Çeviri Şiirler, Paul Celan, Şiir

Ölenin mezarına koy,
yaşamak için söylediği sözcükleri.
Yerleştir başını onların arasına,
bırak hissetsin
özlemin
kıskaç gibi dilini.

Ölenin göz kapaklarına koy,
ona sen diyenden esirgediği
ve tıpkı onunki gibi çıplak bir el,
ona sen diyeni
geleceğin ağaçlarına aşıladığında,
yüreğindeki kanla görmezlikten geldiği
sözcüğü.

Koy bu sözcüğü göz
kapaklarına:
Belki de
henüz maviliğini yitirmemiş gözlerine,
bir başka, daha yabancı mavilik girer de,
ona sen demiş olan,
bir rüyaya dalar onunla, biz diye.

Paul Celanpaul-celan

Çeviri Şiirler, Paul Celan, Samet Köse, Şiir

Kara çalan sütünü şafağın içeriz biz akşamüstü
içeriz biz günortasında ve sabahleyin ve içeriz geceleyin
içeriz biz ve içeriz biz
kürekleriz bir mezarı havada büzülerek uzanmayacağın senin
bir adam yaşar evde oynar yılanlarıyla ve yazar
yazar karanlık çökerken Almanya’ya senin altınımsı saçlarını Margareta
yazar onu ve çıkar dışarıya kapılardan ve yıldızlar parıldar topluca ve ıslık çalar av köpeklerine
kalsınlar yakınlarda
ıslık çalar Yahudilerine saf saf küreklesinler birer mezar toprakta
emreder bize oynaşın dansetmek için

Kara çalan sütü şafağın içeriz biz seni geceleyin
içeriz biz seni sabahleyin ve günortasında ve içeriz seni akşamüstü
içeriz biz ve içeriz biz
bir adam yaşar evde oynar yılanlarıyla ve yazar
yazar karanlık çökerken Almanya’ya senin altınımsı saçlarını Margareta
Senin külrengi saçlarını Shulamith kürekleriz bir mezarı havada büzülerek uzanmayacağın senin

Haykırır adam kazın bu toprağı daha derin siz orada öbeklenenler siz diğerleri şakıyın ve oynayın
kavrar belindeki sopayı ve sallar gözleri öylesine mavi
yapışın küreklerinize daha derinden siz orada öbeklenenler siz diğerleri oynaşın dansetmek için

Kara çalan sütü şafağın içeriz biz seni geceleyin
içeriz biz seni günortasında ve sabahleyin ve içeriz seni akşamüstü
bir adam yaşar evde senin altınımsı Saçlarını Margareta senin külrengi Saçlarını Shulamith ve oynar adam yılanlarıyla

Haykırır adam oynayın ölümü tatlı tatlı bu Ölüm bir efendidir Almanya’lı
haykırır adam kazıyın tel örgülerinizi ümitsizce yükseleceksiniz duman gibi göklere
o an bir mezar edineceksin bulutlar içre büzülerek uzanmayacağın senin

Kara çalan sütü şafağın içeriz biz seni geceleyin
içeriz biz seni günortasında Ölüm bir efendidir Almanya’lı
içeriz biz seni akşamüstü ve sabahleyin içeriz biz ve içeriz biz
bu Ölüm bir Efendidir Almanya’lı gözleri masmavi
ateş açar sana kurşundan mermilerle ateş açar tam da hedefe
bir adam yaşar evde senin altınımsı Saçlarını Margareta
bırakır av köpeklerini üzerimize bir mezar bağışlar bize havada
oynar yılanlarıyla ve düş kurar bu Ölüm bir Efendidir Almanya’lı

senin altınımsı Saçlarını Margareta
senin külrengi Saçlarını Shulamith

*Ölümfügü; Nazi toplama kampı tel örgüleri arasında mezar kazma ve gömme işiyle uğraşan bir grup Yahudinin şiiridir. Şiirde geçen “havada bir mezar” deyişi toplama kampında bacalardan tüten duman olarak anlaşılabilir, yani mecaz olduğu kadar yalın bir gerçektir. Şiir savaşlarla tutsak edilmiş Avrupa’nın dansının ritim ve hızını sergiler. Celan şiirinin başlığını ilk önce “Ölüm Tangosu” olarak düşünmüştür. Şiirin başlığını “Ölümfügü”ne değiştirerek Bach’ın ilahi aydınlığını anımsatmıştır. Margarete, Goethe’nin Faust’unda işlediği herşeye karşın sonunda Tanrı tarafından affedilen trajik kadın kahramana göndermedir. Goethe’nin Weimar yakınlarındaki meşhur meşe ağacının Buchenwald toplama kampında Nazi subaylarınca kesilmeyip korunmuş olması da savaşın karanlığında son derece ilginç bir olgudur. Margarete, Süleyman’ın Şarkısı’ndaki Yahudi umudunun kadın sembolü olan ve bağışlanmayan Shulamith ile karşılaştırılmıştır. Savaş sonrası Almanya’da bu şiir okullarda bir dönem ders kitaplarının arasına girmiştir. Şiir eleştirmenleri bir şiirin aynı zamanda füg tarzında müzikal bir örüntüsü olabileceğini sergileyen bu şiire övgüler düzmüşlerdir. Celan ise “dehşet verici güzellik”in karanlık duygusallığına doğru bir eğilimi sezinleyerek, şiiri daha sonra topluluklara okumayı reddetmiştir. Nazi toplama kampında hayatta kalmayı başaran bir diğer yazar Aharon Appelfeld, der ki: “Sayılar ve gerçekler katillerin kendi kendilerini kanıtlama araçlarıydı. İnsanların birer sayıya indirgenmiş olması insanlıktan çıkmanın yarattığı dehşetlerden birisidir.” Celan “Ölümfügü” şiirinde yalnızca olgular ve gerçekler önermez. Şiirin her zaman olguların ötesinde olduğunu ileri sürer. Böylesi karanlık bir ortamda böylesi bir müzikal aydınlık sergileyerek Celan top yekün bir kültürü sorgulamıştır.

Paul Celan
Türkçesi: Samet Köseolumfugu

Çeviri Şiirler, Paul Celan, Şiir

Gölgedeki Kadının Şarkısı

Sessiz biri gelir de başını vurur lalelerin:
Kim kazanır?
Kim kaybeder?
Kim koşar pencereye?

Kim o kadının adını en önce söyler?

Adam saçlarımı bürünendir.
Adam bürünür saçlarımı başının üstünde ölüler gibi.
Adam bürünür saçlarımı göklerin bürüdüğünce o yıl aşk içreyken ben.
Adam bürünür saçlarımı kendini beğenmişlikle.

Birisi ki kazanır.
Kaybetmez.
Koşmaz pencereye.

Söylemez o kadının adını.

Adam gözlerimi edinendir.
Edinendir gözlerimi kapandığı an kapılar.
Bürünür gözlerimi parmaklarında halkalar gibi.
Bürünür gözlerimi safirden ve şehvetten parçalar gibi:
güzden beri erkek kardeşim oldu adam;
sayıyor günleri geceleri.

Birisi ki kazanır.
Kaybetmez.
Koşmaz pencereye.

En sonuncudur söyleyecek o kadının adını.

Odur sahip olan söyledeğime.
Taşır onu kollarının altında bir bohça gibi.
Taşır onu hani saatler taşır ya en kötü saati.
Taşır onu eşikten eşiğe, fırlatıp atmaz asla onu.

Birisi ki kazanmaz.
Kaybeder o.
Koşar pencereye doğru.

Odur en önce söyleyecek o kadının adını.

Başları vurulmuş laleleriyle.

Paul Celan

Çeviri Şiirler, Paul Celan, Şiir

Ölüm Fügü

Akşam vakitlerinde içmekteyiz sabahın kapkara sütünü
ve öğlenlerle sabahlarda bir de geceleri
hiç durmaksızın içmekteyiz
bir mezar kazıyoruz havada rahat yatılıyor
Bir adam oturuyor evde yılanlarla oynayıp yazı yazan
hava karardığında Almanya’ya senin altın saçlarını yazıyor Margarete
bunu yazıp evin önüne çıkıyor ve yıldızlar parlıyor
köpeklerini çağırıyor ıslıkla
sonra Yahudilerini çağırıyor ıslıkla toprakta bir mezar kazdırıyor
bize buyruk veriyor haydi bakalım şimdi dansa

Gece vakitlerinde içmekteyiz sabahın kapkara sütünü
ve sabahlarla öğlenlerde bir de akşamları
hiç durmaksızın içmekteyiz
Bir adam oturuyor evde yılanlarla oynayıp yazı yazan
hava karardığında Almanya’ya senin altın saçlarını yazıyor Margarete
senin kül olmuş saçlarını Sulamith bir mezar kazıyoruz
havada rahat yatılıyor

Adam bağırıyor daha derin kazın toprağı siz ötekiler
şarkılar söyleyip dans edin
tutup palaskasındaki demiri savuruyor havada gözlerinin
rengi mavi
sizler daha derine sokun kürekleri ötekiler devam edin
çalmaya ve dansa

Gece vakitlerinde içmekteyiz sabahın kapkara sütünü
ve sabahlarla öğlenlerde bir de akşamları
hiç durmaksızın içmekteyiz
bir adam oturuyor evde senin altın saçların Margarete
senin kül saçların Sulamith adam yılanlarla oynuyor

Sesleniyor daha tatlı çalın ölümü çünkü o Almanya’dan
gelen bir ustadır
sesleniyor daha boğuk çalın kemanları sonra sizler
duman olup yükseliyorsunuz göğe
sonra bir mezarınız oluyor bulutlarda rahat yatılıyor

Gece vakitlerinde içmekteyiz sabahın kapkara sütünü
sonra öğlen vakitlerinde ölüm Almanya’dan gelen bir ustadır
akşamları ve sabahları içmekteyiz hiç durmadan
ölüm bir ustadır Almanya’dan gelen gözleri mavi
bir kurşunla geliyor sana tam göğsünden vurarak
bir adam oturuyor evde senin altın saçların Margarete
köpeklerini salıyor üstümüze havada bir mezar
armağan ediyor
yılanlarla oynuyor ve dalın düşlere ölüm Almanya’dan
gelen bir ustadır

senin altın saçların Margarete
senin kül olmuş saçların Sulamith

Paul Celan

Çeviri Şiirler, Paul Celan, Şiir, Yol Üstündeki Semender

Corona

güz kendi yaprağını yiyor elimden: biz iki dostuz.
zamanı ceviz kabuklarından ayıklayıp yürümeyi öğretiyoruz ona:
zamansa dönüyor kabuğuna.

aynada pazar,
düşte uyunan uyku,
ağızsa gerçeği söylemede.

gözüm bir sevgilinin cinselliğine teşne:
öyle bakışıyoruz,
karanlık sözler ediyoruz birbirimize,
haşhaş ve bellek gibi seviyoruz birbirimizi,
uyuyoruz şarap gibi midye kabuğunda,
bir deniz gibi ayın kanlı ışığında.

penceredeyiz sarmaş dolaş,kendimizi seyrediyoruz sokaktan:
vakt erişti, herkesler bilsin bunu!
artık çiçek açma zamanıdır taşın,
yüreğinse tedirginlik zamanı.
zamanıdır, zamanı gelmenin.

artık zamanıdır.

Paul Celan

Çeviri Şiirler, Paul Celan, Şiir

Bütün Bir Hayat

Gündoğumuna bir saat kala saçlarına düşen mavi gibidir
mahmurluğun güneşleri;

bir kuşun mezarının üstünde, otların hızıyla
biterler.

Onları da baştan çıkarır, zevkin teknelerinde
oynadığımız rüya oyunları.

Zamanın tebeşirden kayalıklarında onları
da hançerler bekler.

Daha mavidir derin uykunun güneşleri: Bir
zamanlar saçının bukleleri gibi.

Bir gece rüzgârı olup, kız kardeşinin parayla
açılan kucağına sığınmıştım;

Üzerimizdeki ağaçtan sarkıyordu saçların,
ama sen yoktun.

Biz dünyaydık sanki, sense büyük kapının
önünde bir çalılık.

Beyazdır ölümün güneşleri, çocuklarımızın
saçları gibi:

O, yükselen sularla gelmişti, sen kumlukta
bir çadır kurduğunda.

Sönmüş gözleriyle, başımızın üzerinde
mutluluğun hançerini kaldırmıştı.

Paul Celan

Çeviri Şiirler, Paul Celan, Şiir

Bademlerden Say Beni

Say bademleri, 

say acı olanı, uyanık tutanı say, 
beni de onlara kat:

Gözünü arardım hep, gözünü açtığında,
sana kimselerin bakmadığı bir anda,
örerdim ya o saklı, o gizli ipliği ben,
ki onun üzerinde tasarladığın çiy'in
testilere doğru kaydığı bir zamanda,
yüreğe varamamış öz bir sözle korunan.

Ancak böyle varırdın adına, senin olan,
o şaşmaz adımlarla kendine yürüyerek,
savrulurdu çekiçler sanki bir çan kulesi
boşluğundaymış gibi senin suskunluğunun.

Ölmüş olan o şey senin koluna girer
ve işittiklerin de seninle birleşirdi,
üç olup giderdiniz geceyi katederek.

Beni de acı yap, acı yap beni.
Bademlerden say beni.

Paul Celan

Çevirenler: Ahmet Necdet-Gertrude Durusoy

Çeviri Şiirler, Paul Celan, Şiir

Yanık İzi

Uyumuyorduk artık, çünkü hüznün saatiydi yatağımız
ve birer değnek gibi büküyorduk akreple yelkovanı,
ve onlar hızla yaylanıp kırbaçlıyorlardı zamanı
kan gelene kadar,
ve sen, gittikçe bastıran günbatımıyla konuşuyordun,
ve ben, on iki kez sen diye seslendim sözcüklerinle
ördüğün geceye,
ve gece açılıp, öylece kaldı,
ve ben, bir gözü onun kucağına bırakırken, ötekini
senin saçlarına taktım,
ve ikisinin arasından açık damarı uzattım fitil yerine-
ve genç bir şimşek, yüzerek yaklaştı.

Paul Celan
Çeviren: Ahmet Cemal

Çeviri Şiirler, Paul Celan, Şiir

Zamanın Gözü

Bu gözüdür zamanın.
Yedi renkli kaşın altından
şaşı bakan.
Korla yıkanmış göz kapakları
Göz yaşları ise olmuş buhar.

Süzülüyor kör yıldız ona doğru
eriyor sımsıcak kirpiklerde,
ve ölüler
gonca verip çiçek açıyorlar.

Paul Celan