Babür Pınar, Kar Şiirleri, Şiir, Türk Şiiri

Kara Sevda

Zemheri vaktidir dışarıda ayaz var
çok üşümüş olmalısın yüzün kar
yorulduğun eski tüfek kalkışından belli
Sevişmenin tam ortasında yıkılmış sırça köşk
kırık camlar sana kalmış bakışından belli

Umarsız halkın beklediği Mesih kuruntudur
Sen bir elma ağacısın bereketli
gölgene çocuk sevinci getirir bahar yeli
meyve zamanı ertelenmez gelir aşk
inadına beklersin hep tek başına vakur

Neden bazı kadınlar en çok begonyayı sever
omuzlarında uzakların avuntusu keder
Anlaşılmıyor güz kırgını bahçeye söylediğin
sözün sınırı soluğun hükmü kadar
belli ki eylülden beri yaralı gençliğin

Aşk ateşi ısıtır sanıyorsan
aklından geçmeyen ihtimalle yanılırsın
Cehennem ateşiyle aşk gönlü kavurur belki
ama açık denizde bir sandal gibi
yalnız ve savunmasız kılar bedeni

Neden bazı kadınlar fesleğen koklayınca ağlar
kırıldığın cam kalbin atışından belli
Dikensiz gülün ömrü ne kadar
konuşmanın ortasında düşmüşsün yalnızlığa
cümlen üşümüş soluk alışından belli
bir devrimin ortasında çıkmışsın ıssızlığa

Her kitabınca bildiğin fikir
“mutlu son”la biten filmlerdeki gerçek değil
Özgürlüğünden uzakta kanıyorsan
çiçeklerin en incitenidir
umut yolcusuna sunulan karanfil

Deli olma gelgitlerden korumaz seni
zindanlarda denenmiş dövüşkenliğin
Açık denizlerde aşk korsanlığın eski masal
hançeri örter atlas yüzlü gömleğin
Gülün cazibesine karşı yamanlığın eski masal
bırak sözcüklerle oynamayı hayat seyrinde akar

Zemheri vaktidir dışarıda ayaz var
dalar yüreğine zehir gibi
kara sevda ömre zarar

Babür Pınar
Paylaşmak ŞiirdirTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on TumblrPin on PinterestShare on LinkedInShare on Google+Email this to someonePrint this page
Ayten Mutlu, Kar Şiirleri, Şiir, Türk Şiiri

Kar Taneleri

ellerinden yağardı
en güzel yalanından dünyanın
bedenimde titreyen kar taneleri

hangi sevişme bir vedadan daha uzundur
nedir ki aşk çağımızda bir merhabadan başka?
demiştin ya, aşk
kış yorgunluğu gibi yürürken aramızda

bir merhaba yeterdi güneşi ısıtmaya

gecenin gömdüğü gümüş bir yıldız gibi
mermer bir unutuşun mücevherine
bağışladım kar sesini
yüreğinde
donup kalmış kışın merhametine

kurudu bir içdeniz, güneş çekildi
bir mevsim gözlerini bırakıp gitti
kar kokan bir rüzgârı çıkarıp sandığından

derken bir “merhaba” sildi kendini
içimdeki ülkelerin haritasından

gecenin gömdüğü gümüş bir yıldız gibi
öyle sevdim ki, unuttum sevmeyi
bağışlamaz beni artık hiçbir hatıra

Ayten Mutlu

Paylaşmak ŞiirdirTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on TumblrPin on PinterestShare on LinkedInShare on Google+Email this to someonePrint this page
Kar Şiirleri, Şiir, Turgut Uyar, Türk Şiiri

Çılgın Hüzünlü

çünkü yaşamak gibi bir şeydi yaptığı
anasız bir tay gibi coşkun ve hüzünlü
akşamın dinginliğini otluyordu o zaman

her sabah denize çıkar, bir elma yerdi
hüznünü ve çılgınlığını elmanın
gözünü yumsan ağzında duyarsın

ellerine bakma artık
çünkü kar yağıyor
çılgın hüzünlü

büyük kentleri düşünse de rahatlasa
işte her şey nasıl haince karıştırılmış
kirli çamaşırlarla sabunlar ayrı semtlerde
saatin sonunda meydan
suyun sonu ilerde
böyle yaşamak zordur elbet anlıyorum
çılgın ve hüzünlü

çünkü bakışları yazda geçmiş bir geceyi andırıyor
yaşanmış mı temmuzda mı belli değil
çılgın ya da hüzünlü

şimdi dolaşıp duruyor aramızda
kıpkırmızı bir duyğu olarak
doğudan batıya bir güz halinde
çılgın ve hüzünlü

biraz dağ yollarını öğrenmesi gerek sanırım
kahırçeker mekkâri katırları gibi
onlar ki hiçbir şeyleri yok
korkunca çılgın sevinince hüzünlü

kar dindi
gerçekten dindi
ellerine bakabilirsin artık

Turgut Uyar

Paylaşmak ŞiirdirTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on TumblrPin on PinterestShare on LinkedInShare on Google+Email this to someonePrint this page
Kar Şiirleri, Mustafa Özçelik, Şiir, Türk Şiiri

Kar Sesi

Hava puslu kar sesi var
Ne yana dönsem yoksulluk
Ateşe özlemi çoğalıyor çocukların
Bakıp bakıp anne yüzlerine
Üflesem harlansa ocak
Yaslanmadan yalana
Çocukları göğsümüzde ısıtsak
Yollar kapanmış
Dönmemiş eve baba
Suya ve ekmeğe uzanıp
Bir yoksulun kapısını çalsak
Kaybolmadan evlerimizde
Bilsek başka evler de var
Bacalarında acılar tüten
Televizyon seyredip
Ölüleri sevmek derken
Unuttuk kar altında yolları
Hele bir açalım perdelerimizi
Ne kalmış insanlığımızdan
Her kıyıda martı ölüsü
Denizlere tuzlu acılar bırakan
Gel bölüşelim ekmeğimizi
Ekle sesini bedenime
Ki büyümesin çığlıklar
Bütün yalnızları topla içinde
Bağlara bahçeler inip
Fikredelim bir ceylanın
Ağaç kovuğundaki uykusunu
Koru ve kolla koru ve kolla
Düz yollara in
İçinin eşkıyalarına
Çok derin mezarlar kaz
Böyle güzelleşsin yüzümüz
Utanç bizden uzakta
Bağışlasın bizi çocuklar

Mustafa ÖZÇELİK
Paylaşmak ŞiirdirTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on TumblrPin on PinterestShare on LinkedInShare on Google+Email this to someonePrint this page
Çeviri Şiirler, Gevorg Emin, Kar Şiirleri, Şiir

Kar Yağıyor

Kar yağıyor, kar yağıyor…
Ve genç bir kız ıslak kaldırımda
Sessizce ağlayarak yürüyor.

Niçin böyle ağlıyor, ve niçin yürüyor
Bilinçsizce ileri geri salınarak,
Yeni yılın ilk gününde?

Belki de sırası gelmiştir:
Hayatın beraberinde acı da
Sunduğunu öğrenme sırası.

Bu yüzden ağlıyor, yutuyor
Yağan karı ve gözyaşlarını,
Dolanıp duruyor ıslak kaldırımda.

Mutluluğu bir daha asla
Bulamayacağını düşünüyordur muhakkak,
Mutluluğu sonsuza dek yitirdiğini.

Böylesi bir aptal kafa nereden bilsin ki
Herşey – kar misali –
Gelir, erir ve yitip gider.
Hiçbir şeye öyle ağlamaya değmez.

Kar yağıyor…

Gevorg Emin

Paylaşmak ŞiirdirTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on TumblrPin on PinterestShare on LinkedInShare on Google+Email this to someonePrint this page