Ahmet Murat, Şiir, Türk Şiiri

Sana direndimdi, boşunaymış
Ey dünde yiten, ey gömdüğüm tütün,
Seni anlamakmış, boşunaymış
Sendin kitapların sezmediği bilim.

Seni bildiydim yalınlığında gençliğin
Ey aşk, ey şaraplardan geçişim,
Boşunaydı aramam seni okullarda
Sendin boşuna açılmamış yara.

Seni kıtaller, seni bayraklar
Seni gümüş atlardan yıkan sevişim,
Boşunaydı beklemem seni, gelmedin
Bir sonbahardın ve kesik bileklerin.

Seni unutmak içindi boşuna
Geceler, filmler, metafizika
Bir yaprak, canıma çizik atarak aşağılara
Düştü boşuna, düşecektim aslında.

Ahmet Murat
İtibar Dergisi / Temmuz 2017ahmet-murat-siirleri

Paylaşmak ŞiirdirTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on TumblrPin on PinterestShare on LinkedInShare on Google+Email this to someonePrint this page
Nizâmî-i Gencevî, Şiir, Türk Şiiri

Dünyanın damarını kim tutsa İsa gibi,
İnsaf ve adalet ile olur dünya hakimi,

Dünyaya fatih olmaz zulüm ile rezalet,
Yer yüzünün fatihi adalettir, adalet!

Her şey kainatta cezbe bağlıdır,
Alimler bunu aşk adlandırır.

Ruhunun aynasından pak olsun koy varlığın,
Kırk günün acısından gülsün bahtiyarlığın,

İnsan oğlu kazanar zindanda da şan-şeref,
Getirmiştir Yusife karanlık zindan şeref.

Kölelik zincirini acısız atmak olmaz,
Izdırapsız, azapsız şerefe yetmek olmaz.

Hanende bestesiz şarkı söylese,
Söz ile kemança güler o sese.

Akıllı adamın söyledikleri
Yer altına düşse, yitmez değeri.

Sözün de su gibi letafeti var
Her sözü az demek daha hoş olar.

Sözün kanatları var kuş gibi ince-ince
Dünyada söz olmasa, neye gerek düşünce.

Dünya bir tarladır dikkatle baksak
Her kes birbirine çiftçidir ancak

Dost ona derler sır saklar perde tutar
Düşman rüzgar gibi her zaman perde yırtar.

Akrebin düşmanlığı beterdir ejderhadan
Ejderha açık vurur, akrep gizli her zaman.

Seni boğmak isteyen derin düşman
Cahil dosttan iyidir, bunu böyle bil sen.

Toprağa merhamet hayırdır inan
Lütfetsen gül verir, zülm etsen diken.

Sana ne eylese evladın, inan,
Onu görecektir öz evladından.

Benim için üstünde gül olan diken,
İyidir meyvesiz selvi ağacından.

İnsan bu dünyada daimi yaşar,
Yurdunda bir evlad kalsa yadigar

Bu küre şeklinde yalnız yer değil,
Her hat ki, dönüyor yuvarlaktır bil.

Nizâmî-i Gencevî

Paylaşmak ŞiirdirTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on TumblrPin on PinterestShare on LinkedInShare on Google+Email this to someonePrint this page
Ferruh Tunç, Şiir, Türk Şiiri

Düşerken yontulduk yamaçtan
Kapılmış giderken sele, tıraşlandık

Şu durup güneşlendiğimiz yere bakın

Evrensel vicdanın yokluğunda
Sürünerek ulaşabildiğimiz yere

Üstündeyiz bir kayalığın
Gölgesinde yaralı ağaçların

İleri yürüsek
Geri çekilsek

Sağımız
Solumuz

Uçurum.

Ferruh Tunçolen-son-asker-fotografi

Paylaşmak ŞiirdirTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on TumblrPin on PinterestShare on LinkedInShare on Google+Email this to someonePrint this page
Şiir, Şinasi Özdenoğlu, Türk Şiiri

Benim gönlüm su içen bir yaralı ceylandır
Bozulmuş bahçelerin yaslı havuzlarından
Senin gönlün çalınmış bir dal kızıl mercandır
Uçarı geyiklerin sedef boynuzlarından.

Ömrümüz bir yolculuk gibi hazin ve yaman
Bilinmez hangi çölde kaybolacak bu kervan
Eşsiz güzelliğini kıskanıp çalan zaman
Bırak çağlayan gibi aksın omuzlarından!.

Şinasi Özdenoğlufotograf

Paylaşmak ŞiirdirTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on TumblrPin on PinterestShare on LinkedInShare on Google+Email this to someonePrint this page
İstanbul Şiirleri, Şiir, Suavi Kemal Yazgıç, Türk Şiiri

boğaz’da çiviyazısı gemiler arasında
italik yelkovan sürüleri
orada kayıp bir cenin
belli belirsiz gülümserken
ve bilmediğimiz bir dilde
şarkılar uydururken hayat için
hatırlıyorum kâbus korosunun
o anlayamadığım hitabını
“şimdiazsonrahiçbirzaman”

haliç’te içli bir mandolin
akortsuz düşleriyle
ses verirdi
hep çocuk kalacak bir yetimin
içinde biriktirdiği itirazlara
ki kimse duymazdı onu
çöplenen martılardan başka
ve bukağı tam da yürekteyken
“şimdiazsonrahiçbirzaman”

yaşlı bir babaydı iskelede
unutmuş kendini ıslatan bütün dalgaları
unutulmuş kendine bağlanan vapurlarca
bütün çocukları ölmüş bir baba gibi
gözleri sebepsiz yere ufukta
ve unutmadığı çocuklarıyla konuşurken
hiçbir martı konamıyor
o kör bırakılmış babaya
“şimdiazsonrahiçbirzaman”

Suavi Kemal Yazgıç
Taş Suya Değince / Ebabil Yayınlarıbutun-cocuklari-olmus-bir-baba-gibi

Paylaşmak ŞiirdirTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on TumblrPin on PinterestShare on LinkedInShare on Google+Email this to someonePrint this page
Şiir, Suavi Kemal Yazgıç, Türk Şiiri

adamın içindeki çocuk ölüyor
çocuğun içindeki adam

kelimesizliği giyiyor adam
kelimelerinden soyunuyor çocuk
ve hayata giden yollarda
saat kulelerine inat
çoğalıyor kırlangıç cesetleri

ölüyor adamın çocuğu
ve çocuk
adam olamayacağını görüyor
denize indirilmiş tabutlarda

“ne çok yalan söyledim
duyulmadı” diyor çocuk
adam ekliyor
“ne çok yalan uydurdum
hiç biri uymadı
biçimsiz gövdeme”

çocuk soğuyor avuçta
adam çocuğun kalbinde
bin parça oluyor
kelimelere inat
ve kırlangıçlar
uçuşlarıyla
akşamı bildiriyor yanılanlara

çocuk büyüyor
adam unuttuğu bir büyüye kapılıp
kayıplara karışıyor nedense
“sessizlik büyüdükçe
çöl yürüdü içime
çöl büyüdükçe
sessizlik yürüdü”

“ve akşam mirim, akşam”

Suavi Kemal Yazgıçsuavi-yazgic-siiri

 

Paylaşmak ŞiirdirTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on TumblrPin on PinterestShare on LinkedInShare on Google+Email this to someonePrint this page
Ş. Yahya Efendi, Şiir, Türk Şiiri

1
Seher şehin-şeh-i çârum serîr-i nüh-kişver
Diyâr-ı Şâm’ı alup itdi nice feth ü zafer
2
Tekâver-i felege oldı devletiyle süvâr
Sevâd-ı magribe dek ide tâ ki `azm-i sefer
3
Adem diyârına gitdi gurâb-ı kulle-nişîn
Bedîd olınca felekde hümâ-yı zerrîn-per
4
Sipihr var ise bir nev-cevâna âşıkdur
Ki dag yakmak içün sînesine kor ahker
5
Şu`â-ı mihr degüldür felek sahîfesine
Debîr-i çarh çeker her sabâh cedvel-i zer
6
Pür idi dâne-i encümle gerçi hırmen-i şeb
Düketdi komadı bir dânesini mürg-i seher
7
Sabâh olınca yüzi karası çün itdi zuhûr
Gice aceb neye gögsün gerüp gezerdi kamer
8
Arûs-ı dehri bu gûne zîb ü zînet eylemege
Şafak olur tutuk-ı al mihr otâga-i zer
9
Alup eline yâhud tâs-ı mihri sâ`il-i çarh
Der-i atâ-yı hudâvende geldi cerre seher
10
Sipihr-i kevkebe Hâce Efendi kim virdi
Cihâna pertev-i hurşîd-i fazlı revnak u fer
11
Kanı anun gibi bir hâce-i huceste-misâl
Kanı anun gibi bir pâk-tâb u sâf güher
12
Mekârimini yakarken sahîfe-i felege
Kusûr idem diyü hurşîdün elleri ditrer
13
Bu denlü rütbe-i ulyâsı var iken mihrün
Yine işigine yüz sürmek ile fahr eyler
14
Dehânı gonce-i zîbâ-yı gülşen-i efdâl
Ruhı sipihr-i fazîletde bir meh-i enver
15
Bu beyt-i dil-keşi gûş eyleyince bülbül-i dil
Hezâr şevk ile itdi bu matla`ı ezber
16
Ne goncedür bu ki sayf u şitâda tâze vü ter
Ne mâhdur bu ki gitmez ziyâsı şâm u seher
17
Nihâl-i bîd kerem berlerin virürdi şehâ
Bulaydı neşv ü nemâ âb-ı lutfun ile eger
18
Semend-i tab`a süvâr olsan ey felek-rif`at
Rikâbveş fuzâlâ pâyun öpmege sarkar
19
Ne hoş dimiş bu safâ-bahş dil-küşâ nazmı
Yegâne muhteşem ol şâ`ir-i suhan-perver
20
Zamîr-i hâzin-i re`y-i tû râz-ı dar-ı kazâ
Zebân-ı hâme-i hükm-i tû hem-zebân-ı kader
21
Kapunda hâke ber-â-ber kul olmagile güneş
Başını göklere irgürdi buldı rif`atler
22
Ayaguna yüzüni sürmek ile sultânum
Gubâr-ı kûyun olur tûtiyâ-yı ehl-i basar
23
Arûs-ı nazmunı Yahyâ müzeyyen itmek içün
Getürdi rişte-i nazmıyla niçe lü`lü-i ter
24
Dahı latîf olurdı zülâl-i şi`r-i terüm
Eger ki çeşme-i hâtırda olmayaydı keder
25
Gül-i neşâtumı pejmürde itdi sarsar-ı gam
Sehâb-ı lutfun ile eyle anı tâze vü ter
26
Nite ki mahv ola her subhgâh zulmet-i şeb
Nite ki ide münevver sipihri tâbiş-i hûr
27
Şeb-i siyâh gibi tîre-baht olup a`dâ
Cihâna pertev-i devletle ol ziyâ-güster

Şeyhülislâm Yahyâseyhulislam-yahya-efendi-siiri

Paylaşmak ŞiirdirTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on TumblrPin on PinterestShare on LinkedInShare on Google+Email this to someonePrint this page
Hatâyî (Şah İsmail Safevî), Şiir, Türk Şiiri

158
Ey ki yoktan bu cihânı var eden Perverdigâr
Yeri sâbit gökleri devvâr eden Perverdigâr
Küntükenzen âyeti vâsfmda olmuştur nüzûl
Varlığına Künfekân ikrâr eden Perverdigâr
Cümle bu âlemde sen günden dahi zâhir iken
Dilde dâim adını Settâr eden Perverdigâr
Mü’mine mesken kılubdur bâğ-ı cennât-ı naim
Münkire kâfir makamın nâr eden Perverdigâr
Cümle eşyâlar gözün der hâb ettin giceler
Gökte kevkebler gözün bîdâr eden Perverdigâr
Üşte doğdu ay ü gün hem gölge saldı âlerne
Künfekânın sırrını izhâr eden Perverdigâr
Mısr içinde Yûsuf’u bir kul iken sultân edüb
Derd ile Ya’kub’ımu bîdâr eden Perverdigâr
Yunus’u derya içinde unutturan bir balığa
Âteşi İbrahim’e gülzâr eden Perverdigâr
Bir kulunu zâr edüb hışm ile fin-nâr-ıs-sekar
Bir kulunu mahrem-i esrâr eden Perverdigâr
Yağdıran deryâya gökten âb-ı nîsan yağmurun
Katresinden lü’lü-i şehvâr eden Perverdigâr
Enbiyâlar cem’ine yazdırdı a’lâ mertebe
Mustafâ’yı cümleden muhtâr eden Perverdigâr
On iki ma’sûm imamı piş eden keramete
Murtezâ’yı Hayder-i Kerrâr eden Perverdigâr
Lûtf ile ahvâline kılgıl Hatâyî’nin nazar
Aşk içinde vâlih-i dîdâr eden Perverdigâr

159
Tâ ki düştüm hecrine gönlüm figana başlar
Geldi âbımdan heman feryâda dağ u taşlar
Hüsnünü yâd eylesem ey sery boylu dilberim
Firkatinden çeşme tek akar gözümden yaşlar
Mihr-i rûyin serbeser sihrile tuttu âlemi
Fitne vü gavgaya saldı sol gözile kaşlar
Aşka dil verdik deyu cevr etme zâhit gel bana
Can verir ma’şûka dâim âşık-ı kallâşlar
Nâsıhâ ayb etme gel miskin Hatâyı şi’rine
Çün Hak’a ma’lûmdur gönlünde sim fâşlar

160
Gitmesün aşkın ki bir genc-i nihân elden gider
Bil ki sen gitsen yanımdan tende cân elden gider
Gaib oldu gün yüzün çeşmimden ey rûh-i revan
Korkaram ki sünbül-i anber feşân elden gider
Candan oldum ey perîveş mihnetinden Tanriçün
Kıl terahhum ki bu cism-i nâtüvâri elden gider
Âhım od’undan kim oldu yer ü gök zîr ü zeber
îhtiyât et ki zemîn ü âsmân elden gider
Men yamân etsem niçe sen yahşilik kıl ey azîz
Nesne kalmaz dünyede yahşi yaman elden gider
Basma sen her yere kim bir dem kadem tutmaz karâr
Mesken ile çün müşerreftir mekân elden gider
Bu Hatâyı ey sanem bir dem cemâlin görmese
Tâkat etmez vâh ey rûh-i revan elden gider

Hatâyî (Şah İsmail Safevî)divan-edebiyati

Paylaşmak ŞiirdirTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on TumblrPin on PinterestShare on LinkedInShare on Google+Email this to someonePrint this page
Ş. Yahya Efendi, Şiir, Türk Şiiri

1
Arâm idemem bûs u kenâr eylemeyince
Sînemde gelüp yâr karâr eylemeyince

2
Fârig olamam deşt-i talebde tek ü pûdan
Ol gözleri âhûyı şikâr eylemeyince

3
`Ayb eylemenüz her gice feryâd u figânum
Râhat bulamam nâle vü zâr eylemeyince

4
Ol yâr işiginde bize yer komadı agyâr
Olmadı gönül terk-i diyâr eylemeyince

5
Bâzâr-ı mahabbetde ruh-ı zerde bakılmaz
Tâ sırma-keş-i `aşkı `ayâr eylemeyince

6
Kan aglamaga başladı zahm-ı dil-i Yahyâ
Açılmadı çak cânına kâr eylemeyince

Şeyhülislam Yahya Efendidivan-siirinden-secmeler

Paylaşmak ŞiirdirTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on TumblrPin on PinterestShare on LinkedInShare on Google+Email this to someonePrint this page
Ahmet Necdet, Şiir, Türk Şiiri

5
Yıldızlar sofrasının o sonsuz bereketi
Adına şiir denen masal meyvesidir ay

21
Bil artık canevimde mayalanmış şiirin
Yalnız nesib’i deği methiyesidir ay

22
Sensin o sözün gözü / gözün düşsel gizemi
Gizemden şiir süzen söz divânesidir ay

31
Kış geldi yaz dediler / bahara güz dediler
Sözcüklerle seviştik / şiir-söz’e giz olduk

34
Hep’le hiç’e büründük / varlık diye göründük
Yokluğun sarnıcıydık / belli belirsiz olduk

35
Biz siz idik biz olduk / büyülü bir yüz olduk
Gizimizi çözdüler: Ayda kalan iz olduk

38
Ahmet Necdet övmedi kimseyi senin kadar
Besbelli o Nedîm’in nedîmesidir ay

40
Artık sözüm tükendi / elim boş kaldı deme
Şiirin bilinmedik mucizesidir ay

41
Dua et ki şairin yolu hep açık olsun
Unutma: Âşıkların kutsal hâlesidir ay

Ahmet Necdetay-kasidesi

Paylaşmak ŞiirdirTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on TumblrPin on PinterestShare on LinkedInShare on Google+Email this to someonePrint this page