Çeviri Şiirler, Şiir

Bir redd-i aşk destanı: Zembilfroş

Zembilfroş destanı kişiliğin nefsine karşı kazandığı büyük bir kahramanlık örnegi… İnancı ve idealleri uğruna ölmeyi göze alan bu büyük destanın öyküsü her yerde aynı aslında. Bazı teknik, tarihi ve coğrafi farklılıklar görülse de özünde aynı hikayedir anlatılan.

Bilinen sevda destanlarından çok farklıdır Zembilfroş. Çünkü bu karşılıksız bir aşkın, karşılık veremeyenin trajik destanıdır.

Hayatın bilgeliği

Anlatılanlara göre, çok zengin bir beyin oğluymuş Zembilfroş. Yakışıklıymış. Doğal olarak avlanmayı ve eğlenmeyi severmiş her bey çocuğu gibi. Ta ki günün birinde bir mezarlıktan geçerken, ruh dünyasında yaşadığı olağanüstü değişime kadar…

İşte o mezarlıktan geçerken, yaşamı ve ölümü düşünür, kıyaslar… Sadece soyut bir kıyaslama değildir fakat bu: Mala, mülke, zevke, sefaya sahip olmakla, bunlardan yoksun olmanın getirdiği iki farklı yaşam, bu iki farklı yaşamın sonucunda ortak tek bir kader: Yani ölüm!..

Varlığa sahiptir Zembilfroş. Peki nasıl biri olarak ölecektir? Varlıklı, boş biri olarak mı, yoksa belli ideallerin peşinden koşan, onurlu, halkının içinde, halkın gerçekliğini kavramış biri olarak mı? O, ikinciyi tercih eder, yani ideallerinin peşinden gitmeyi…

İşte o andan itibaren artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Eşi ve çocuklarını alarak uzaklaşır saltanatın nimetlerinden. Köy-köy, şehir-şehir dolaşarak zembil (sepet) satmaya, böylece hayatını kazanmaya başlar. Zembil sattığı için de ismi ‘Zembilfroş’ olarak kalacaktır.

Derken günün birinde, şehirde zembil satarken sultanın karısı görür Zembilfroş’u ve ona aşık olur. Zembil alma bahanesiyle saraya davet eder ve dizelere dökerek ona aşkını açıklar.

Zembilfroş söz vermiştir fakat kendine… Tövbe etmiştir. Artık hiçbir şey onu inançlarından ve ideallerinden yıldırmayacaktır. Zevk ve sefaya yenilmeyecektir; sebebi aşk da olsa…

Onu inançlarından ve ideallerinden uzaklaştırabilecek her türlü anlayışa güçlü bir kişilikle karşı koyacak, dik duruşuyla reddedecektir. Çünkü o, dünya nimetlerinden vazgeçmiş bir derviştir artık. Halkın arasına girmiş bir militandır. Evlidir ayrıca, eşi ve çocukları vardır.

Bu yüzden Xatun’a orada ret cevabı verir.

Zembilfroş, Xatun’un ilanı aşkını reddeder böylece. Xatun kabul etmez elbette. Xatun Zembilfroş’u orada tutuklatır ve zindana hapsettirirve zincire vurdurur. Buna göre Xatun, Zembilfroş’a olan aşkından vazgeçmez. Ona verdiği saltanatı ne zaman kabul ederse, o zaman serbest bırakılacağını ve özgürlüğüne kavuşacağını söyler.

Fakat Zembilfroş, yaşam ilkeleri doğrultusunda direnecektir. Derken günün birinde, ibadet etme bahanesiyle zincirlerini söktürür ve ibadet sırasında saraydan kaçmayı dener. Ancak kaçacak yer bulamaz ve teslim olması istenir.

Buna karşı çıkan Zembilfıroş, sarayın burçlarından aşağıya atar kendini ve inançları, idealleri ölmeyi seçer…

Xatun’un Zembilfroş’a seslenişi:

‘Zembilfroş zembila tine / Zembilfroş zembil getirir
Dikan bi dikan digerine / Dükkanları dolaştırır
Hiş le xatz(nê namine / Hatun’un aklı başından gider
Serî le zeman digerine / Başında zamanı dolaştırır…
Gazi dike ku bibine / Çağırır onu, der: Beni gör ve gel
Were ser doşeka mire / Gel Mir’in döşeğine otur
Le te helal, herama mire / Mir’e haram olan sana helaldir
Bidime te zulfi herire / Zulfi heriri vereyim sana
Çavê min e xezalan e / Gözlerim ceylanların gözündendir
Singamin wek zozana ne / Göğsüm yaylaya benzer
Bejna min wek rihan e / Reyhan gibi uzundur boyum
Ciqa beji hejane…’ / Ne dersen kabulümdür

Zembilfroş’un Xatun’a verdiği cevap:

‘Xatûnê ez tobedarim / Hatun ben tövbekar biriyim
Delalê ez tobedarim / Güzel ben tövbekar biriyim
Zarok birçîne li malin / çocuklarım evde ve açtır
Ji rebbe jorî nikarim / Yukarıdaki Tanrının hatırına, yapamam

Leave a Comment