Çeviri Şiirler, Nizar Kabbani, Şiir

arapça gazeteleri alıp elime
oturup okumaya koyuldum
cenevre gölünün kıyısında
birden…
yüzlerce kuş kaçıştı, panik içinde
korkmuş gibiydiler yavrularının kültürü için
gazetemin başlıklarından..
ülkemin haberlerinden…

Nizar Kabbani
Çeviren: Musa Ağgünisvicre-golu.jpg

Paylaşmak ŞiirdirTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on TumblrPin on PinterestShare on LinkedInShare on Google+Email this to someonePrint this page
Acar Erdoğan, Çeviri Şiirler, Şiir, Warsan Shire

kimse terk etmez yurdunu
yurdu bir köpekbalığının ağzı olmadıkça
kimse dönüp sınıra doğru kaçmaz
bütün şehir onlarla birlikte kaçmıyorsa.
komşuların senden hızlı kaçtığında
kan ter içinde, nefesleri tıkalı
birlikte okula gittiğin o genç çocuk
hani şu eski fabrikanın arkasında öptüğün
kendinden bile büyük bir silah taşıyorsa
işte o zaman terk edersin yurdunu
başta yurdun izin vermez kalmana.
kimse yurdundan kaçmaz, peşinden kovalayan olmadıkça
ayaklarının altında ateşler
dalağı patlarcasına
hiç kimse düşünmez bile bunu yapmayı
o keskin bıçak dayanmadan önce
boğazına
hatta o zaman bile marşını söylersin
fısıltıyla da olsa
pasaportunu yırtarsın bir havalimanı tuvaletinde
ağzına attığın her kâğıt parçası hıçkırıklarına karışır
geri dönmeyeceğini ilan ederken.
şunu anlamak zorundasın
kimse çocuğunu bir kayığa bindirmez
su karadan daha güvenli olmadıkça
kimse avuçlarını yakmaz
trenlerin altında
vagonların diplerinde
kimse kamyonların kasasında günler geceler geçirmez
gazete parçalarını yemez
gidilen onca yolun bir anlamı olmadıkça
kimse dikenli tellerin altında sürünmez
kimse dövülmek istemez
acınmak istemez.
kimse mülteci kamplarını yeğlemez
veya çıplak şekilde aranmayı
vücutları acı içindeyken
hapishaneyi de yeğlemez kimse
ama hapishane daha güvenlidir
yanan bir şehirden
gece başında dikilen
tek bir gardiyan daha iyidir
babana benzeyen bir yığın adamdan
hiç kimse kaldıramaz bunu
hiç kimse yediremez kendine
hiç kimsenin derisi o kadar kalın olamaz
bütün o laflar
defolun gidin siyahlar
mülteciler
pis göçmenler
sığınmacılar
ülkemizi yiyip bitirenler
ellerini uzatan o zenciler
garip kokuyor hepsi
vahşiler
kendi ülkelerini batırdılar
şimdi de gelip bizimkini batıracaklar.
nasıl oluyor da bütün o laflara
o kötü bakışlara
katlanabiliyorlar
belki de hiçbir darbe acıtmaz diye
kopan bir kol kadar.
sözcükler yine yumuşak gelir kulağa
on dört adam olmasındansa
bacaklarının arasında.
hakaretleri daha kolay
hazmetmesi
molozlara kıyasla
veya kemiklere
veya parçalanmış
o çocuk bedenine.
yurduma dönmek istiyorum ben
ama yurdum köpekbalığının ağzında
bir namlunun ucunda.
kimse terk etmez yurdunu
o seni sahillere doğru kovalamadıkça
yurdun sana demese
çabuk ol kaç diye
bırak her şeyini ardında
çöllerde sürün
bata çıka git okyanuslarda
boğul
kurtul
aç kal
dilen
gururunu unut
sadece hayatta kal.
kimse terk etmez yurdunu, o yorgun bir ses olmadıkça kulağında
sana fısıldayan
git diye
kaç kurtul benden
ne hale geldim ben de bilmiyorum
ama biliyorum ki
başka neresi olursa olsun
daha güvenli buradan

Warsan Shire
Çeviri: Acar Erdoğanuc_bebek_ve_bir_cocuk_boguldu

Paylaşmak ŞiirdirTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on TumblrPin on PinterestShare on LinkedInShare on Google+Email this to someonePrint this page
Çeviri Şiirler, Halil Köksel, Lord Byron, Şiir

Şurası kesin ki yaşama isteği uzatır yaşamı,
Hekimlerce bilinen bir şeydir açıkça,
Hastalar atlatır en umutsuz durumları,
Başlarının etini yiyen karıları ya da dostları yoksa,
Umutlarını yitirmemişlerdir daha çünkü,
Ne cerrahın neşteri, ne Atropos’un makası görünür onlara,
İyileşmekten umut kesmek kısaltır ömrü,
Ve kısa yoldan sona erdirir insanın acılarını

Lord Byron
Çeviren: Halil Köksel / YKY
Kanto II/64yasama-istegi

Paylaşmak ŞiirdirTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on TumblrPin on PinterestShare on LinkedInShare on Google+Email this to someonePrint this page
Çeviri Şiirler, Mahmut Derviş, Şiir

mısır’da saatler birbirine benzemiyor…
bütün anıların  dakikalarını nil kuşları yeniliyor.
ordaydım. insanoğlu icat ediyordu
güneş tanrısını. hiç kimse kendine bir ad vermiyordu
‘ ben nil’in oğluyum – bu ad
bana yeter’. ve ilk andan itibaren
kendine  ‘ nil’in oğlu’ diyorsun
uzak durmak için ağırlıktan.

burada yaşayanlar ve ölüler birlikte koparıyorlardı
pamuğun bulutlarını yukarı mısırdan,
deltada buğday ekiyorlar. yaşayan
ve ölü arasında nöbetleşe iki koruyucu vardı
palmiyeler için. her şey duygusal
sende, ruhunun etrafında yürürsen
zamanın dehlizlerinde, sanki annen mısır
seni bir lotus çiçeği olarak doğurdu, doğumdan önce.

şimdi kendini tanıdın mı? mısır oturuyordu
kendi kendine gizlice: ‘hiç bir şey bana benzemiyor’. diyordu
dikiyordu delinmiş ölümsüzlük paltosunu
rüzgar yönlerinden biriyle. ordaydım. insanoğlu
ölüm/ hayat bilgeliğini yazıyordu.
her şey lirik ve mehtaplı… yalnız şiir
yarınına yönelmiş ölümsüzlüğü düşünüyor,
ve nil’in önünde yalnızca sevincini dile getiriyor.

Mahmud Derviş
Çeviri: Musa Ağgünmahmud-dervis-siirleri
Paylaşmak ŞiirdirTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on TumblrPin on PinterestShare on LinkedInShare on Google+Email this to someonePrint this page
Çeviri Şiirler, Müzik, Şiir

bir zamanlar, küçükken ben
bir çocuk vardı,
koruluktan çıka gelirdi
oynardım onunla ben
şadi idi adı.

ben ve şadi birlikte şarkı söylerdik,
karın üzerinde oynardık rüzgarda koşardık,
kısa öyküler yazardık
taşların üzerine,
aramızdaki sevgi içimizi ısıtırdı.

günlerden bir gün dünya tutuştu
insanlar birbirine karşı kavgaya girişti
kavga tepelere dek yaklaştı
tanıyamaz olduk hayatı.

kavga bizim vadiye de vardı sonunda
şadi görmek için koştu
korktum ve haykırmaya başladım
“nereye gidiyorsun, şadi? “
seslendim fakat duymadı beni.
uzaklaştı uzaklaştı vadinin içinde,

o günden sonra
görmedim onu bir daha
kayboldu şadi
karlar geldi gitti
geldi gitti karlar yirmi kez
büyüdüm ben
fakat şadi küçücük hala,
oynuyor karların üzerinde,
karların üzerinde…

Fairuz

Not: Bu şarkı Lübnan iç savaşında 6 yaşındayken öldürülen
şadi adındaki çocuk için söylenmiştir.

 

Paylaşmak ŞiirdirTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on TumblrPin on PinterestShare on LinkedInShare on Google+Email this to someonePrint this page
Barış Pirhasan, Çeviri Şiirler, Erdal Alova, Konstantinos Kavafis, Şiir

Gürültülü kahvenin içerlek odasında
yaşlı bir adam, masada iki büklüm;
önünde bir gazete, yapayalnız.

Sefil yaşlılığın ezikliği içinde
düşünüyor, ne kadar az çıkardı hayatın tadını
güçlü olduğu yıllar, yakışıklı,

Biliyor, nasıl yaşlandı; farkında, görüyor her şeyi,
ama gençlik yılları daha dün gibi
geliyor ona. Hayat ne kadar kısa, ne kadar!

Düşünüyor; Bilgelik denen şey nasıl da aldattı onu;
nasıl hep güvendi- ne çılgınlık!-
“ Yarın, bol bol zamanın var” diyen o yalancıya.

Dizginlediği coşkular geliyor aklına; gözden çıkardığı
onca sevinç. Yitip gitmiş her fırsat
Şimdi alay ediyor kafasız sağgörüsüyle.

Bunca düşünce, bunca anımsayış
başını döndürüyor yaşlı adamın. Ve gidiyor gözleri
kahvenin masasında iki büklüm.

Konstantin Kavafis
Çeviren: Erdal Alova- Barış Pirhasanyalnizlik-siiri

Paylaşmak ŞiirdirTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on TumblrPin on PinterestShare on LinkedInShare on Google+Email this to someonePrint this page
Çeviri Şiirler, Ömer Hayyam, Şiir

Sevgilim, ömrü derdim gibi bitmeyesi,
Bu sabah bütün cömertliği üstündeydi.
Bir göz atıverdi bana geçip giderken:
İyilik et denize at mı demek istedi?

Ömer Hayyambutun-kadinlar-bunu-yapar

Paylaşmak ŞiirdirTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on TumblrPin on PinterestShare on LinkedInShare on Google+Email this to someonePrint this page
Berceste, Bercestem, İhtiyarlık Şiirleri Bercestem, Şiir

Arasıra düşmüyor değil aklıma
Yabancı kadınların sıcaklığı
Ama Allah bilir ya ne saklıyayım
Yanında ihtiyarlamak istiyorum

Turgut Uyar


Ey hüzünlü ruhum,ihtiyar budala

Charles Baudelaire

– Neydi ayrılık delikanlı?
– Hiç. Benden kaçması ihtiyar bir atlının.

Süreyya Berfe


Bitti aşk dolu günlerim, artık aklımı
Alamaz eskisi gibi başımdan
Kızların, evli kadınların, dulların çekiciliği,
Terk etmeliyim o hayatı eskiden yaşadığım,
İki kafanın uyuşabileceğine inanan o saf umudum geçti,
Geçti aşırı şarap kullanmalarım,
Yaşlı bir beyefendiye yakışacak bir günah için
Sanırım para tutkusunu arkadaş edinmeliyim.

Lord Byron

Modern toplum düzeni, delileri, sakatları olduğu kadar yaşlıları da görünmez kıldı. Ayak altında dolanmamaları, hayatın akışında bir sekteye yol açmamaları icap eden, bu sebeple de mümkünse buharlaşan, silikleşen unsurlara dönüştüler: Bir yük, bir ayak bağı, yavaşlatan bir kaygı unsuru.

Ahmet Murat

Yaşlı bir adamdan duymuştum:
Bir bildiği yok konuşanların, bilenler sessizlik içinde.
Eğer o yaşlı adam Yol’u bilenlerden biriyse
Neden beş bin kelime yazmak zorunda kaldı ki.

Konfüçyüs

Kuru dalı ağacın
Artık çok yaşlı, beli solgun
Ve yok tomurcuklanmak umudu

Cahit Zarifoğlu

Ördeklerle uçma özlemi içindeyim
Yaşlı bir kaplumbağa gibi kabuğumun içinde sabırlıyım

Kayser Eminpur

hüzün çocuklar için arada bir, yaşlılar için sürekli

Gülten Akın

Ey yüce gökleri yükselten!
Neden yaşlılığımda beni çaresiz bırakıyorsun?!
Genç iken herkesten üstün tutardın beni;
Yaşlılık çağımda neden alçalttıkça alçalttın beni?!

Firdevsî

Ve sefil yaşlılığının küskünlüğü içinde
hayatını nasıl boşa harcadığını düşünüyor
güçlü, yakışıklı, sazı sözü yerindeyken.

Yannis Ritsos

Hep duldalı güz şarkıları mırıldanır yaşlı kadınlar
Cennetle Cehennem arasındaki A’râf’ta
İlkbaharları, yazları geçmiştir ömürlerinin
Kışları birer buz çiçeğidir tozlu rafta

Bahaettin Karakoç

Kurtlara yenilmemekti dileğimiz,
Bizler de olduk birer tilki…
Şimdi ne kadar bizden uzak kalbimiz,
Bize ne kadar yakın kin, ne uzak sevgi.

Hüsrev Hatemi


Rahmetli ninem derdi ki “Bak oğlum!
Beni tek inciten, tek üzen var ya?
O yıllar söylenen aşk suçlarıydı.
Gönül kovanımda ilk gezen var ya?”
Dedemi göstererek:
“Aha şu haşarı kızıl arıydı!”

Ahmet Süreyya Durna

Gençler bütün haşarı
Yaşlılar büsbütün kederlidirler.

Cahit Külebi

bir somun ekmek çalan
yaşlı kadındır aşk

ve çok fazla ve
fazlasıyla erken kullanılan
bir sözcüktür aşk.

Charles Bukowski

pencerede oturmuş
yaşlı adam
gözleri yorgun
saçları ak
ağzı kötümser
kimin yolunu bekler
ölümünden başka

Attila İlhan

Serüvenlerin yorgun yeniği
elleri titreyen yaşlı bir kadındır hüzün
ya da hasta bir tanıdıktır ancak
hepsi o kadar
Unutma

Ahmet Telli

Vâkıâ ben de yoruldum, o fakat pek yorgun…

Mehmet Akif Ersoy

Dün akşam gün batmadan
Yaşlı ölülerin arasına
Bir küçük misafir geldi.
Çocuk bahçesinde kovası kalmış
Kumların üstünde küçük küreği.
Besbelli çok yorgun hemen uyudu.
Doğruldu yerinden yaşlı bir ölü
Örttü üstünü:
Madem ki annesi burada yok,
Bu küçük kız bize emanet,
İlerde yatan bir başka ölü
Yavaşça seslendi:
Başındaki kurdelayı çözüp katlayın
Ütüsü bozulmasın.

Baki Süha Ediboğlu

Ah, Yaşlılık günleri yorgun, bezgin günler,
Uykusuz geceler geçiyor acılarla:
Ey gençlik günlerimin altın zamanları,
Neden dönüp gelmiyorsunuz yeniden bana!

Robert Burns


on yılları uçurup
yaşlılığa doğru kayarken

Charles Bukowski

Geçim parası için
nice yaşlının
eski İstanbul evlerinden
getirdiği eşyalar
üstüne kar koyulup
satılıyor antik
acılar çarşısında

Sunay Akın

orta yaşlı bir kelebeğiyim istanbul’un
her ayrılık bir hüzün bırakır yüzümde

Sunay Akın

İhtiyârım ama bir gece sen beni adam akıllı bir sev de, seher çağında koynundan genç çıkayım

Hâfız

Bir çocuk sevdim uzaklarda
Bir elinde yarın öbür elinde dün
Erken ihtiyarlamaktan sanki biraz üzgün
Dünyanın haline bakıp güldü geçti

Metin Altıok

«İhtiyarım, hazan yaprağı gibi kuru;
Karım yok, yalnızım, bir ayağım çukurda;
Belim bükülmüş, Tanrım, mezarıma doğru,
Nasıl eğilirse suya, susuz bir boğa.»

Victor Hugo

ya da ucuz bir pansiyon odasında
Marilyn Monroe’nun fotoğrafıyla yaşayan bir ihtiyar

Charles Bukowski

“İnsan ne yaparsa yapsın ölümlü bir varlık. Vücudu yaşlanıyor; hemen değil hayır, önce gözleri ya da bacakları ya da kalbi yaşlanıyor. İnsan parça parça yaşlanıyor. Ve bir gün ruh yaşlanmaya başlıyor. Çünkü vücut ihtiyar olmak istiyor, ama ruhun hâlâ özlemleri, hatıraları var ve hâlâ arıyor, seviniyor, arkadaşlarını özlüyor. Ve mutluluğa duyulan özlem kaybolduğunda sadece hatıralar ya da kibir kalıyor; ve insan o zaman gerçekten sonsuza dek ihtiyar oluyor.”

Sandor Marai

Yaşım 27 -İnsan
kökü çürümüş çınar gibi
apansız ihtiyarlar-
Azaltmıyor, azaltmıyor
müezzinin sesi
göğsümdeki kederi

Ahmet Oktay

Cami avlusunda
İkindiyi bekleyen ihtiyarlar gibi
Beklerdim gelişini
Oysa sen
Sehiv secdesi gibi geldin her seferinde
Bizimki iki tövbe arasında aşktı
Belli ki…

Adige Batur

Çardak altları bitti, bitti üzümün tadı,
Artık ihtiyar çamlar, selviler saltanatı,
İşte bir kere daha haraboldu bahçeler.

Ziya Osman Saba

Artık yanarak değil, tüterek yaşıyorum.
Nemli bir tomar gibi.
Kanatlarım her gün bir parça daha ağırlaşıyor.
Galiba ihtiyarlıyorum…

Cemil Meriç

deneyimlerim sesleniyor ki
bitimindeyiz zamanın
yaklaşan bir sonu var
ya senin, ya ihtiyar akbabanın

Furuğ Ferruhzad

Ey zaman, bilmez misin ettiğin kötülükleri?
Sana düşer azapların, tövbelerin beteri.
Alçakları besler, yoksulları ezer durursun:
Ya bunak bir ihtiyarsın, ya da eşeğin biri.

Ömer Hayyam

Bir ihtiyar delikanlılık taslarsa gülünç olur,
Ama bir delikanlı yaşlı gibi olsa bu da hüzün verir!

Nikoloz Barataşvili

Güz-
kuşlarla bulutlar bile
yaşlı görünüyorlar

Başo

istanbul dönüşü yaşlı kucağına atlardım
kırkında bir olgun adammış o zaman
şimdi ihtiyar diyorlar, ben onu bu yaşıma değişmem

Ömer Faruk Hatipoğlu

Bazı el sanatçıları yirmi yıllık tecrübeleriyle övünürler. Oysa aslında bir yıllık tecrübeyi yirmi kere geçirmişlerdir. Sen bu hataya düşme. Senden büyüklerin tecrübe avantajına da kızma. Unutma ki onlar bu tecrübeyi kazanmak için karşılığım hayat keselerinden ödemişlerdir. Yemden doldurulamayacak bir keseden.» Otake-san hafifçe gülümsedi. «Sonra yaşlıların tecrübelerinden mutlaka yararlanmak isteyeceklerini de hatırından çıkarma. Ne de olsa ellerinde ondan başka bir şey kalmamıştır artık.»

Şibumi

Gecenin bir yarısı Lalelide ölüm raporu düzenlediğim yaşlı adam da hafızamdaki mezarlıkta yerli yerinde duruyor. Anladım ki, insan dokunduğu ölüleri hiç unutmuyor. Ya şu önümüzdeki bilmem kaç piksellik ölüm fotoğraflarına da dokunsaydık… Ya dokunanlar… Ya sevdiğimiz birinin ölüsüne dokunmak…

Zehra Betül

Yaş da geldi yaşlılığa erdi ya, herkese her şeye bir veda gözüyle bakıyorum artık. Eskiden gördüğüm, duyduğum dokunarak geçtiğim her eşyadan, her insandan, her yerden son bir kez daha görerek, duyarak, dokunarak geçeyim istiyorum.

Ali Asker Barut

Dualar bir işe yaramıyor ve inatçı yağmur, yaşı gereği toplulukta yağmurun tutumunu herkesten daha iyi bilen en yaşlı adamın uyarısından sonra diniyor: “yağmak mı istiyor? bırakalım dilediği kadar yağsın”

Louis Althusser

ben, yeryüzünün yaşlı şairlerinden biri,
taşların, otların, kuşların dilini
çözmüş sanırdım kendimi.

Cahit Koytak

Yanımdaki masaya bir genç kız oturuyor,
On yedi on sekiz yaşlarında.
‘Ne çıkar’ diyorum kendi kendime,
‘Güneşli bir ikindi değil mi yaşlılık da?’

Ahmet Ada

– “Sağ ol, sağ ol genç adam. Kaç yaşındasın sen?”

“Seksen,” diye yanıtladım.

– “Ah ah, şimdi seksen olmak vardı!”

“Peki ya siz? Siz kaç yaşındasınız?”

– “Seksen dört, Evet, aynen öyle, seksen dört. Hiç inandırıcı gelmediğine eminim. Arkadaşlarım otuzlarımda gösterdiğimi söyler”

Irwin D. Yalom

…Gencim, ne ki, eriyor
tükeniyor gençliğim, tıpkı yaşlılığım gibi.
Korkuyorum yaşlılığımdan daha uzaklarda
olmasına karşın. Yok bir farkı
ömrümün baharının ondan.”

Giacomo Leopardi

Mutluluğun capcanlı anıtını gördüm geçen gün
Dimdik bir yokuştan çıkıyor
Çok yaşlı bir kadınla bir erkek
Kol kola elele
Dayanmışlar birbirine
Bakışları gülüşleri titrek titrek
Sanki yapışıp kaynaşmışlar

Aziz Nesin

kardeşler ben çalayım siz görün
nasıl geçilir kiraz rengi sokaklar
soluk soluğa yeni aşklarla
yorulmaz yaşlı bir yürek bile
gülüşler ona akar da

Haydar Ergülen

Eskiden her konuda konuşurdum istekle
Bir geniş gülümsemeyle dinliyorum şimdi

Şükrü Erbaş

Oğul bakıyor
yürümeyi bile göze alamayan yaşlı anaya
adım atsın diye koluna giriyor
ve düşünüyor yıllar öncesini o anda:
“Onun gibiydim bir zamanlar
ayaklarım güvensiz titrek…
Beklerdim uzatsın diye kollarını
esirgesin beni yürümeye başlarken…”

Kemal Özer

Artık yüzün
Yaşlı bir adamın yaşlanmaya başlamış yüzü,
Uzun süredir yolcuların inmediği
Bir hanı andırıyor gözlerin

Ülkü Tamer

Tanabay, “Böyle olacağını bilsem hiç bugün yola çıkar mıydım?” diye hayıflandı. “Şimdi ne ileri gidebilirim ne de geri. Yolun ortasında kalakaldım. Atı iyice yorup bu hallere düşmesine sebep oldum.”

Cengiz Aytmatov

Âşinâ, çehre azaldıkça duraktan durağa,
Acı bir hâtıra enkazı çöker ortalığa.

İbrahim Alâettin Gövsa

Yaşlı adam, yaşlı çocuk, yaşlı kız
Savaşın sağladığı eşitlik!

Şükrü Erbaş

Yaşlılık işte. Bardak doldu, ama damlası eksik. Onu bekliyorum efendim.

Ercan Kesel

Ben yaşlılığa inanıyorum, sevgili dostum. Çalışmak ve yaşlanmak, işte yaşamın bizlerden beklediği. Günün bitiminde ihtiyarlamak, ama her şeyi anlamaktan hâlâ çok uzak bulunmak, öyleyken yeniden işe koyulmak, öyleyken sevmek, öyleyken sezgilere açık olmak ve yıldızlara varıncaya kadar uzakta yer alan ve dile gelmeyen ne varsa, tümüyle ilişki içinde yaşamak.

Ralner Maria Rilke

‘Oğlumu benden önce almayın’ diyen
Yaşlı bir adamın bakışları
Karanlıkta
Vicdan gibi.

Bejan Matur

Bir zamanlar olduğumdan daha yaşlı olmayı isterdim. daha dingin, deneyimli, bütün olumsuzluklardan kurtulmuş, dünyaya yukardan bakabilen biri. Belli yaşa gelmiş, tutkulardan arınmış, durulmuş oturmuş kadınlara hayranlık duyar, imrenirdim. onları hayatlarının hesap sağlamasını yapıp kadınlık sınırını aştıklarını, gözyaşlarını arkada bıraktıklarını, sevilmeye fazla gereksinme duymadıkları için artık acı çekmediklerini düşünürdüm. Şimdi gençliğimde özlediğim yaşlardayım, ama hâlâ olmayı umduğum kadın değilim. Bu modelin bana pek uyduğunu da sanmıyorum ayrıca. Olgunluğu niteleyen bütün iyiniyetli sözcüklerin arasında başıboş dolaşıyor, yan yollara sapıyorum bu yüzden.

İnci Aral

-87’yim! Ama bir türlü kendimi yaşlı gibi hissetmeye başlayamadım. Sanki orta yaşlıyım. Sanki  yapacağım daha çok şey var…

Betül Mardin

Malum, ölüme hazırlanmak üzerine çok kesin sözler söylenebilecek bir mesele değildir. Ama eğer seçme şansım olsaydı son gün gelip çattığında Schmid gibi sıradan, sevdiğim bir gün gibi yaşayabilmeyi isterdim. Yağmur sonrasının rayihasıyla tüten bir avuç toprak, limon kokulu yaprakları ürperten serin bir rüzgar, sevdiğim bir şiirin eksik hatırladığım mısraları, taze bir bahar kokusu ve yaraları iyileştiren ‘insan olma’ mucizesine derin şükranla…

A. Esra Yalazan

Gölgeler yerleşiyor pencereme;
Çağınız başlıyor ey hâtıralar

Cahit Sıtkı Tarancı

İçimde bir çocuk, yalın ayak koşuyor yaşlılığa doğru, binlerce kez yenilmiş umut ölülerini çiğneyerek. Sahi yaşlılık, derin bir iç çekiş, yanılmış bir çocukluk olmasın Ömür hanım?

Şükrü Erbaş

Herşey herşey belli
Ortada ve açık
Birlikte çekilmiş resimlerimizden pişmansın
Resimde sarıldığın yaşlı adam
Üç beş yıla kalmaz ölür
Kalıtı arasında resimlerin görülür
Onurun iki paralık olur
Herşey herşey belli
Yazdığın mektuplarından pişmansın
O güzelim sevi sözlerinden
Ki yaşlı adamın uğruna can vereceği

Aziz Nesin

Bir anlasam şiirden
şiirden ne anladığımı bilsem
Aşktan -yalan-
yaşlılıktan -doğru- anlarım
Belki bilirim yaşlı olanları
sadece onları
Yaşlı karmaşık ilişkileri
Yaşlı sıkıntıları bıkmaları
Yaşlı istememeleri ve sonuçlarını
ve benim gibi bütün yaşlıları
Yaşlarına göre geç de olsa anlarım
Aşktan ve şiirden
ve insan sevgisinden
ve senden anlamam
Şiir olsun diye değil
sahiden anlamam

Süreyya Berfe

Sanki birçok hayat yaşamışım gibi
Çok yaşlı hissediyorum şimdi kendimi.
Belki de hiç bilemeyeceğim artık
Deli olduğum için mi,
Yoksa yazgımın isteğine uyarak mı
bunları yaptığımı.

Gary Snyder

Her yıl bir yaprak daha düşüyor çınardan
Yaşlı bir aslanın boynu bükük dönmesi gibi ormana
Dibine kadar mağlûp, dibine kadar mağrur, dibine kadar munis

Cihan Oğuz

Yaşlı bir adamı gömmüştük
Uzundu, zordu, bulanık ve tenha
Öldükten sonra da babamdı…

Şükrü Erbaş

Ama ben yaşlı bir kadınım artık. Bunu duymaya alışık olmayabilirsiniz, yani bir kadının kendi kendini ele vermesi sizin için şaşırtıcı bir şey olabilir. Olsun. Ben gerçekten yaşlı bir kadınım. Bir zamanlar diri birer aşk ikonu olan göğüslerim şimdi güneşte kalmış bir sigara paketi gibi solgun ve yorgun. Ama içlerinde hala tütün, hala aşk var. Çünkü zaman yalnızca bedeni yakar.

Martha Nicole King

herkesin gençliğinde
yaşanmamış bir çocukluğun,
yaşlılığında da yaşanmamış bir gençliğin
gömülü olduğunu biliyor

Cahit Koytak

Ey ölüm, yaşlı kaptan artık gidelim!

Charles Baudelaire

Yaşlı ve yorgun ruhum
vedalaşıp uzaklaşıyor gölge ve ışıktan

Hüseyin Atlansoy

“Yaşlı kişinin kalbi iki şey üzere gençtir. Uzun yaşama sevgisi ve mal çoğaltma sevgisi.”

Hz. Muhammed S.A.V.

aşlı bir komşum var, ahvâli güzeldir
Yaşlıları severiz;
Gel, bir çayını içmeye gideriz

İbrahimî Feyzullah Yalçın

yaşlı bir köpek şimdi şiirim
ne kulağı duyuyor ne yüreği

Haydar Ergülen

kırk yıldan fazla oldu martha,
anımsa beni lütfen
seninle bir kahve içelim
eski günlerden bahsedelim
şiirler, yazılar ve martha,
her şeyim sendin,
senin her şeyindim
yarını hiç dert etmedik
kederlerimizi kaldırdık rafa
yağmurlu bir günde indirmek için
kendimi çok yaşlı hissediyorum
sen de yaşlandın tabi
kocan, çocukların nasıl?
biliyorsun, ben de evlendim
şanslısın, seni koruyacak birini buldun
o günlerde çok gençtik,aptaldık
şimdi olgunuz ve güzel günler geride kaldı

Tom Waits

Ne kadar uzakta görünüyor yıldızlar
Ve ilk öpüşmemiz ne kadar uzak
Ve ah, yüreğim ne kadar yaşlı”

William Butler Yeats

Sen de öyle incineceksin sonunda.
Ama ben yaşlıyım, sen gençsin
Ve barbarca bir dille konuşuyorum ben.

William Butler Yeats

Yalnız bir taze kadın yaşlılığı arıyor;
Yaşlılığım, yaşlılığım! Diye yalvarıyor.
Sırları dökülüyor baktığı aynaların;
Söndürüp yürüyor bir bir aynaları kadın

Ahmet Muhip Dıranas

Ah kırlaşan başım, sevecen yumuşaklılığıyla
Yaşlılık’ın karlarını eritmeye yetmez;
Şu yaşlı bedenim, saçsız ya da başsız,
Batıyor Zaman’ın soğuk öfkesine.

Robert Burns

yaşlı şairlere iş kalmıyor demektir, yârenler,
yaşlı şairlere iş kalmıyor,
sessiz sessiz ağlamaktan başka;

Cahit Koytak

Bazı yönlerden sen benden daha yaşlısın. Asla derin bir şekilde aşık olmadın. Belki de asla olmayacaksın. Aşk insanın yakasını bırakmaz. Erkeklerin yakasını. Yeniden yirmi yaşına döner insan, yirmi yaşında olduğu gibi acı çeker. Yirmi yaşının bütün saçmalıkları. Şu anda sana çok mantıklı görünüyor olabilirim, ama kendimi hiç de öyle hissetmiyorum. Bana telefon ettiğinde, heyecandan neredeyse altıma kaçırıyordum. Ben aşık olmuş yaşlı bir adamım. Eski neslin komik bir figürü. İyice bayatlamış. Hatta komik bile değil.

John Fowles

Yaşlılık, karasevdaya döndürecek gözlerini
Yalnız, yapayalnız olacaklar
Perde kapandıktan sonraki sahne gibi.

Lo Men

Yılların, azgınlıklarının yıprattığı,
belini büktüğü yaşlı bir adam, bitkin
ağır ağır yürüyor dar sokakta.

Konstantinos Kavafis

Giderek azalınca kaygıların,
Bir an gelip adın yaşlı olur,
Yaşlılığa teslim olma yine de,
Kale ol fethedilemeyen.

Şota Nişnianidze

kırığım ve yaşlıyım nasıl onarsam kendimi

Gülten Akın

Uykuya dalan bahçeyi uyandırmadan geçti de yağmurlu güz,
kışı atlatamadı, toprakla kucaklaştı sokağın yaşlıları.

Oya Uysal

sözverdiğimiz yerde buluştuk
sözverdiğimiz zamanda değil.
ben yirmi yıl erken gelip bekledim
sen geldin yirmi yıl geç
ben seni beklemekten yaşlıyım
sense beklettiğin için genç

Aziz Nesin

Yaşlı bir çocuğum ben, çocukların en yaşlısı
Ağzımda sakız tatlısının hiç eksilmeyen tadı
Sevilince kendimi tadıyorum bir de
Kendime dönüşüyorum

Edip Cansever

Acı,
ağulu dikenler gibi ruhuna dolandığında,
öfke,
kızıl bir küheylan gibi koşturduğunda,
keder,
yaşlı bir ağaç gibi üstüne yıkıldığında,
duracaksın,

Ahmet Altan
kardeşler ben çalayım siz görün
nasıl geçilir kiraz rengi sokaklar
soluk soluğa yeni aşklarla
yorulmaz yaşlı bir yürek bile
gülüşler ona akar da
 
Haydar Ergülen
Yolun başından başlamak için
Yolun başına kadar yürümek gerekti
Yaşlıydım
Mevlana İdris Zengin
ben ona sabah olamasam da 
dingin bir ikindi olayım istemişimdir 
her şeyin usul usul durulduğu saatlerde gelsin 
yüzünde uçuk bir gülümsemeyle 
yaslasın yorgunluğunu gövdemin yaşlı çınarına 
serip üzerine yapraklarımın ağırlıksız yorganını 
dinlendireyim istemiştim 
üşütmek istememiştim.
 
ben ona ne istemişsem bu yalnızlık aylarında 
gecikmiş… ince… güzel ve uzak… 
biraz da kendime istemiştim 
sevgi adına
 
Şükrü Erbaş
Şarap içti mi, dilenci sultanlaşır;
Tilki çıkar deliğinden, aslanlaşır;
Yaşlı başlı adam delikanlaşır;
Delikanlı yaşca başca olgunlaşır.
Ömer Hayyam
Sanki birçok hayat yaşamışım gibi 
Çok yaşlı hissediyorum şimdi kendimi
 
Gary Snyder
Yanlış kıyılarda çırpınıyor bu yaşlı deniz
Bu ağır suyu bu ince kum kaldıramıyor…
Şükrü Erbaş
Üstelik günlüğü yoktur hüznün
hiçbir zaman da tutulmayacaktır
Serüvenlerin yorgun yeniği
elleri titreyen yaşlı bir kadındır hüzün
ya da hasta bir tanıdıktır ancak
hepsi o kadar
Unutma
 
Ahmet Telli
Neden, niçin aşık oldun bana?
Minicik kız, yazık sana.
Yüreğine anca bir kelebek sığar, ama
Sen tuttun, yaşlı bir kartalı hapsettin oraya.
Rupen Sevag Çilingiryan
Şu çiçeği yurt edinen,
bir çiğ tanesi değil,
benim yaşlı yüreğim.
Her esintisiyle meltemin
tiril tiril titreyen.
 
Ki Tsurayuki
yaşlanmak hatıra denizinde boğulmaktır
Kenan Çağan
birlikte yaşlanmayacağımızı bilmenin yaş farkı
 
Murathan Mungan
Bir ahşap gibi yaşlanmayı isterdim
Haydar Ergülen
Yaşlanmak, gözyaşları olmadık hüzünlerde
Sızar, görürsünüz çoğunuz
Kıyı köşe, durmayın üzerinde
Gördünüz mü giderim.
 
Behçet Necatigil
Yalnızlığa dayanırım da, birbaşınalığa asla..
Yaşlanmak hoş değil duvarlara baka baka..
Bir dost göz arayışıyla.
Saat tıkırtısıyla…..
Elif Şebnem Akal
farkında mısın? akşamlar da yaşlanmada artık …
 
Hilmi Yavuz
Bedenimin ve yüzümün yaşlanması
korkunç bir hançerin yarası
dayanılır gibi değil.
Sana dönüyorum, ey Şiir Sanatı,
merhemlerden az çok anlayan,
düşlerle,
sözcüklerle avutmasını bilen.
Korkunç bir hançerin yarası.
Getir merhemlerini, ey Şiir Sanatı,
hiç değilse bir süre sızıları dindiren.
Konstantinos Kavafis
İnsan yaşlanır, ama gönlü yaşlanmak istemez. İşte öyle, arada sırada, bir silkinir, birden doğrulup koşmak ister.
 
Cengiz Aytmatov / Elveda Gülsarı
Değişmiş çok, yaşlanmış da
Sigaramı yakıyor durmadan
İstemem diyemiyorum – ama yakmasa –
Edip Cansever
sanki bir çocuk
daha ilk gülümsemesiyle birlikte yaşlanmıştır
 
Furûğ Ferruhzâd
Oysa, yaşlanmak vardı seninle
Ve paylaşmak tüm yaşamı
Sabahı birlikte karşılamak
Birlikte yaşamak akşamı…
Başaramadım sevdiğim,
Bağışla…
Sevdalar çocuk kalır…
Suna Tanaltay
Yaşlanmak, o her şeyin biraz biraz yettiği..
 
Behçet Necatigil
Gönülleri yaşlanmamış;
Tutku ya da elde etme isteği,
Nereye giderlerse gitsinler, hâlâ yüreklerinde.
W. B. Yeats
Ahlat ahların ağacıydı,
Yaşlanmaya başlayanların,
İtiraf edilememiş aşkların,
Evde kalmış kızların.
 
Didem Madak
Sizinle beraber yaşamanın ve yaşlanmanın.
hayalini bile kurdum gizli gizli,
Sahir Üzümcü
Elini tutup çekiyorum
Yaşlanmakta olan elimle
Saklıyorum bakışlarını
Feri sönmüş gözlerimde.
 
Endre Ady
Hiç kimseyle birlikte yaşlanmak istemiyorum. Kendimle bile.
Tezer Özlü
“Çok, ama çok yaşlıyım. Kafa kağıdıma göre altmış filan, ama kaydım yapıldığında çoktan koşturduğuma bakılırsa yetmişime yaklaşmış olmalıyım.”

Luis Sepulveda, Aşk Romanları Okuyan İhtiyarAynasına bakıyorum ömrümün
Bir nice yüz ki ben miyim şu, o mu ben
Bir liman gibi ihtiyarlamışım
Bir düdük sesi kaldı her gemiden
Ne icinde yolcu, ne anbarında yük
Ne işaret, ne kampana, ne düdük
Bir limansız gemide boş gemiyim.

İlhami Bekir

Yıllardan beridir ağaran teller,
Bu akşam parıldar şakaklarında.
“Bu gece ömrümün en son demi, der,
Büsbütün ağarsın varsın yarın da…”

Ahmet Kutsi Tecer

Çocuk olamadım hayatımda ihtiyar doğdum, onun için oyun kardeşliği edemezdim sana ama hikayeler anlatırdım, ekmeğimi bölüşürdüm.

Cemil Meriç

Bir ayağın çukurda, ihtiyar Maria,
geldim seninle gerçekleri konuşmaya:
Bir tesbihin dizili acıları oldu hayatın
ne seven bir erkeğin oldu, ne sağlık, ne mal mülk,
ancak açlık vardı paylaşılan.

Che Guavera

onlara ün mü gelir bazı ses mi duyarlar
yumuşak bir kedere ufalır bakışları
idam mahkumlarıdır aslında ihtiyarlar
ölüme koşullanmış bütün davranışları
yorgun öksürükleri oturup kalkışları
yaşayıp durmaktan gizlice utanırlar
her gece artık gitmek vaktidir sanırlar
geçmiş günlerinden bir destek aranırlar
uysal bir gülümseme tek sızlanışları
idam mahkumlarıdır aslında ihtiyarlar
ölüme koşullanmış bütün davranışları

Attila İlhan

– Seni ne ihtiyarlattı?

– “Beni Hud Suresi ihtiyarlattı?”

– Hud mu?

– Hud.

– Hud da nedir?

– “Elif lam ra… Öyle bir kitaptır ki bu…”

Abdullah Harmancı/ Seni Ne İhtiyarlattı?

– Neydi ayrılık delikanlı?
– Hiç. Benden kaçması ihtiyar bir atlının.

Süreyya Berfe

Çok ihtiyarladığımı hissediyorum.
Halbuki biliyorsun,
henüz kırkıma basmadım.

Nazım Hikmet Ran

Yorgun ihtiyarlar bir de, gençliğini arayan

Nurullah Genç

Görgülü ihtiyarlar bir bir ortalıktan çekilir

Yaşlandıkça insan dünya başkalaşıyor.

Attila İlhan

Lâkin bu ikinci varlığımda,
Son devrede, ihtiyarlığımda,
Artık çekilince söz ve sazdan,
Ömrüm İç-Erenköyü’nde geçsin.

Yahya Kemal Beyatlı

Günler kısaldı. Kanlıca’nın ihtiyarları
Bir bir hatırlamakta geçen sonbalarları.

Yahya Kemal Beyatlı

istanbul bir kadıköy vapurunda gazete okuyan asık suratlı ihtiyarlardır

Abdullah Harmancı

İhtiyarın bir oğlu vardı ve yirmi yıl kadar önce savaşta ölmüştü. Pek gençti öldüğü zaman ve şimdi onu Çordon’dan başka kimse hatırlamıyordu.

Cengiz Aytmatov / Oğulla Buluşma

Yaşam, belleği icat etmekle gaddarlık etmiş. En eski anılarımı ayrıntılarıyla içlerinde taşıyan ihtiyarlar gibi, ölümün kıyısına gelmişken belleğim, güneşin çevresinde dönüyor ve neleri aydınlatmıyor ki o güneş! Her şey mevcut, hiçbir şey yitmemiş.

Frida Kahlo


Anladığım kadarı ile sona doğru gidiyorum. Kendimde ihtiyarlık ve zayıflığı daha çok hissediyorum.

Ali Şeriati

Ah nasıl inanmışım nasıl da kanmışım sonra yaşlandım işte
Oysa ihtiyarlara kalan çok ağır ve çok kısa öyle ki rüzgar başka türlü eser onlara

Louis Aragon

Bu defa farkına vardım ki ihtiyarlamışım.
Hayatı bir camın ardında gösteren tılsım
Bozulmuş anlıyorum, çıktığım seyahatte.
Cihan ve ben aynı değiliz artık eski hâlette.

Yahya Kemal

Gidip o ihtiyara sormalı bunu
Kirpikleri ellerinden çok titreyen.

Şükrü Erbaş

ihtiyar bir adam neden hayattan öyle vazgeçer.

Enis Batur

Bu def’a farkına vardım ki ihtiyarlamışım.
Hayâtı bir camın ardında gösteren tılsım
Bozulmuş, anlıyorum, çıktığım seyâhatte.
Cihan ve ben değiliz artık eski hâlette.

Yahya Kemal

su bitti gül susadı her şey bitti
bir kurt ihtiyarladı ve soğuk bölgelere gitti

Turgut Uyar

belki de kırgın bir ihtiyar olduğum için artık
olanla yetinmeliydi kalbim; gel gör ki,

William Butler Yeats

«İhtiyarım, hazan yaprağı gibi kuru;
Karım yok, yalnızım, bir ayağım çukurda;
Belim bükülmüş, Tanrım, mezarıma doğru,
Nasıl eğilirse suya, susuz bir boğa.»

Victor Hugo

Ey hüzünlü ruhum.
İhtiyar budala.
Kanının kanatlarında hırçın bir kıvılcım yanardı,

Charles Baudelaire

Vakit ikindi.
Gün ihtiyarladı.
Güneş solgun rengini bırakıyor güller üstüne.
Hüzün renkli bulutlar sardı göğü.
Güneşin saltanatı bitmek üzere.
Zevale akıyor ışıklar.
Hatırla ki, sen de bir ömrün ikindisine yürüyorsun.

Mevlânâ Celâleddîn

İhtiyarlıyorduk, o bir dolu yaprak bense pınar,
O az güneş bense derinlik,
O ölüm bense yaşama bilgeliği.

Yves Bonnefoy

Sen aklıma düşünce
Üstüme yemek dökecek kadar ihtiyarlıyorum

Bülent Parlak

Dün gece rüyamda bir ihtiyar, aşk mahallesinde,
“Bizim tarafa gel.” diye işaret ediyordu bana eliyle.

Mevlânâ

“Ben şahsım itibarıyla vazife-i Nuriyeyi yapmaya tâkatim kalmamış. Belki ihtiyaç da kalmamış. Hem müteaddit tesemmümlerle ve çok ihtiyarlık vaziyetiyle ve hastalıkla, şimdiki hayatta kalmak, tahammülüm kalmamış gibidir. Şayet müştak olduğum ölüm elime geçmese de, zahirî hayatımda ölmüşüm gibi diye bu vasiyetimi yazıyorum.”

Bediüzzaman Said Nursi

Koltuğuna gömülür de güzin
Derdi ki ihtiyarlıktır önüm
Beni yalnız bırakacaklar ah
Yakında bütün aşıklarım

Sâlah Birsel

Her şairin bir gülle bahtiyar olduğunu
Bir sana bir göklere baktığım gün hatırla
Gönlümün kahrın ile ihtiyar olduğunu
Sigaramı sessizce yaktığım gün hatırla

Nurullah Genç

İhtiyarların cebinde bir yumak sicim,
Ve en fazla bir elli lira.
Bir de paslanmış bir çakı.

Hüsrev Hatemi

Azalınca ihtiyarlık çağlarında
Aşkın ateşi,
Bir sevdâ hatırasıyla ısınmak
Her ihtimale karşı.

Behçet Necatigil

Sıkıntım da benimle birlikte ihtiyarlıyor.

Oğuz Atay


Ben de
    Boğaziçi de bu bahar
Mavi sakalına erguvanlar takmış
Sarhoş bir İskele Babası kadar
Hem delikanlı
              hem deliler gibi ihtiyar

Can Yücel

Bir mektup geldi ihtiyar anamdan
İçinde kargacık burgacık harfler
Hasattan bahsediyordu, yaz hasadından,
Firenk üzümlerinden, kiraz ağaçlarından.

Pär Lagerkvist

Alnım omzuna dayalı olarak ihtiyarlayacağım
sanıyordum oysa ben.

Ekaterina Yosifovaihtiyarlik-siirleri

Paylaşmak ŞiirdirTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on TumblrPin on PinterestShare on LinkedInShare on Google+Email this to someonePrint this page