Müslüm Yücel, Şiir, Türk Şiiri

nerde bir yangın varsa yüreği orda
inancından başka giysisi yok üzerinde
her kucaklaşma bir ayrılık
her ayrılık bir kucaklaşmaydı onda

Müslüm Yüceldaha-ne-desin

Paylaşmak ŞiirdirTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on TumblrPin on PinterestShare on LinkedInShare on Google+Email this to someonePrint this page
Birhan Keskin, Şiir, Şiirdir Baba, Türk Şiiri

Ne vakit babamın yokluğuna gitsem
Babam bana bir şey diyor.

Diyorum ki, bir yerdeyim ben baba
Bir gökte. Gökte gece var, ay var,
Sen de varsın. Ama hercai bir şey sanıyor
İnsanlar beni böyle görünce.

Oysa benim karnımda bir zehir var.
İçimde çok uzakta biri kalmış da
Onu çok özlemişim gibi bir zehir var.

Babam burası yatmak için çok güzel, diyor.
Sen de kaldır kıçını biraz gez dünyayı,
Kastamonu’ya git mesela Devrekani’ye
Çok güzelmiş de, bak o zaman geçecek,
Dünya göreceksin, gülümsüyor.

Elim soğuk mermeri okşuyor.

Onun  yokluğuna giderken biz
Kardeşlerim annem hepimiz
serin ufkundan geçiyoruz Balkanların
ve bizim oraların havası
Sanki hepimizin zehrine iyi geliyor.

Bana “sen kalk, güllerin altını çapala,
dünyayı belle, ben artık gideyim,” diyor.

Bir elim öbür elimi okşuyor.

Birhan Keskinbabalar-gunu-siiri

Paylaşmak ŞiirdirTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on TumblrPin on PinterestShare on LinkedInShare on Google+Email this to someonePrint this page
Çeviri Şiirler, Frithjof Schuon, Mahmut Kanık, Şiir

Kuşların güneye göç etmelerini görüyor musun?
Fani şeyler de böyledir: Gelir geçer
Sakin ol, düşme zamanın vehim tuzağına
Bir rüyayı bir başka rüyaya ekleyen zamanın

Özlemi başka uzak yerlere doğru yönelir;
Bilgenin kalbi ise yaldızlı burada kalır
Vazgeç ulaşılmaz diyarların rüya imgesinden –

Sen güneşi ve yıldızları bizzat kendinde taşıyorsun

Frithjof Schuon
Çeviri: Mahmut Kanıkbilgelik-siirleri

Paylaşmak ŞiirdirTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on TumblrPin on PinterestShare on LinkedInShare on Google+Email this to someonePrint this page
Necati Cumali, Şiir, Türk Şiiri

IX

Güler gitti
Pencere çekip başını gitti
Gök gitti, ağaçlar gitti, sokak gitti
Kimse kalmadı seninle

Yarın Güler’i gördüğün yerde
Gökleri, ağaçları bulursun
Bir başka sokak gözünde güzelleşir
Ama unutma ki gün gelir
Gün gelir de Güler
Buralardan giderse
Bu gezdiğin tozduğun
Dört yanı haram eder de gider
Bu odayı bırakır
Bu şehirde duramaz olursun

Necati Cumalıgulerin-ardindan

Paylaşmak ŞiirdirTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on TumblrPin on PinterestShare on LinkedInShare on Google+Email this to someonePrint this page
Necati Cumali, Şiir, Türk Şiiri

VIII

Mantosu sandalyenin arkalığında
Çantası üzerindeydi
Masada eldivenleri…
Akşam oldu
Güler giyindi gitti
Gözlerim bütün gece
Msada, sandalyede kaldı…

Necati Cumalıgiden-sevgilinin-ardindan-bakmak

Paylaşmak ŞiirdirTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on TumblrPin on PinterestShare on LinkedInShare on Google+Email this to someonePrint this page
Şiir, Türk Şiiri, Yücel Kayıran

 ‘Memed’ için, Mehmet Düz’e.. 

1.
kimseyle hemhal olunmuyor dünyada
beni de öldürdüler mehmet
hatıra kapıyı çaldığında
lâl kılan hüzün
arzunun azledilmesinden olma

ölümle, rakipler de aslına döner
döner şenlikten kurban etiyle evine
firarla kendini sınayan, yazgısına döner
yer yok gidilecek aşkını yitirmiş olana
geriye kalana, yüzündeki esrara döner

gökyüzünde dinlenmiş yağmur
buharlaşmak isterken eksilmiş
isteme kime bırakılabilir ki emanet
aşk uğruna firar ederken erkekler
neden boynu koparılmış tavuğa benzer

2.
ben başka bir insan oldum dünyada Mehmet
hastalanmak mağaraya intikal etmek gibi bir şeymiş meğer
kimse ilgilenmeyecek biliyorum ölümümüzle
benliğimi evde bırakarak çıkıyordum oysa dışarı
her dost ayrı bir memleketmiş meğer

anlatılamıyor ya parasızlık, bizim gecemiz de idi öyle
karanlıktan alınmaydı sanki ruhumuz makasla kesilerek öyle
tahammül edilemiyordu ya kaybolur gibi oluşuma

arkadaşlarımın yanından başka yerim olmadı oysa
dostluğa özgüdür eşitlik ilkesiyle kendini çizebilmek

insan ne zaman yaralanmaz olacaktır
hevesin toprağa gömülmesiyken bir erkeğin ölümü
gökte yıldızımız yok, olmadı hiç güne açılan penceremiz
erkekler ölümü bekler dönmek için annesine
meğer kardeşler de nifak, durgunlaşırken arkadaşlığın arkı

hastalık neden yakın ediyor insanın ırağını

Yücel Kayıranyabancilara-havlamadigi-icin-isinden-olan-kopek
Paylaşmak ŞiirdirTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on TumblrPin on PinterestShare on LinkedInShare on Google+Email this to someonePrint this page
Abbas Kiarostami, Çeviri Şiirler, Şiir

adım atıyorum
sarı ve kızıl dalgaların üstünde
sonbahar günbatımında

gecenin ve günün
sonuna inandığım kadar
hiçbir şeye
inancım yok

şimdi nerede?
ne yapıyor?
unutmuş olduğum kişi.

rüzgâra yoldaş gelmişim
yazın ilk gününde
kendiyle beraber götürecek beni
sonbaharın son günü

geliyorum bir başıma
içiyorum bir başıma
gülüyorum bir başıma
ağlıyorum bir başıma
gidiyorum bir başıma

doğu değil
batı değil
kuzey değil
güney değil
durduğum yer, yalnız burası

bağırıyorum
derin vadinin tepesinden
yankıyı beklerken

gözyaşımı durduramıyorum
ağlamanın yeri olmadığı
zaman

her zaman biriyle
buluşmayı bekliyorum
ki gelmeyecek..
ismi hatırımda değil

yıllardır
saman çöpü gibi
mevsimlerin arasında
avare olmuşum..

Abbas Kiarostamiahmet-koyuturk-fotograflari

Paylaşmak ŞiirdirTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on TumblrPin on PinterestShare on LinkedInShare on Google+Email this to someonePrint this page
Ataol Behramoğlu, Şiir, Türk Şiiri

Canımın yongası, sevdiğim,
Bir kaç gün çaldık ilkbahardan
Geçtik yıllardır özlediğim
Erguvan ışıklı kıyılardan

Aşkı sessizlik tanımlar
Gençken tersini düşünürdüm
Akşamla dönerken geriye dalgalar
Yalnızlığı çırılçı plak gördüm

Durduktu önünde Ege Denizi’nin
Gözleri mayıs bulanığı,
Kuytuluğunda eski evlerin
Dolaştıktı Ayvalığı

Eski nisan, her şey gibi,
Kalbim de, rüzgar da eski,
Çırpınıp duruyor havada
Yitik anıların kelebeği

Ataol Behramoğluask-siirleri

Paylaşmak ŞiirdirTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on TumblrPin on PinterestShare on LinkedInShare on Google+Email this to someonePrint this page
Behçet Necatigil, Şiir, Türk Şiiri

Çocukluğumun geçtiği sokakta
Biraz dolaşayım dedim,
Şimdi oturduğum yerden uzakta.

Öyle bir hüzün çöktü ki içime,
Ne bileyim
Ağlıyasım geldi kendi kendime.

İnsanları değişmişti,
Ondan belki de.
Sonra pek çok evlerin yerinde
Yeni binalar dikilmişti.

Ahtapotlar gibi apartmanlar
Buraya da salmış kollarını,
Yoksul aileler çekilmişler
Satıp savıp mallarını.

Böyle böyle bizim eski mahalle
Hoyrat servetlerin karşısında
Silinip gitmiş bile.

Eski günler neredesiniz,
Açın kapınızı da evinize gireyim.
Ama nerde o evler,
Ne bileyim.

Şimdi anam ağlıyor
Zenginlik nedir, fakirlik nedir
İnsan zamanla anlıyor.

Behçet Necatigilcocukluk-siirleri

Paylaşmak ŞiirdirTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on TumblrPin on PinterestShare on LinkedInShare on Google+Email this to someonePrint this page
İlhan Geçer, Şiir, Türk Şiiri

Dün bahçelerde erik taşlayan.
Ellerin ne de çabuk büyümüş çocuk.
Bir an düşün de ürpersin için.
Böyle başlar sonsuz yolculuk.
Umulduğu gibi pembe değildir ufuk

Ellerin ne çabuk büyümüş çocuk
Büyük günahları avuçlar gibi
Yemişler ,oldukça düşer dalından
Görünmez bulanık suların dibi
Değişen mevsimler ömrün nasibi.

Ellerin büyümüş ne çıkar çocuk
Gönül zamanlar boyu haşarı
Döksede yapraklarını dallar
Tükenmez arzuların baharı
Gönül zamanlar boyu haşarı

Ne kadar büyüsede ellerin
Uzatma tutamazsın yıldızlar uzak
En masum arzular ucunda yıldızların
Hayal dünyamızda iklimler kurak
Ve bir soluk kadar kısa yaşamak…

İlhan Geçererik-agacinda-cocuklar

Paylaşmak ŞiirdirTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on TumblrPin on PinterestShare on LinkedInShare on Google+Email this to someonePrint this page