Ahmet Cemal, Çeviri Şiirler, İngeborg Bachmann, Şiir

Rondo- sevgi bazen yok olurVivre riche 2017 streaming

sönüşünde gözlerin,
ve sönmüş gözlerine
bakarız sevginin.

Dokunur kirpiklerimize duman,
kraterden yükselen soğuk;
sadece bir defa tuttu
nefesini, korkunç boşluk.

Ölü gözleri
gördük ve unutmadık asla.
Sevgidir en uzun süren
ve tanımaz bizi bir daha.

Ingeborg Bachmann
Çeviren: Ahmet Cemalolu-gozler

Çeviri Şiirler, İngeborg Bachmann, Şiir

göz ardı edilemez aydan güzel, ayın soylu ışığından,
daha güzel yıldızlardan, ün salmış nişanlarından gecenin,
çok daha güzel yalımla bezeli çıkışından
bir kuyruklu yıldızın,
tüm yıldızlardan çok daha görkemli güzellikleri barındıran
güneştir,
senin, benim, onun yaşamını her gün elinde tuttuğundan.

güzel güneş, doğan, hiç unutmadan ulu yaratısını
tümleyen, en güzeli yazın günlerden bir gün
kıyılarda kaynayıp buharlaşınca, yelkenler güçsüz,
edilgin yansımalar kimliğinde kayıp giderken
göğsünden gözlerinin,
sen yorulup bitene, en son zamanla en son uzam da kısalıp
gidene değin..

sanat da bürünür peçesine güneş olmazsa
görünmezsin daha gözüme, deniz de, kum da görünmez,
kaçarlar kamçılanarak gölgelerce gözkapaklarımın altına..
güzel ışık, sıcak tutup koruyan bizi,
açılmasını gözlerimin; görmemi sağlayan seni bir daha!

güneşin altında yoktur daha güzeli, güneşin altında olmaktan…

sopayı suda görmekten, kuşu yukarılarda
uçar görmekten, düşünerek uçuşunu,
balığı aşağıda sürülerle görmekten güzeli yok,
renkli öyle, biçimli gelip de dünyaya bir ışık saçışıyla,
çevreyi görmek için, tarlanın değirmisini,
binbir köşesini ülkemin,
üstüne giydiğini görmek için.. giysini çan gibi,
çıngırak gibi, hem de mavi!

güzelim mavi, içinde tavusların gezinip eğildiği,
ötelerin mavisi, mutluluğa özgü yörelerin,
duyarlılığıma göre havaların mavisi,
ey mavi rastlantı çevren çizgisindeki!
kabına sığmaz gözlerim
açılır yeniden ardına dek, açılır, kapanır,
yanarak yaralar kendilerini..

güzel güneş, sensin en büyük tansımaya değer gördüğü
tozun bile,
ayın ardından değil öyleyse, yıldızların ardından değil,
ya da gece kuyruklu yıldızlarla övüngence parıldadığından ,
bende bir çılgın aradığından değil,
senin ardından, senin yolunda, pek yakında sonsuzca ,
hiçbir şey uğruna yapmadığım, yapmayacağım denli
yanıp yakılacağım
gözlerimi hiç dönüşsüzce yitirmiş olduğuma..

Ingeborg Bachmanngunesin_altinda

Çeviri Şiirler, İngeborg Bachmann, Şiir

Yine ikimiz, koyuyoruz ellerimizi ateşe,
sen nice zamandır yıllanmış gecenin şarabı aşkına,
ben ise sabahın hiç sıkılmamış pınarı uğruna.
Körük, güvendiğimiz ustasını beklemekte.

Keder yaydığında sıcaklığını, geliyor cam ustası.
Gidişi ortalık ışımadan, gelişi çağırmadın sen, hem de
yaşlı, aklaşmış kaşlarımızın alacakaranlığı kadar.

Yine kurşun dökmekte göz yaşlarının kazanında,
sana bir kadeh için – kutlamaktır önemli olan yitirilmişi-
bana da isli cam kırıklarım için – ateşe saçılmakta.
Ve sana kadeh kaldırıyorum, gölgeleri çınlatarak.

Anlaşılır şimdi kimin çekindiği,
ve kimin sözünü unuttuğu. Sense
ne bilirsin, ne de istersin tanımayı,
kenardan içersin, serindir diye
ve ayık kalırsın, tıpkı eskisi gibi,
üstelik belli ki, kaşların hala çıkmakta!

Bana gelince, bilincindeyim yaşadığım
aşk ânının, cam kırıklarım saçılıp ateşe,
yine o eski kurşuna dönüşürken. Duran
benim merminin ardında, hayal gibi,
yalnızca tek gözü açık, hedefinden emin,
ve sıkıyorum onu, sabahın ortasına.

Ingeborg Bachmanngunes_siirleri

Çeviri Şiirler, İngeborg Bachmann, Şiir

Dar Zaman

Daha katı günler yolda, yakın.
Dönekliğe ayarlanmış zamanlar
görünür gitgide çevren çizgisinde,
çekip bağlarsın yakında ayakkabılarını,
köpekleri avlulara geri kovalarsın.
Balıkların içi
çoktan buza kesmiştir çünkü yelde.
Yoksulca yanar ışığı kandillerin.
Sisi tarar bakışların:
Dönekliğe ayarlanmış zamanlar
görünür gitgide çevren çizgisinde.

Ötede sevdiğin kuma batıyor,
çıkıyor kum dalgalanan saçlarına,
doluyor sesine, düşüyor ortasına dediğinin,
sevdiğine susmasını buyuruyor;
öylesine ölümlüyken yakalamış da kızı,
öyle bir istekliyken bastırmış ki, ayrılığa,
kum, işte her kucaklaşmanın ertesinden.

Bakınma hiç çevrene.
Çek ayakkabılarını, bağla haydi.
Köpekleri geri kovala.
Balıkları denize at.
Söndür kandilleri!

Daha katı günler yolda, yakın.

İngeborg Bachmann
Çev:Ahmet Cemal

Çeviri Şiirler, İngeborg Bachmann, Şiir

Yabancılaşma

Ağaçlar yitirmişler artık ağaçlıklarını gözümde.
Dallara rüzgarda yelken açtıran yapraklar da tükenmekte.
Yemişler tatlı, ama sevgi yoksulu.
Bir susuzluğu bile gideremiyorlar.
Ne olacak şimdi?
Gözlerimin önünde kaçmakta orman,
kulaklarımdaki kuşlar sessizliğe gömülmüş,
kalmamış bana döşeklik edebilecek bir çayır.
Bıkmışım artık zamandan,
ve zamanın açlığı içimde.
Ne olacak şimdi?

Ateşler yanacak gece bastırdığında dağlarda.
Yoksa davranıp yine koşmalı mı oralara?

Yollar yitirmişler artık yolluklarını gözümde.

İngeborg Bachmann

Çeviri Şiirler, İngeborg Bachmann, Şiir

Dökül Yürek

Dökül ey yürek, zaman ağacından,
dökülün yapraklar, kim bilir ne zaman
güneşin kucakladığı, soğumuş dallardan,
dökülün, büyüyen gözlerden dökülen yaşlar gibi!

Uçuşmakta daha saçlar günboyu rüzgarda
güneş yanığı alnında toprak tanrısının,
gömleğin altında bir yumruk bastırılmıştır
daha şimdiden açılmış yaraya.

Onun için yumuşamamalısın, önünde bir kez daha
eğildiklerinde bulutlar incecik boyunlarıyla,
ve önemsememelisin Hymettos’u, senin için
petekleri kalkıp yeniden doldurduğunda.

Çünkü az gelir toprağın adamına
kuraklıkta tek bir buğday sapı,
az gelir tek bir yaz, yüce soyumuza.

Ve neyi kanıtlar ki yüreğin?
Bir rakkastır dünle yarın arasında,
sessiz ve yabancı,
ve ilan ettiği artık
kendi dökülüp gidişidir zamandan.

İngeborg Bachmann
Çev: Ahmet Cemal
Çeviri Şiirler, İngeborg Bachmann, Şiir

Sürgün

Bir ölüyüm ben, dolaşıp duran 

artık hiçbir yerde kaydım yok 
bilinmiyorum mülki amirin görev yerinde
sayı fazlasıyım altın kentlerde
ve yeşeren taşra yörelerinde.

Vazgeçilmişim çoktan
ve hiçbir şeyle anımsanmamışım.

Yalnızca rüzgârla ve zamanla ve sesle

ben insanlar arasında yaşayamayan

Ben Almanca diliyle
çevremde kendime mesken
edindiğim bu bulutla
bütün dillerde sürüklenmekteyim.

Nasıl da kararıyor bulut
yağmurun tonları da koyulaşmakta
çok azı yağıyor

O zaman bulut ölüyü daha aydınlık bölgelere taşıyor.

Ingeborg Bachmann




Çeviri Şiirler, İngeborg Bachmann, Şiir

Bilmece

               Hans Werner Henze için

Gelecek bir şey yok artık.

Bir daha ilkbahar olmayacak.
Herkese kehanetidir bin yıllık takvimlerin.

Ama yaz ve hani derler ya,
“yazdan kalma” diye, onlar da olmayacak-
artık hiçbir şey gelmeyecek.

Asla ağlamamalısın,
der bir şarkı.

Onun dışında
bir şey
diyen
kimse yok.

İngeborg Bachmann
Çeviri Şiirler, İngeborg Bachmann, Şiir

Daha İyi Bir Dünya Bilmiyorum

Kim daha iyi bir dünya biliyorsa, bir adım öndedir.
Yalnızdır,
bu salyayı kurutmadan
onu çehresinde taşıyarak
cesaretten uzak
ecrini almış
ve taç giymeye gider gibi
şaraba, ekmeğe
ve de yoldaşlarına sığınır.
Mecalsiz bir adatavşanı
Ya da bir sıçan
hâsılı buraya düşen herkes,
bir korkuyla,
yuvaya dönüşü düşler!
Rüyada silahlanmayı
rüyada ocağa dönüşü düşler!
Yıl dönünceye kadar,
ona artık gelmiyorsun der insan.
Oysa o sadece
başka bir gecede gelir.

Kafamdaki,
sahici ve vahşi suçlanmalarla
daha da uzaklaşıp,
başkalarının kuklası alçak adamın
saygısını kazanmak zorunda olmakla
daha fazla meşgul olmadan,
savaşı reddedene karşı ne savaşıyorsa,
artık görmezden geleceğim!
Sahip olmadığında
benden sana dikilen yüreğinle
artık meşgul olmayacağım!

Ben sana bir yürek diktim,
bazen coşkulu bir ibadeti
nazik yumruklarına sürükledim.

Ben sana dostluğumu,
gülümseyişimi,
ve de ham hayâlimi ekledim.
Çoraklıkta hasat edilmiş bir sîne gibi,
vahşiler gibi sevdim,
her günümden ve de aşktan coştum.
Taptım,
kökleri yakılmış her şarlatanlığı,
bir şenliğe sundum,
her söylenen kelimeyi tekrar ettim
ve benliğimi unuttum.
Çoktandır ben bende değilim.

Ve şimdi
ateş yiyen bir hokkabazla olan,
artık güvenmeyen,
kalbi artık çarpmayan
ben, kimim !
Ne olacak sonunda?
Acılarımla sızılarımla
daha fazla kalamasaydım yaşamda
sıkıcı ve ağır,
ve de ruhsuz olurdum.

Sonunda,
her gürûhta
bitkin ve işe yaramaz,
Sonunda,
uyanıkken görülen düşten
ve hâtıradan
bir baslangıç,
ve böylece
olmaması gereken olurdum sonunda,
bu olurdu sonunda.

Ingeborg Bachmann 

 Türkçesi: Mehmet Sabri Genç
Çeviri Şiirler, İngeborg Bachmann, Şiir

Ders alınmıştı aşk konusunda

Ders alınmıştı aşk konusunda,
On bin kitabın yardımıyla,
Çok az değişebilen jestlerin
Deneyimiyle öğrenilmişti.

Açılmıştı aşkın sırları
Ama ilk kez burada
Lavlar aktığında aşağı
Ve soluğu yaladığında bizi
Dağın eteklerinde,
Sonunda tükenen krater
Bu kapalı bedenlerin
Anahtarını verdiğinde.

Girdik ilence uğramış odalara
Ve karanlığı
Parmak uçlarımızla aydınlattık.

Ingeborg Bachmann