Hilmi Yavuz, Şiir, Türk Şiiri

sana da yas yaraştığı söylenir, öyle değil!…
birden bir dal kırılır, hani düşer ya suya,
sen o akarsusun…akma!…kendine eğil,
orda gördüğün dalı, ey solgun lavinia,
sanki tanır gibisin…belki eski yerinden
göçmüş bir yaz sözünde unutulan zakkumu
usulca büyüttündü, akarak ta derinden;

anımsa, öpüşlerdeki taşı, çakılı, kumu…

nerde bir yaz olduysa o dalı taşır şimdi;
ah! al götür, al götür…bırakma bir kuytuda;
sen onu bıraktıkça ona yaraşırım şimdi
yas…ansızın köpüklerle sevişen bir duyguda…

kırık…o yaz aynalarda durulsun diye güyâ
sana yas değil elbet, yaz yaraşır lavinia…

Hilmi Yavuzlavinia
Anna Ahmatova, Çeviri Şiirler, Hilmi Yavuz, Şiir

En çok üç şeyi severdi dünyada
Akşamüstleri söylenen şarkıları
Ak tavus kuşlarını
Eski püskü Amerika haritalarını bir de
Çocukların ağlamasından nefret ederdi
Çilek reçeli sevmezdi çayla birlikte
Kadın dırdırından yaka silkerdi
Ve ben karısıydım onun

Anna Ahmatova

Bu Gece En Hüzünlü Şiirleri Yazabilirim
Meserret Yayınları / Çeviren: Hilmi Yavuzanna-ahmatova-siiri

Anna Ahmatova, Çeviri Şiirler, Hilmi Yavuz, Şiir

Olur ilkyazdan önce böyle günler bilirsin
Çayırlar örtülmüştür kalın bir yığın karla
Rüzgârlar ılık eser yumuşacık ve hafif
Geldiğini duyarsın diri kuru dallarla

Tenin kamaşır birden, öyle aydınlanır da
Yabancı gelir artık oturduğun ev bir bak!
Bir şarkı vardı eski ve cansıkıcı bulurdun
Söylersin onu şimdi yeni ve anlamlı bularak

Anna Ahmatova
Türkçesi: Hilmi Yavuzsair-kadinlar

Çeviri Şiirler, Hilmi Yavuz, Şiir, W. H. Auden

Görünürde kusuru olmayanlardan korkun
Hele hele erdemli görünenlerden
Cigara içmeyenlerden çekinin
Ağzına şarap komayanlardan sakının asıl
Et yemezlere karşı uyanık olun
Hani hiç para kazanmak istemiyormuş gibi
Görünmek isteyenler yok mu
Aman dikkatli olun, aman dikkatli olun
En zararsız biçimleri bunlar iktidarın

Wystan Hugh Auden
Çeviren: Hilmi Yavuzaman-uyanik-olun

Hilmi Yavuz, Şiir, Türk Şiiri

verâ, verâ, verâ!..

her şey kımıltı ve böcektir;
ve Dünya yara içinde yara…
kendini bitmeyen bir yağma
gibi yaşadın:
benim dışımdaki sır,
senin içindeki aynadır;
bilir misin, yağmurlar da darılır,
seni yazmadığım için;
yüzündür, çisil çisil iner camlara…

Dünya elbet yara içinde yara…
her aktığın yerde kalbim olursun;
bir aşkı geçer geçmez mâverâ,
sana bir nehir gibi deyecek;
bir cam gelip yüzünü de silecek;
görünür olmaya verdiğin ara…
ordadır, akrebi kısalmış günler;
orda, öte yazlar uzar yelkovanlara…

bir musıkî karanlığı var bunda;
sonunda şiirin de kışı gelecek;
biri kalkıp acep şunu der m’ola:
‘bu sözleri nerden buldun, ey şair?
sözler ki binlerce hüznün ağırlığında!…’
belki bir kaybolan gibi yakında:
susmak! akşamın sözüne kadar;
susmak! dile çile olup dört duvar;
her şeyi bırak da, çekil erguvanlara…

verâ, verâ, verâ…

Hilmi Yavuzhilmi-yavuz-siiri

Hilmi Yavuz, Şiir, Türk Şiiri

nerde o sarısabır, safran ve sarı sesi
akşamın? duymak sanki bir gülün
yolculuğu gibidir bahçeden sana doğru;
gelsin, bilsin ve sensin, yağdığın o yağmuru
alıp gidensin işte, daha ergin bir yaza…

bahçemde yer kalmadı, her taraf tıka basa
yaşlı yazlarla dolu… orda elbet o çölün
ortasında yabansı, ürkek ve sanki garip
bir şeyler duyuyorum… sesler, şeyler? ölünün
son gördüğü o gülü çağrıştıran, -nedense…

ben yine bahçemleyim, bu belki kendimleyim-
mi demek? Zaman ten’dir, eğer yazlar bedense…

Hilmi Yavuzhilmi-yavuz-zaman-ve-ten

Hilmi Yavuz, Şiir, Türk Şiiri

Ürkek ayak sesiyle kış
Geyikler çizen sesimdir
Her kelime bir resimdir
Sanki bakmaya asılmış

Beyaz deriz ama neden
Duyduğumuz karlı tarla
Görüntü çeken atlarla
Aşılmaz yollar kapanmış

Kuşlarımı koymak için
Bir gök resmi bulamadım
İlkel bir dil benim adım
Onunla gül çizmek varmış

Hilmi Yavuzkuslarimi-koymak-icin-bir-gok-resmi-bulamadim

Hilmi Yavuz, Şiir, Türk Şiiri

yolculuk ve hüzün

ne kadar gitsem o kadar uzak;
yaşlanınca inceliyor yalnızlık;
kurur insan hüznü akşama doğru;
kendim için edinilmiş yolculuk…

dağ yitiyor, ay seçilmez oldu, su battı;
şimdi sahiden her şey bir yorum;
o kadar hüzündüm ki, büzüldüm
ve artık kendimle örtüşmüyorum…

çok yokuşlar tırmandım, iniş olmadı;
kim örüyor, görünmüyor, duvarlar…
ey mevsim! vur hançeri de kopsun,
beni yazlara bağlayan bağlar…

Hilmi Yavuz

Hilmi Yavuz, Şiir, Türk Şiiri

Nâzım Hikmet

hüzün ki en çok yakışandır bize
belki de en çok anladığımız

biz ki sessiz ve yağız
bir yazın yumağını çözerek
ve ölümü bir kepenek gibi örtüp üstümüze
ovayı köpürte köpürte akan küheylan
ve günleri hoyrat bir mahmuz
ya da atlastan bir çarkıfelek
gibi döndüre döndüre
bir mapustan bir mapusa yollandığımız

biz, ey sürgünlerin nâzım’ı derken
tutkulu, sevecen ve yalnız
gerek acının teleğinden ve gerek
lâcivert gergefinde gecelerin
şiiri bir kuş gibi örerek
halkımız, gülün sesini savurup
bir türkünün kekiğinden tüterken
der ki, böyle yazılır sevdamız

hüzün ki en çok yakışandır bize
belki de en çok anladığımız

Hilmi Yavuz