Metin Altıok, Şiir, Türk Şiiri

Muska

Üstümde bu ütüsüz gökyüzü,
Altımdaki tarazlanmış yol benim
Hep yanımdaydı zaten,
Kendimi bildim bileli.
Zaman zaman katlayıp bazen açardım,
Cebimde taşıdığım bir mendil gibi.

Yani bilirdim bir kamyon şoförünün
Göğsündeki motor sesini,
Uykuda bile dinlediğini.
Yüzünde hasret belirtileri bulunan biri,
Koynunda taşırdı bir aşk hikâyesini
Kabuk bağlamış muska gibi.

Ama yine de yaralıyor beni,
Yüzümün gölgesinde kırılan bu dal sesi;
Ürkütüyor bir şiirin içinden,
Göçebe kuş sürülerini
Ve ben böğrümde bir avlu serinliği,
Sessizce dinliyorum akıp giden geceyi.

Metin Altıok

Metin Altıok, Şiir, Türk Şiiri

Ben Üzre

1.
İçimde kaybolmuş bir çocuk korkusu,
Bakıyorum pencereden dışarı;
Uzakta kuru dağlar ve meşe korusu.

2.
Baktım bavulumda filizlenmiş bir soğan;
Nasıl girmişse girmiş,
Boyvermiş çamaşırlarımın arasından.

3.
Acıyı oralarda çok eskiden tanıdım.
Varıp da neyleyim sılayı gayri;
Hem çoktan unutulmuştur adım.

4.
Gördüm yaşarken vadesiz ölümümü.
Ördüm de ilmek ilmek
Sırtıma giyemedim ömrümü.

5.
Kimi zaman büründüm derisine yılanın.
Tüylendim kimi zaman üveyiklerle;
Yine de kimseye yaranamadım.

6.
Baktım annem yoktu yanımda;
Sırtımda bahriyeli giysimle,
Ben bir kez kayboldum çocukluğumda.

7.
Şu benim kervan geçer,
Kuş uçmaz yanlızlığımdan
Söyleyin kendine kim esvap biçer.

8.
Ben bugünü kırdım iki taş arasında.
İstedim ki kalmasın
Acının çekirdeği yarına.

9.
Gün olur bütün sözcükler pörsür;
Gölgem ayaklanıp serer gövdemi,
Yüreğim ufalanıp dökülür.

10.
Köpekler döneniyor çevremde
Ve sığınağım benim
Dört yanı açık kameriye.

11.
Nereye baksam gördüğüm sığlık.
Bungunum ve suskun,
Boğazımda yıllanmış bir çığlık.

12.
Bir ağaç kovuğudur yüreğim benim;
Ekmek parçaları koydukları
Önümden gelip geçenlerin.

13.
Ben artık mümkünü yok ölürüm;
Tabutum bile olmaz taşınacak,
Bir çil horozun sesine gömülürüm.

14.
Sağır kulağa sözüm yok, köre ne göstereyim
Duymazlıktan, görmezlikten gelenler;
Bir de size sormalı, ya ben nereye gideyim?

15.
Kendimi bildiğim günden beri
Bir gizli canavarım var benim,
Kimsenin bilmediği.

16.
Yani benim gözlerimin bunca yıl gördükleri,
Bir gün benimle birlikte
Yok olup gidecekler öyle mi?

17.
Ben ki zamanın akışında
Bahar oldum, güz oldum.
Gittim geldim kışla yaz arasında

18.
Buğusu tüten şu park kanepesi;
Sanki babamın yıkanmış,
Upuzun yatan ıslak ölü gövdesi.

19.
Yarasalar ayaklarımın altına serildi,
Omuzuna tünedi baykuşlar;
Bana yalnızlığın müthiş saltanatı verildi.

20.
Biliyorum bu iğdiş edilmiş zamandan
Bir buruk gülümseme kalacak;
Uykuda bile dudağımı çarpıtan.

21.
Siz beni hep umursamaz yüzümle gördünüz;
Ama benim geldiğimi gelseniz,
Şuracıkta düşüp ölürdünüz.

22.
Ay dokundu omzuma irkildim.
Göğün puslu balkonunda
Birdenbire insanları özledim.

23.
Bağırsam neye yarar, nasılsa duymazlar.
Ben bir kömür ocağının onulmaz göçüğüyüm;
İçimde cesetler ve daha ölmemişler var.

24.
Peki soruyorum, şimdi ne olacak?
Benim bu elim eninde sonunda
Bir ölümü imzalayacak.

25.
Kullanılmış eski bir ölüm için,
Dolaştım mezat salonlarını;
Mutlulukla doldu içim.

26.
Akarsulara özenen bir adamım ben,
Taştan taşa vuran kendini;
Durmayı bir türlü beceremeyen.

27.
Benim adım yıllardır çok tarazlanmıştır.
İncelik ve güzellik adına,
Ben kendime hep haksızlık yapmışımdır.

28.
Susuyorum, sustukça yüreğim küfleniyor.
Konuşsam faydası yok;
Sözlerim dağılıp harfleniyor.

29.
Ben hep sözcüklerle baktım dünyaya,
Yaralandım sözcüklerle.
Alıştım sözcüklerin devriyesi olmaya.

Metin Altıok

Metin Altıok, Şiir, Türk Şiiri

Sevda üzre
1.

yıldızlı bir gece, ay da vardı;
sen gülümseyince,
yüreğimde bir balık oynadı.

2.
dizinin üstünden sarkan elin,
çözülüp akacaktı neredeyse
su gibi uyarak eğimine yerin.

3.
bu işin bir tek çözümü var;
her şey yoluna girecek o zaman.
kendimi de bilsem seni bildiğim kadar.

4.
gel iki uysal kıyı olalım seninle.
bir hırçın ırmak aksın
aramızda köpüre köpüre.

5.
önceleri bir kuru daldım ama;
tuttum yapraklar açtım,
seni görünce dünyaya.

6.
soğan kadar şirin sözlerin var;
sohbetimizde vaz geçilmez yerin.
daha da tatlanacaklar tuzla ovulsalar.

7.
ortalıktan, ortalıktan,
ışıl ışıl bir ortalık çıkarır;
bu sevgi bu kör karanlıktan.

8.
faltaşı bir göz olan ayna
bekliyor duvarda tedirgin seni.
pul pul dökülüyor ardında sırça.

9.
yüzüme senin kaçamak bakışında,
öyle bir şey var ki söze gelmez;
çekirdek gibi olgun bir elmanın karnında.

10.
bana kalırsa bizim içindir coşkuları;
bu duru sevda göğünde,
ardarda güvercin taklaları.

11.
saçlarımı taradım, toparladım ortalığı;
çay demledim senin için,
içimde bir terminal kalabalığı.

12.
senin çıplak gövdene bakmak,
her seferinde apansız
karşıma çıkan bilmediğim bir sokak.

13.
herkes tedirgin hazırlanırken kışa;
sevgilim biz bu yatakta seninle
ter içinde soluk soluğa.

14.
sen sofra bezini sevgiylesererdin.
o zamanlar su azizdi, ekmek bereketli,
ben daha gençtim.

15.
yeni ölmüş birinin gözlerini örter gibi,
siyah uzun saçlarından
usulca geçirdim üzgün elimi.

16.su aydınlıktır sevgilim,
bir boyut kazandırır döküldüğü yere;
gözlerin kadar parlak ve derin.

17.
kaktüse diken ve bir mühre benzeyen
yara izi yanağındaki,
ne çok yakışıyor yüzüne bilsen.

18.
masamıza düşüp kırılan yağmur damlası,
susuyorduk da suskunluğumuzu noktalıyordu.
bir tentenin altında ikindi sonrası.

19.
çıkarıp yavaşça yüreğimi göğsümden,
sildi bir lambanın isli şişesi gibi
yumuşak tülbentini geçirerek içinden.

20.
döşeğimize girerken dünya işleri,
uykusuz bir geceyi sökerek
düşündüm değişen beraberliğimizi.

21.
ağzımda pas tadıyla hoşçakal dedim;
kulesinde gözlerimin iri bir çan
sallanırken dilim dilim.

22.
kapıda sen ve tekir kedi;
sabah kederle çıkarken evden,
bugünden öptüm yarın için seni.

23.
sen aklıma düşünce bir rüzgar
duyarım dolar içime
ve göğsümde bir pencere hızla çarpar.

24.
gıcırdıyor yüreğimde boşa dönen bir çıkrık.
yanında senli günlerimden kalma
kuma gömük bir testi kulpu kırık.

25.
kulağıma sinmiş sesinden bir küçük yonga;
adımı ünler gibi birden
düştü dönerek sessizlikte boşluğa.

26.
göğü yıldız, yeri buz bir gecede;
sırtımda demirbaş battaniyem,
seni gördüm düşümde.

27.
bak bu yıl da eridi dağların karı;
hasretim eksilmedi ama,
akarsular çözüldü zamana karşı.

28.
yosunlu yüreğim kaç yıldır aşksız.
seferden alınmış bir gemi eskisi,
mendireğe çekilmiş bomboş ve bayraksız.

29.
kapı arkalarında askılıklarda durdum.
ben yıllarca aksak bir aşka
boynu bükük baston oldum.

30.
biz yine de aşkla bağlayalım sözü,
samanyolu bir aşkla;
körükçü bas kola canlandır közü.

Metin Altıok

Metin Altıok, Şiir, Türk Şiiri

Sone XX

İki türlü acı var, biri güncelden doğar
Acıdır günbegün kararan gazete haberleri;
İnsanı çözümsüzlüğün acziyle boğar.
İçine kanatır sessizce umurlu yürekleri.
Bu acı her zaman umut taşır yedeğinde.
Tutunur var gücüyle zamanın akışına.
İkincisi nakıştır duygunun gergefinde,
Kök salmış özümüzün karmaşık kumaşına.
İnsanın önüne geçilmez o kavrama isteği,
Acıya dönüşür doğanın dipsiz giziyle.
Hem odur hem de değil bir kuşun teleği,
İşleviyle çakışan kusursuz biçimiyle.

Hiçbir şeyi tam anlayamaz bilinç dediğin;
Acıyla tümlenir ancak türsel eksikliğin.

Metin Altıok

Metin Altıok, Şiir, Türk Şiiri

Sone XI

Anılar geliyor bazen ister istemez akla;
Burnumdadır kokusu cumbalı evimizin
Taş sektiriyorduk büyük bir mutlulukla
Çalkantısız yüzünde dupduru bir denizin.
Metal paralar sektiren biri vardı aramızda;
Bir testere ağzı olurdu onu görünce sular.
Yaylanıp parayı çalımla savurunca,
Kanardı denizin sırtına açılan yaralar.
Tadarak güzelliğini Türkçenin kana kana,
Taşlarımız sözcükler oldu şimdi irili ufaklı.
Söz sektiriyoruz artık kimimiz imgeden yana.
Kimimiz kılavuz etmiş kendine aklı.

Denizde para sektirenler ortalardadır hâlâ;
Ben diyorum henüz erken, vakit gelmedi daha.

Metin Altıok

Metin Altıok, Şiir, Türk Şiiri

Hançerin Sapı

Bekliyorum kaç zamandır;
Uykusuzum, sabırsızım.
Başımı acıtıyor
Geceleri yastığım.
Dilim kurumuş
Bir su yatağı
Katı sözcüklerle
Dolu tozlu ağzım.

Bakıyorum eski
Fotoğraflara.
Hafız Burhan dinliyorum
Taş plaklardan.
Bir pencere çarpıyor
Viran yüreğimde
Sıvalar dökülüyor
Pervazından.

Dörtnal giden
Ürkek bir attan
Düşüyorum da sanki
Takılı kalıyor
Ayağım üzengiye.
Sürükleniyorum
Sırtüstü
Çalılar, dikenler içinde.

Mevsim kışa dönüyor
Hızar sesleri geliyor
Dört bir yandan.
Odun taşıyor
Yorgun kamyonlar.
Kuşlar da gitti.
Çiçekler gelecek bahara
Tohum saçıyor.

Metin Altıok

Metin Altıok, Şiir, Türk Şiiri

Bir Çocuk Sevdim

Bir çocuk gördüm uzaklarda
Gözleri kederli hatta korkulu
Her şeye rağmen biraz gülümsedi çocuk
Sıcak sade ama biraz kuşkulu

Bir çocuk sevdim uzaklarda
Sanıyordum ki onun özlemi de buydu
O ise bir bakışta beni örtülerimden
Yalnızca ve yalnızca duygularıyla soydu

Ben böyle yürek görmedim böyle sevgi
Şimdi çocuk büyümekte günbegün
Bütün hüzünleri okşadı birer birer
Gizli bir ümide sarılarak biraz küskün

Bir çocuk gördüm uzaklarda
Biraz çocuk biraz adam biraz hiçti
Ellerinde yaşlı zaman demetleri
Daha önce denenmemis yeni bir yol seçti

Bir çocuk sevdim uzaklarda
Bir elinde yarın öbür elinde dün
Erken ihtiyarlamaktan sanki biraz üzgün
Dünyanın haline bakıp güldü geçti

Metin Altıok

Metin Altıok, Şiir, Türk Şiiri

izin verin de

Benim bu dünyada bir yerim olmadı,
Kuytu gövdemi saymazsak eğer.
Gövdem ki varla yok arası,
Hem varlığa, hem yokluğa değer.
Ama yüreğim hiç solmadı.

Bir gül koklayayım izin verin de.

Ben yaşama da, ölüme de inandım;
Tamamlarlar sanırdım eksiklerimi.
Çarşıları hep birlikte gezerdik;
Biri dostumsa, sevgilimdi öteki.
İkisinin adını yanyana andım.

Bir soluk alayım izin verin de.

Metin Altıok

Metin Altıok, Şiir, Türk Şiiri

aşk da çevreye uyar

Sevgilim aşk da çevreye uyar,
Susuzluk kaktüsü dikenle kaplar.

Bak bazı kadınlar kaçmaz çorapların
Uzun bacakları olmuşlar.

Ve bazı giysiler içinde çalımla
Merdivenden iniyor adamlar.

Çocukların gül dudağında
Zift gibi yapışkan kara sakızlar.

Öyle yalnızız ki bu panayırda
Sevgimiz durmadan bir taşı ovar.

Sevgilim aşk da uyar çevreye
Ve kendine parlak bir yalan arar.

Metin Altıok

Metin Altıok, Şiir, Türk Şiiri

Evde Yoklar

Durmadan avuçlarım terliyor,
İnildiyor ardımdan
Girdiğim çıktığım kapılar.
Trenim gecikmeli, yüreğim bungun,
Bir bir uzaklaşıyor sevdiğim insanlar.
Ne zaman bir dosta gitsem,
Evde yoklar.

Dolanıp duruyorum ortalıkta.
Kedim hımbıl, yaprak döküyor çiçeğim,
Rakım bir türlü beyazlaşmıyor.
Anahtarım güç dönüyor kilidinde,
Nemli aldığım sigaralar.
Ne zaman bir dosta gitsem
Evde yoklar.

Kimi zaman çocuğum,
Bir müzik kutusu başucumda
Ve ayımın gözleri saydam.
Kimi zaman gardayım
Yanımda bavulum, yılgın ve ihtiyar.
Ne zaman bir dosta gitsem,
Evde yoklar.

Bekliyorum bir kapının önünde,
Cebimde yazılmamış bir mektupla.
Bana karşı ben vardım
Çaldığım kapıların ardında,
Ben açtım, ben girdim
Selamlaştık ilk defa.

Metin Altıok