İlhan Berk, Şiir, Türk Şiiri

I

Benim yüzüm bir bayram telâşıdır
Küller ve biraz da deniz artıklarıyla

Ben ki çocuklarla büyüdüm ve
(Bu yüzden uzundur ya biraz kollarım)

Bir denizde bir akşam gittim ölümü
Yosunlar rüzgârlar gözleriyle balıkların

Hâlâ saçlarıma takılmış bulurum
Bir balığın pullarını ve tuzu

Şimdi bir yolu yürüyoruz ya seninle
Birden üçüncü sınıf bir lokantadayız işte

Bir kadın senin ağzınla gülüyor ve
Ne mutlu ne mutsuz.

…………………… Nedir mi mutluluk diyorsun
Bir eylülü gitmek belki de böyle
(Eylül ki en kanayan aydır tarihte)

Ve birden o adam gösterisine başlıyor
Yırtılan sesiyle.
…………………… Sanki sarı beyaz kara
Sanki bütün ırklar birlikte bağırıyorlar
Ve sanki insanlığın hali.

…………………… Ve soruyorum kendi kendime
Lokantalar neden insanlığın haline benzer

Böyle bir dünyadayız işte yürüyoruz yürüyoruz

Ağzımdan diyordum daha çok ağzımdan öp beni
İnsan yaşarken bilmez yaşadığını.

II

Böyle çıktık sonra akşama akşam dediğimize
Bir denize bir denizin birdenbireliğine

Ben aklımdan ağaçlıklı ağaçlıksız yolları geçiyorum
Bir çocuğun yüzünde sanki bir öğle sonuyum

Tam neredeydi şimdi bir türlü çıkaramıyorum
Bir sokak unutmuş sokaklığını gidiyordu

Belki bir resimde yaşamaktan sıkılıp çıkmış geliyordu
Belki de Dul Bayan Suzan Adoni’nin ayininden dönüyordu

Diyordum herhalde bu ikisinden biri olmalı
Bir sokak da çünkü her zaman kendinde değildir

Susuyoruz ve
Sanki dergilerde kalmayı seçmiş şiirler gibiyiz

Hem gün gelir şiirler de eskir biliyorsun
Kalır ama bir yerlerde bir eylülün eylül olduğu

Ben ki dikkatli bir su gibi yaşadım
Seninle ve küllerle.

III

İlk kar Toroslar’a yağdı diyor bir ses
Yağmış gibi anafor gözlerine

Oturdum sonra gözlerini düşündüm gözlerini buldum orda
Bir deniz gibi uzandım içlerine

Çakıllardan en harlı ateşler yaktım bıraktım
Kaldım öylece uzun çayırında saçlarının

Dedim ki hatırla hatırlamaktır zaman
Bütün dillerde.
………………………… Yüzün de odur
Yüzün ki bir ormanın sayısız en sık yerinde
Bir akşamın akşam olduğudur bende

Hem bak tarih de kabarmış bir anıdır
Zaman da. Çarşı gül ağzında

Geçtik denizi öylece indik sonra geceye
Geçmiş gibi bir göğü bir baştan bir başa

IV

Senin bütün bir gün sokağı seyrettiğin olmuş mudur
Bir kentin herhangi bir kentin

Şimdi bu kenti tepiyoruz ya
Her kent bir yaradır bende.

Bir elmayı ısırıp bırakmak gibi çürümeye
(Belki sadece bende benim uzun yüzümde)

Bak işte bu sokaktır senin ruhun diyorum
Sokakların da ruhu vardır çünkü (varsa ruh)

Bir kez göçüp gitmiştim de o zaman anladım
Ben bunu. o zaman buldum kendimi

O zamandan beridir her yerdeyim
Bir deniz kabuğunda örneğin parçalanışında bir taşın

Böyle oldu işte su yüzüne vurması gibi bir batığın
Benim aşkta aldığım bu upuzun yol

Ağzımdan diyordum daha çok ağzımdan öp beni
İnsan yaşarken bilmez yaşadığını

İlhan Berksiir-antolojisi

İlhan Berk, Şiir, Türk Şiiri

(yüzündengölgesigeçiyorbüyükbirkuşun)

i.

ırmak

1. sen bir sorusun bir yaprağın sorduğu.
(biri bu , ötekisi yüzün)

2. bir ırmağa bakıyoruz bir ırmaklara çıkıyoruz.
(yüzün, kalan bir yaz gibi anlatıyor kendini)

3. dün bazı sulara eğildim, bazı aşklara
(fırtınanın içinden gelen bir ses midir şiir)

4. ben ki kapanık, solgun bir kış günüyüm.
(düşünde denizler, çan sesleri)

ii.

yaprak

1. nesneleri mi düşünür bilge epikuros
(pusatsız, yalın, som aşkı)

2. hem yaprak da yaşar yalnızlığı
(harlı bir aşk da)

3. de ki; böyle böyle öğrendik ama
(damımıza vuran bir akşamüstü güzelliği)

4. hem aşk da gölge ister.
(sık sık sorgulamak için -o da- kendini)

iii.

yüz

1. sabahları gri şiirler mi yazılır
(dedim ya, bende bir ırmağın yüzüdür yüzün)

2. böyle hep yüzüne getirip bırakıyorum işte
(olur olmaz bütün sözcükleri)

3. bu ben zayıfın sen tut elinden, sen katlan ona
(onu sen götür)

4. sen ki bir çiçeğin sesisin şimdi
(ben aşkla çılgına dönmüş bir kumaşçıyım)

iv.

(gelecek’tiraşkondanötetarihyoktur)

aşkta ve acıda

1. bu senin vaktin onu uzatıyorsun bana
(aşkta ve acıda)

2. ben ki savrula savrula yaşadım
(anka ki, bütün yaşları yaşadım)

3. şimdi sen galata’da bir sinagogdasın işte
(ve tüylü bir şeftali gibi ağzın)

4. aşklar ki deniz resimleri gibidir.
(yaşarken bilinmek ister)

v.

akşamım ben

1. akşamım ben
(kirpiğinden tam öperken)

2. senin gövden yeni süren çayırlar mıdır
(eğildim öyle buldum)

3. bakardım su altındaki ovalardır göğsün
(bakardım suyun sağ eli)

4. akşamım ben.
(ağzının ipek terkisinde)

vi.

sürgün

1. benim zamanım bir ikindi zamanıdır
(kitaplarda, akşamlarda)

2. pis bir kış geçirdim ağzından uzak
(ağzının gönderine çek beni)

3. aşklar da sürülmüş müdür
(sordumdu bir zaman)

4. bunlar senin uyandığın saatler içindir
(de ki; gelecek’tir aşk.)

vii.

(karanlığımdabiralatgibiboynun)

sesler

1. günün eli elimizde yürüyoruz.
(saatleri, atları, kırlangıçları geöiyoruz)

2. mutsuz zamanlarda buluştuk.
(zaman, onu unutma)

3. sesler de yaşamış mıdır?
(sözlüklere baktım geçmiyor)

4. anımsa, anımsamamak için vardır bu dünya.
(zamana bizden bir ses gelir düşer)

viii.

ben gelirdim

1. biliyor musun sen bir şiire girmek gibisin.
(eflatun bir şiire)

2. ben gelirdim.
(bir yağmur sesinin yanı sıra yağardı)

3. sanki çin’li bilge fuke’ydim
(gecede çan çala çala giden)

4. gelirdim senin kara saçların, kırmızı yüzünde
(isli çıplaklığının düğümünde dönerdim)

ix.

ölümlerde aşklarda

1. sevgilim çekilen bir deniz hüznüyüz biz
(ilk batıklarla geçmiş yaşamı)

2. bizim değil, homeros’undur bu dünya
(mı diyordu ölü yorgo seferis)

3. sanki bu dünyada yaşamamışız gibi biz bu aşkı
(sanki bir anıdır o artık)

4. bunlar bir hüzne götürmek için değildir seni
(ölümlerde, aşklarda)

x.

(biz ki yaşadık, aşklardı kargışlardı)

ben ki

1. bir sürgünlüktür aşk
(sevgilim, birden böyle dedim)

2. buğulu sesin, kirpiklerin
geceme düştü durdu

3. ben ki hala eskisi kadar yaralıyım
ben ki günlerimde aşklarla büyüdüm

4. bir sürgünlüktür aşk
(bütün kitaplarda)

xi.

iyi gül

1. gözlerini düşündüm
gözlerini, gözlerini, gözlerini

2. gördüm oradaydı hep o iyi gül
(aşkın eğdiği)

3. oradaydı sonra orada
gördüm gök bahtiyar

4. böyle gittim geldim gözlerinin gel-gitinde
kuruttum böyle bir uzak rüzgarda kendimi

xii.

yaşamış olan

1. burda kapanıyor işte
yüzünle başlayan bir med zamanı

2. taşlar demirler yosunlarız şimdi
rüzgarın denizin getirip yıktıkları

3. ey sası çağ!
“yaşamış olan ölüdür şimdi”

4. biz ki yaşadık, aşklardı kargışlardı
(gelecek’iz şimdi)

İlhan Berkask-siiri

Çeviri Şiirler, Guillaume Apollinaire, İlhan Berk, Şiir

Bacharach’da bir sarışın kadın vardı
Sevdadan kırar geçirirdi sıradan adamları

Kargısına çağırdı da Piskopos Loreley’i
Güzelliği önünde suçıuıu bağışlayıverdi

Oy güzel Loreley silme mücevher gözlerin
Kimden bu büyüyü hangi sihirbazdan öğrendin

Gözlerim lânetlendi bu yaşamak taketti
Şöyle bir bakanlar bana kül olup gitti

Alevden benim gözlerim mücevherden değil
Yakın ateşe atın bu büyüyü başka değil

Ey canım Loreley bu ateşlerde yanıyorum ben
Başkası versin cezanı beni büyüledin sen

Piskopos gülecene dua et benim için Meryem’e
Tanrı yardımcın olsun koyver beni ölüme

Uzaklarda bir başka ülkede şimdi sevdalım
Madem hiçbir şeyde gözüm yok ko öleyim

Öyle bitkinim ki beni ölüm paklar ancak
Anladım boşuna iflâh olmam ne yapsam artık

Hep kan ağlıyor yüreğim ah o gideli beri
Hiç sormayın o gün içim nasıl burkuluverdi

Üç atlı getirtti Piskopos üç mızraklı atlı
Manastıra götürün manastıra bu çılgın kadını

Haydi çılgın Loreley yürü bakalım şimdik
Aklar karalar giyeceksin rahibe olacaksın artık

Dördü birden yola düzüldüler dördü sonra da
Nasıl yalvarıyordu yanıyordu gözleri nasıl da

Bırakın beni şövalyeler çıkayım şu dik kayaya
Oradan güzelim şatoma bakajam son bir defa

Şöyle kendimi bir daha görmek için suda
Çeker giderim sonra kızlar dullar manastırına

Dağınık saçlarını yukarılarda uçuruyordu rüzgâr
Loreley Loreley diye bağırıyordu boyuna atlılar

Bir tekne göründü uzakta Rhin üstünde geliyor
îçinde belâlım bir tanem beni gördü çağırıyor

Nedir bu içimdeki sevinç belli o geliyor işte
Şöyle eğileyim derken yuvarlanıverdi nehire

Göreyim derken suda o canım güzelim Loreley’i
Güneşler rengi saçlarını Rhin rengi gözlerini

Guillaume Apollinaire
Çeviri: İlhan Berkapollinaire_siiri

Çeviri Şiirler, İlhan Berk, Jose Maria de Heredia, Şiir

Eskiden niceleri Bourgueil bahçelerinde,
Adlarım kazdılar ağaglara sevdiklerinin
Niceleri, yaldızında, yüce tavanlı Louvre’un,
Burunları havada gülüp eğlendiler delice.

N’oldu peki? Şimdi kim biliyor onları, kimss;
Hepsi göçüp gittiler ardısıra birbirinin.
Adlarını bilen yok bakın bugün hiç birinin
Bunlar da yagadı bir zaman demiyor hiç kimse.

Her şey bu hesap. Marie, Cassandre, siz Helena
Eriyip giderdi o canım tenleriniz toprakta,
— Bir günlüktür saltanatı zambakların, güllerin

Gelip Ronsard, Seine’de ya da sarı Loire’da,
Ölümsüz etmeseydi sizi bu dünyada, acaba
Kim ederdi lâfını sizin de yaşadığınızın.

Jose Maria de Heredia
Çeviri: İlhan Berksiir

Çeviri Şiirler, İlhan Berk, Pierre Corneille, Şiir

Büyü hakkınızı bana daha az kullanınız:
Bunu yapmazsanız kaybedersiniz beni.
Bilirim tehlikeyi görmek isterim sizi;
Sevmeye zorlanmaktan da hoşlanmam yalnız.

Ama kuşkumu yersiz, nedensiz sanmayınız;
Bir şeyler oluyor içim görür görmez sizi;
Güç katlanmak tutan nice şeye esenliğimi;
Hem sevgiden de fazla bir §ey bu şüphesiz.

Yanlış anlamayın: bozgunluğumun şânı.
Salt ele vermemektir bunu bilmelisiniz:
Bilirim büyülerden sıjn:ılmak sanatını.

Ama ondan kendimi savunamaz olursam
Ne yaparım ah, güzel îris, bilir misiniz?
Teslim olmaktansa kaçıp kurtulurum.

Pierre Corneille
Dünya Edebiyatından Aşk Şiirleri
Varlık Yayınları / 1968
Çeviren: İlhan Berksonnet

İlhan Berk, Şiir, Türk Şiiri

Yavaş Yavaş Geçtim Kalabalıkların Arasından

Yavaş yavaş geçtim kalabalıkların arasından
bir deniz çarpması gibi çoğalta çoğalta geçen
geçtiği yeri
yavaş yavaş çıktım içimden.Dokundum
yavaş yavaş acıya, kuvarsa, şiire
yavaş yavaş tarttım suyu,anladım nedir ağırlık
kokular
coğrafya.
Eğildim sonra gövdeyi tanıdım ve düzenini
gördüm sessizliğin dümdüzlüğünü
gördüm yinelemedi gördüğüm hiçbir şey
böyle yavaş yavaş geçtim insandan insana
insanlaştırdım yavaş yavaş dışımı
böyle karıştım kalabalıklara
kalabalıklaştım böylece..

İlhan Berk

İlhan Berk, Şiir, Türk Şiiri

Bir Kıyı Kahvesinde

Gün ağmıştı. Adaçaylarımızı söylemiş miydik?
Üç kişi bir köşede oturmuş ağ yamıyordu.
Kimimiz aznif oynuyor, cıgara üstüne cıgara
yakıyordu kimimiz. Sanki dünya durmuştu
öyle dalmış gitmiştik. Kendi kendimizdik.
Bir sürü kırlangıç dışarda camlara vuruyordu.
Birden bir ses, yüzüne karışmış bıyıkları,
-Deniz çekildi, dedi. Hepimize tutup
denizde gezdirdiği gözlerini. Büyük
bir boşluk bırakıp sonra da arkasında
Kalktı.
Biz işte o zaman gördük onu
ve çekilen denizi.
O zaman çıktık kendimizden.
Dışarda bir dilim ekmek gibiydi gök.

İlhan Berk

İlhan Berk, Şiir, Türk Şiiri

Bir Yabanînane

Iğdır’da büyümeyi bırakmış
Kardeş bir yabanînane düşünüyordu.
Aynı arz dairesinde New-York, San Fransisco, Çin ve Japonya vardı.
Hepsi de gayet yakınlarındaymış gibi Iğdır’dakini görüyorlardı.
Çin’de birtakım yabanînaneler vardı ki
Iğdır’dakini düşünerek büyüyorlardı.
Sonra nehirler vardı dünyada steplere doğru akmak isterlerdi
Dünya son derece büyüktü, nerde başlar, nerde biter, bilinmezdi
Ama bu mühim değildi,
Öyle topraklar vardı mesela pırıl pırıldı
Öyleleri de vardı ki karanlık mı karanlık.

Topraklar ki bir gökyüzü altında kayar dururdu
Ağaçlar, nehirler kayar dururdu.
Ama öyle insanlar vardı ki dünyada,
Yeryüzünün bir köşesinde büyüyen buğdaylarla yürekleri,
Beraber durur
Beraber atardı.
Yine öyle nehirler, öyle ağaçlar, öyle insanlar vardı ki dünyada
Dünyasız olamazlardı.
Bir karınca doğsa cihanda
Bilmelilerdi.
Ölse,
Bilmelilerdi.
Öyleleri de vardı ki
Paris’te işçilere haksızlık ediyorlar diye yas tutarlardı
Her şeyin bir hayatı vardı onlarca
Her şeyin dünya yüzünde.
Iğdır’daki yabanînane
Dünyada yalnız olmadığını bilse
Düşünmeyi bırakıp büyüyecekti.

İlhan Berk