyor
yitir beni artık bu azap bitsin!

‘ya kanayan bir dudak öpeceksin
ya öptüğün dudağı kanatacaksın’ dedim
güldün
ne de öpülesiydi dudakların gülerken
hayatıma çirkin suratlı bir ayna düşürdün
ne milattan önce ne de sonrayım
dul bir insanın şehveti kadarım
işte şimdiyim ve burdayım
beynimi hangi fahişeye armağan edeyim? !

Pejmürde Dilim

Şiir, Turgut Uyar, Türk Şiiri

Ne o beni kandırmıştı

Ne o beni kandırmıştı.

Ne ben onu baştan çıkarmıştım. 
İkimizde bildiklerimizin ötesine, bulduklarımızın üstüne çıkmak istemiştik. 
Bir noksanlığı var sanıyorduk bütün olanların belki. 
Ama aslında bütünlüklerimize bahaneydik.

Turgut Uyar

Haydar Ergülen, Şiir, Türk Şiiri

Küs Nefes

sana küstüğümde sen yoktun daha
yokluğuna küsmüştüm sonra sen geldin
kendime isteyemezdim seni öyle güzeldin
şimdi varmışsın gibi küsüyorum yokluğuna

alınganlık, ah, bilmezsin, küsmem de küsülecek
zamanda, n’eyleyim varlığın yokluğundan tenha
senden başka küsülecek kimse mi bıraktın bana
bir ben kaldım bir de bıraktığın küskünlük tenha

sen kimseye küsmezsin bilirim, gözlerin de
yaprak hırsızı güz: anılar düştükçe göz
dolar, yaz gelmeden temizlemek gerekir
gözleri yoksa küskünlük de gözyaşıyla kirlenir

küsecek kadar sevmeli insan birini
o gelince küsmeli: nerdeydin bunca zaman
niye sevmedin beni, küsecek kimsem yoktu
demeli o varken de kimseye küsmemeli

Haydar Ergülen