Neşe Yaşın, Şiir, Türk Şiiri

Sığınak

Bu şiire sığınıyorum
bana

verdiğin acıları
alıp gitsin diye

Tedirgin bekleyişler
ve yalnızlıkta haykıran sesler
sussun diye
çağırdım onu

En iyi o anlar beni
başımı yaslarım omuzuna
ve dizeler yaparız
fısıltılardan

Seni anlamaya çalıştık birlikte
sözcükler derinlere insin
çözsün diye düğümleri
geçtik en bilinmez denizleri

Bana hala seni sevdiğimi söyleyip durdu
ve hiçbir şarkı çağırmadı
yeni bir aşk için

Hiçbir avuntu yok artık
upuzun bir kumsalda
yapayalnız uyuyacağım
denizle konuşup sabaha kadar

Gün doğacak sonra
apaçık çipçirkin sırıtacak gerçek
Ve zaman
ıç çekerek sürüklenecek

Sevincim kırık bir sandalla
gidiyor uzaklara
Bir masal prensesi gibi yürüyüp aşka
bir dilenci olup çıktım dışarıya

Neşe Yaşın

Neşe Yaşın, Şiir, Türk Şiiri

Gizli Oda

Gizli bir oda buldum kendi içimde
çok uzak çok öte boyutlar içinde
hiç konuşmadan ayan beyan oluyordu her şey
bir göle dalıyorduk
hayat açılıyordu derinlerde
ışıltılı cam odalarda
kaygıların kaynağı olan her şey

Sen beni sarıyordun hiç dokunmadan
içimin sesini işitiyordun büyüyle
birbirimize bakıyorduk
düşünmeler nasıl görürse birbirini
öyle bir bakış işte
anlamanın gizli sezgisi içinde

Ben söylemiyordum hiçbir şeyi
sözcükler yanıltan oklarını saplamasın diye
bir nur içinde izliyordum seni
gövdem yumuşacık ilerliyordu
senin akıntının sihrinde

Sen o odalara girecektin
ve keşf edip birer birer beni üzen şeyleri
düğümlenmiş damarlarımı çözecektin
usta bir ten dokunmacısı gibi

Orada öylece yüzüyordum
Senin sevincinin inanılmazlığıyla
bin yıldır aradığım birşey varmış da
kavuşmuşum gibi sisler ardında

Ve ömür
kimbilir kaç gündüz kaç gece
zamanın ev ödevleri
o bitmek bilmez telaş
tembel, suçlu bir öğrenci gibi oturuyordum dünyada
öfkeyle bağırıyordu öğretmen hayat

Birden fark ettim bekliyordun beni
dersliğin çitlerinin yanında
kaçıp gitmek için çok uzaklara
o sonsuz rüzgar tarlalarına

Şimdi ben senin kollarındayken
yaramaz bir yasa kırıcı gibi
çırpınan kanatların arzularında
vurulup düşene dek uçarız belki
fısıltılarımızın ormanında

Sevgilim ruhumda bekle beni
hayatın böldüğü her noktamı
öpüp birleştirsin diye
dudaklarının sırlı iksiri

Neşe Yaşın

Neşe Yaşın, Şiir, Türk Şiiri

Aşk Sarkacı

Beni böldün
kanarken kırılıyordum gecenin ortasında
içimin şehrinin köprüleri yıkıldı
kağıttan bir kadındı Eleni
bir tutam boya, biraz hüzün
ve basit hikayesi kadınlığın

Sen bir aşk sarkacıydın
bir ona bir bana dokunan
sonra onda durdun
yenilginin seçimi
(büyü hareketteydi oysa)

Gidip geliyordun
bir o bir ben
acıyarak her dokunuşta

Beni böldün
kendi acını sapladın bıçak gibi
sonra yas tuttun ölümüme

Gözlerine bakıyorum
hangi uzaklara gittiler
sen bana akan aşk damlası
bitti diyorsun
dikenli teller düşsün araya

Boşluğuna bakıyorum
öksüz aşkının acıyan yankısına
asla galip yok bu savaşta
Eleni bir yıkımdır benden beter

Sevmek mi?
ben de çok erkekler sevdim
ve seviyorum hala
mucize başka yerde
sevmenin öte şehri
seni bulduğum ışık
içimin içimin içinde

Ayrılık deyince
ayırdına vardım birden
varlığın ne derin
bu şehir nasıl da kalabalık
bu bağ nasıl kıskıvrak

İçimi çekince
yangın başladı her bir hücrede
anımsadım bir geçmişim vardı benim
anımsadım bir dünya içindeyim
gecede çırılçıplak bir iç sızısı

Şimdi sanıyorum ki herşey bir yalan
bölünmüş bir şehir
hala ulaşır kendi kendine

Mezarımda uyuyorum
avuç avuç ihanet atıyorsun üzerime
bekliyorum o an gelsin
ve herşey değişsin diye
kolların beni sarsın
ve herşey bir oyun işte
Bağışla sevgilim bağışla

Şehir uyanıyor
ve yolunda gidiyor herşey
arabalar ve hayatın arkası yarını
ben delirmeye kalkıyorum
ve boşalttığın zamana bakıyorum
havada asılı duran acıtan sözlere

Bu evde bu an yaşanan
kimin umurunda
ben yılları tırmıklamışım
ve kanıyor gökyüzü
yitirdiğim müzigi arıyorum
ikimizin gövdesinde

Aşk bir kurgudur
öyle diyecekler
herkes konuşabilir ve bu herkesin başında
oysa ne garip
tattığım zehirle yalnız ölüyorum
ve benzersiz bir çiçek soluyor yanıbaşımda

Bekliyorum
sanki herşey değişecek
Bağışla sevgilim bağışla
seni seçtim bu dünyada
rezalet pahasına

Ne uzak ne uzak bakıştı o
gözlerinin önünde duvarı
kanlı savaşların
Ne çok doğru söyledin
tıpkı öteki kadınlar gibiydim
gözlerine çarptıkça ruhum
parçalandıkça
acıdıkça tenim

Uğultularını duyuyorum
o kaskatı sözlerin
yokolmak için bir böcek değilim
içim öyle sonsuz öyle derin

Ne garip
insanın arınması
kederin şiddetiyle
böylesine masum muyum, belki hayır
kimbilir nasıl da acıttım seni
ki beni böyle ezip geçtin.

Neşe Yaşın

Neşe Yaşın, Şiir, Türk Şiiri

Ali’ye

Şimdi sözler
herşeyi kirletmeye çalışırken
Zamanın içinde
parmak uçlarının ince çığlıklarını anımsarım
Dokunuşların yazılmaz sözleriyle
kaybolduğumuz ormanları

İkimizin sığınağı aşkın evinde
doyamamak birbirine
Denizler ortasında bir salda
yolculuk ışıklı bilinmezlere

Senin için
yıldızlarla dans ettiğim o gece
içime bakışlarının nehrini akıttı
Şimdi o ana bakarken
kırıcı sözlerin almaya çalıştığı
kıskanç kırbaçların acıttığı
yaralı ceylanımı kucaklarım

Seni bana geri versin isterim hayat
o gecenin ipeksi soluğunda
içimi okşayan bir fısıltı olarak

Kendimi yakıyorum
yeniden doğabilmek için
çünkü böyle bir an bir daha olmayacak
Bana kırgın bakışın ve gözyaşların
cenneti kapatan kapıdır
ve kapı artık hiç açılmayacak.

Neşe Yaşın