Neşe Yaşın, Şiir, Türk Şiiri

Eskiyen bir kalbi vardır her âşığın
İçinde çiğnenmiş hayal
dalgın bir yaz ikindisi

Geçip giderken tattığımızdır
uzaktan içimize bakan

Hatıra daha uzun hayattan

Neşe Yaşınhatiralar

Baba Şiirleri, Neşe Yaşın, Şiir, Türk Şiiri

Gölge

Zaman siler
uzaklaşan bir gemidir anılar

Fırtına deprem ve kasırga
hepsini aşar küçük kızlar

Sokaklar da bir evdir
belki de daha kardeş yabancılar

En doğrusunu
yürek söyler
babalar gidince
kendi gölgesini görür çocuklar

Sen ki asla bağışlamazdın
işlemediğimiz suçları bile
senin yazdığın kader defterine
uymadım
kendimi seçtim

-Yaşken eğdin
nasıl da nasıl da acıttın dallarımı-

Yine de korkuyorum
ölürsün diye bir gün
kırılmış, ufalanmış kızcığın
büyüyor ve yaşlanıyor babalar.

Neşe Yaşın

Neşe Yaşın, Şiir, Türk Şiiri

Ölüm Böyle Biter

1.sırlı göl
Bedenimin içinde
bir uzak yer
arzusu derinde saklı
iç çeken
sırlı göller

2.incik aşk
Denizle danseden
ikimizin felaketi
küçük kıpırtıların
uçan çarşafı
düşmüş
ağlamış
incik aşk

3.ipek arzular
İçimin gölgesinde öpücük
acımış
kırılgan gövde
ipek arzularında
tutuşmuş

4.mavi sızı
Gözlerin
derinde
mavi sızı
uykuların gölünde
düşsü su

5.deniz şehri
Dokununca
suların yolculuğu
deniz şehrine
içimizin akışı
öylesine

6.ışık göl
Yitişin bulut merdiveni
fısıltılar içinde
Sevişirken
uçtuğumuz
gül kanat
düştüğümüz
Işık göl

7.ikimizin düşü
Tapınakta yanan mum
ikimizin düşünü anımsar
tükendikçe
incinen
sevdalı alev

8.oda
Dalgın gölgeler
ikimizin kavuştuğu yer
saçımı unuttuğum oda
uzakta toynakları
ayrılığa koşan günün

9.ayak izi
Taşın ağladığı yerde
ayak izi ikimizin
Ölüm böyle biter.

Neşe Yaşın

Neşe Yaşın, Şiir, Türk Şiiri

Yürek Sessizliği

Yağmur damlaları
gözlerinin göllerinde
derin ve sessiz
mercan kayaları

balıklar geçer uykularından

Ben geçerim
senin ıslak kayalarından
kuğular geçer

Bulutların aşkevi
gümüş köprülerinden
geçirir beni

Uyanmak isteyemem
tutup çekersin beni
unutuşun saraylarında
dudaklarında kışkırtıcı yanılsamalar

Gün solar
gece senin kollarında doğar
boşlukta uçan tüy ürperir

Sen yoksun
düşlerdir kuran
ışık akışı gövdemin pencerelerinden
ne acı ki yoksun
yalandır bütün ipuçları
sana yolculuğum hiç bitmez
uzaklaşırsın
rüzgar kanadında yüreğim
sorduğum sorular
yanıtsız boşluklar olur.

Yaklaştıkça uzaklaşan
yokoluşun tutkusu
aynalarda parçalanan
kırılgan, korkak ruhum
görüntülerine aldanan

Çıplak bir gece
yıldızları örtünür
düşler ağlamasın diye
avunurum imgenle

Işıklı bir gemi geçer
iki kıyıdn bakarız ona
yüreksiz ve uzak düşüncelerin
sen yoksun

Aldanır ruhum
sesim şiire tutunur
sözcüklerin köpük köpük dalgalanması
sesim bir akış senin kıyılarında

Düşler seni kurar
benim isteğim ve çağrım
yeniden ve yeniden yaratır seni

Göğsünde uyurken
bir denizin kollarında sallanışım
beklediğim ve özlediğim sözlerle
yürüyüşün gövdemde
bana akışın

Bilincin sonsuz görüntüleri
korkudan prizmalar
iç çekişi akşamın

Birden ayrımsarım
sen bir başkasısın
gönlümdeki düş solar

Yalnızlığın uğultusu
alıp götürür beni
içimde ezilip geçilmiş upuzun yollar
tarihin ağırlığı
yürek sessizliği
yıldızlar kere yıldızlar

Neşe Yaşın

Deneme, Neşe Yaşın

Savaşa gitme oğlum

Ölmenin ve öldürmenin değil yaşamanın ve yaşatmanın kahramanı ol. Gücünü silahlardan değil sözcüklerden al”
Savaşa gitme oğlum. Vatanı seviyorsan onun için ölmeye ve öldürmeye değil yaşamaya ve yaşatmaya git. Vatana hizmet etmek istiyorsan bahçıvan ol; bahçelerini çiçeklendir. Evsizler için evler, gençler için kültür siteleri yap. Bir fedakârlık yapmak istiyorsan yaşlıların bakım programlarına katıl, engelli çocuklar için festivaller, ayrımcılığa uğrayanlar için gösteriler düzenle ama savaşa gitme. Gençleri başka gençlerin katili ya da ölü olmaya gönderiyorlar. Onlara inanma oğlum.

Söylenen her şeye inanma. Onların “vatan haini” dedikleri vatanı en çok sevenlerdir. Onlar, yalnızca kendi vatanlarını değil başkalarının vatanını da sevenlerdir. Onlar, yalnızca kendi oğullarını değil başkalarının oğullarını da sevenlerdir. Onlar, farklı düşünme ve bunu dillendirme cesaretini gösterenlerdir. Vatan, üzerinde yaşayan insanlar olmadan nedir ki? Bu insanların çeşitliliği bir zenginliktir; farklı diller, farklı kültürler, farklı düşünceler bir arada ve armoni içinde en güzel ülkeleri yaratırlar. Kimseyi senden değişik diye, senden daha az eğitimli, senden daha yoksul, senden daha farklı düşüncelere sahip, senden farklı bir yaşam biçimi içinde diye hor görme. Bir insan hayatından daha değerli hiçbir şey yoktur ve her insan bir vatandır bunu unutma oğlum.

Belki sana okullarda çok şey anlattılar. Televizyonlarla düşüncelerine girdiler ve kafanı karıştırdılar. “Düşman” dediklerinden nefret etmeni sağladılar. Ama “düşman” da bir insandır ve onun evinde senin adın da “düşman”dır bunu unutma oğlum. Bu “düşman” denilen ve öldürmen emredilen genç kimbilir sana ne çok benzemektedir. Farklı bir dil konuşsa da belki senin düşlerine sahiptir. Belki sen de onun yerinde olsan onun heyecanlarına kapılır onun yaptığı yanlışları yapardın. Başka bir ortamda tanışsanız belki de çok iyi arkadaş olurdunuz.

Sen hiç savaştan çıkmış bir ülke gördün mü oğlum? Bir savaş belki üç gün sürer. Ama onun açtığı yaraların iyileşmesi yüz yıl sürer. Bu dünyada savaşı destekleyen, savaşa yardımcı olan herşeye karşı çık, hayata sahip çık oğlum. Derler ki bir dava uğruna canını verenler kahramandır.

Şunu bil ki canını vermeye hazır olan can almaya da hazırdır. Canını verme oğlum. Onu ve başkalarının canını beraber koru. En büyük kahramanlar canı koruyanlardır… Sana diyeceklerdir ki “Sen onu öldürmezsen o seni öldürecek; aileni öldürecek. Ateş et!”. Hayatta asla bunu yaşama oğlum. Bir şey için savaşacaksan dünyadan savaşı yok etmek için savaş. Barışın yollarını döşemek için çalış. Ülkeni seviyorsan savaşa gitme.

Kolay olan savaştır ama zor olan barıştır oğlum. Sen bir barış yapıcısı ol. Bir kahraman olacaksan savaşın değil barışın kahramanı ol. Ölmenin ve öldürmenin değil yaşamanın ve yaşatmanın kahramanı ol. Gücünü silahlardan değil sözcüklerden al. Öyle konuşmalar yap ki kötülerin bile kalbi erisin. Öyle projeler yap ki dünya değişsin. Savaş ölüm ve yıkım demektir. Sen yaşamı ve onu gönendirmeyi seç.

Asla ve asla savaşa gitme oğlum. Silahları değil aklını kullan. İnsan, her sorunu çözebilecek kadar zekidir bunu unutma. Dünya, dizi dizi mezarlarla dolu. Üzerlerinde genç insanların isimleri yazılı. Hepsi de savaşlarda öldüler. Birbirlerini öldürdüler. Bunların çoğu yoksul insanlardı. Bir kısmı parlak sözlere kanmış gençlerdi. Bu insanlığın bir utancıdır ve bunu durdurmanın bir yolu vardır. Ben, seninle en çok savaşa gitmediğin için gurur duyarım. Bunu göğsüme şeref madalyası diye takarım. Savaşa gitme oğlum.

Neşe Yaşın

Neşe Yaşın, Şiir, Türk Şiiri

Ateş Çiçeği

Seninle sevişirken
akışını duyardım
damarlarımızdaki nehirlerin

Sarsılırdı dünya
anımsatmak için bütün çiçeklerini

Seninle sevişirken
o kıvrak ve doyulmaz ritminde
yaşamak adındaki titreşimlerin

Bir kuş gökyüzünde
okyanusun dibinde balık
mırıl mırıl bir kedi

Sevişirken ulaşırdım
çok uzak bir şehire
tarih öncesinde

Sarılırdım teninin fısıltılarına
gövdem kayan bir yıldızdı
kaynayan dalgalara

Ağzının içinde
ıslak ürperişler
çağırırdı düş ülkesine

Bir an
gözlerini görürdüm
o delip geçen
büyülü kıvılcımda

Yürürdüm
içindeki yolda
bir çığlık gibi çoğalarak

Seninle karışırken
titreyip yanarak
uçardık
bulutlarca yumuşak

Güneş açardı
ıslanmış yapraklarımıza
bir tomurcuk patlardı dalda

Eğilip öperdim
küçük damlacıkları alnında
bir ateş çiçeği
denizlerin kıyısında.

Neşe Yaşın

Neşe Yaşın, Şiir, Türk Şiiri

Üzgün Kızların Gizli Tarihi

Hiç bir şeyi tam anlatamam
bir yanılsamadır anlatı
zamanın ağlaştığı ömür
zalim, vahşi gerçek ormanı

Söz öyle derin acıtıyor ki
yüzyıllardır kırdığı yerlerden
çürümüş günlükleri kokluyorum
bilinmez utançlar devşiriyorum
kendimi var ettiğim küllerden

Ben ki biraz o başkalarıyım
O başkaları biraz da ben
ayazda çıplak bir dal
yabanıl bir ses
uzun geceden

Eziyet çekerdi yüzü annemin
babam gücünü umarsızlığından alan çocuk
peki ben neydim ya da kardeşlerim
görmezler miydi ufacıktı bedenim
çıtır çıtır ezildim

Ateşten bir deftere kazıdım
arzumun fısıldadığı sözleri
bir garip zulümden azat olsun ruhum
sesim ulaşsın diye bir sevgiliye

Neden bilmez ki sözyapıcılar
ev içlerinde ne hayatlar kurşunlanır
yarattıkları kavramlar dilsiz
ezik kızların inleyişine

Kargacık burgacık yazılarda
bir hayal gizlenirdi kaçıp gitmek üstüne
sanki bir başka ülke varmış da
insandan öte

Ev içlerinde solan gülkızcık
yalnızlıktan korkardı yine de
sonra düşleri çağırırdı sabah
ışıklar konardı iç çekişine

O itiraf defterleri lanetlendi hep
sözleri altüst etmesin diye sokağı
Herkese bir yer verdi
sürünüp geçti hayat
yalnızlıkları tırmalayarak

Bana öğretilen içsiz kelimeler
titretmedi hiç ses tellerimi
Olmayan sözlerle yazıldı hep
üzgün kızların gizli tarihi.

Neşe Yaşın

Neşe Yaşın, Şiir, Türk Şiiri

Ürperen Harfler

Bu şiir sana ulaştığında
Küskün baktığında ruhuna
Bil ki nice kırık zamanlar dokundu ona
Issız gecelerde mahzun yıldızlar

Sözcüklerin her birinde gizli ürpertiler
uzaklardaki soğuğundan geldi
Odalara sığmayan yası terk edişin
harf olup inlerdi

Sen şimdi okurken onu
Bilemezsin benimle yaşadığın yerleri
Gözlerimde geçtiğin yollar
İçimde dolandığın bahçeleri

Bu şiir şu an senin yanında
Benim olamadığım uzaklığında
Gözlerine baksın bir an
konuşan gözlerim gibi

Neşe Yaşın

Neşe Yaşın, Şiir, Türk Şiiri

Içime Doğan Işık

Kimbilir belki de
evimizi öldüren mevzilerde silah çekerken sen
bir çocukluk kederinde uyuşurdum
ölümler geçerdi iç çekişimden

Ta o zamandan bilirdim
bir gün ruhumu çalacağını

Ben merdiven aralıklarına kaçıp
aile cinayetleri için ağlarken
geleceğe ait düşler fısıldardı
içime doğan ışık

Üç melek zuhur etti
Biri kızıl bir lale getirdi
ikincisi senden bir buse
üçüncüsünün boştu elleri
sıkılarak baktı yüzüme

Sonra şehitlerin hortlakları
kanlı giysileriyle koştu ardımdan
Tarih öğretmenim
cennet kapısında yalan okudu.

Öyle çok öyle çok bekledim ki seni
ıssız Babil kulelerinde

Çikar asker giysilerini
ve yanıma gel
ölmüşlerin ruhundan üç çocuk ver bana

Biri acıları unuttursun
diğeri toprağı avutsun
üçüncüsü şehri dolaşsın geceleri
ağlayan annelerin elini tutsun.

Neşe Yaşın

Neşe Yaşın, Şiir, Türk Şiiri

Suda Dalgın Halkalar

Tutku
fırtınanın mağrur kralı
oturur dağ başında

Ömür tenlere siner
bir kadın bir adam
aynı akışta zor karşılaşır

Sonra herkes kendine döner
ama izi kalır ürperişte
öpüşlere gizli düşüncenin

Sıkı tut kirlenmesin
kimse bilmesin
korku büyür her sevinçte

Uyku önceleri yastığımda
uzak fısıltıları ateşsözlerin
birden uyanırım
rüzgarın girer içeri

Geriye kalanlar
anıların hırpaladığı gövdelerde
paylaşılan nektar
dudakların
büyülü uçuşların kanat çırpışı

Gecenin dansı biter
yıldız denize iner
Suda dalgın halkalar
sessizce büyür
Sesin derinde kalır
Sesin
Sesin
Derinde.

Neşe Yaşın