Şiir, Tarkan Ragıpoğlu, Türk Şiiri

Bedelli İyilik

İki iyi , bir ilişki etmez…
İki iyi; bir iyi, bir kötüden kötüdür…
İki iyi birbirini terk etmeyecek kadar iyidir…
İki iyi yufka yüreklidir ; hor görmek gerektiği yerde bile görmezden
gelir
iki iyi…
Oysa ilişki ;
büyük tartışmak ister , kalp örselemek ister…Kabuller yıkıcı
ustalarıdır
ilişkinin… Nerede damarı bilir, basmazlar üzerine…Büyük
işkenceciler
gibi tıpkı ,
sonuna kadar yaşatırlar kurbanlarını…İki iyiden iyidir , az daha
gaddar
olanı… Sorunsuzluğun sorumsuzluğunu görür O…
Uyumsuzluk ;
dışarıdan bakıldığında sakil duran bu dik yanı insanın ,
üç maymunu oynamayı bilmez…
İyileri sevmemek elde değil ama ;
bir ilişkide sevmek , asla yetmez…
‘bırak dostuna merhametin sert bir kabuk altında saklansın ; üzerinde
sen bu
kabuğun bir diş kırmalısın.Böylece lezzetlenir ve tatlılaşır o’*
Görmemek mümkün değilse de emeğin ilişkilerde ne denli olmazsa olmaz
olduğunu, üşenir insanlar , ağızlarının tadı kaçar diye ödleri
patlar…
Çünkü itaat ilkeli çocuklarıyız dünyanın…

Aykırılık ya delilik alametidir ya da ‘rahat batıyor’ der
geçiştirilir…
Gül gibi yuvaların insanlarıyız hepimiz…

Dışardan bakıldığında öyle aydınlık ki evimiz , kör ediyor bizi ,
farkında
değiliz… Kuşkuculuk tam da muhafazakar Avrupa’nın kırk don üst üste
giyildiği zamanlarda çıktı uyumsuzların akıl kenarından…Sonra
doğacılık ve
birey hakları…
Kısaca her fırsatta küçümsediğimiz romantizm ; kralları indirdi
tahtından ve
yerine‘doğa’ ve‘ben’ oturdu….Bastırılan her ne varsa , susulan ,
kabul
edilen , varsayılan ne varsa yerin dibine oldu. Ama hızını ne zaman
aldı ki
insan?..
İyilik bile dayanamadı iyiliğine , bokunu çıkarıp daha iyi bir dünya
için,
iki dünya savaşı çıkardı…

Varsayılan iyilik, saatli bomba gibidir insan gönlünde…

Çünkü kavgalar önce kendine,sonra diğerlerine soru sormakla başlar…
İşte tam da burada çok lazımdı ahlakçılar…
Çünkü güç,baki bir suskunluk taşır namlusunda.
İşte iki iyi ve korku… Korku mecbur bırakandır diğerine…İyilik
korkuyla
beslenir…
İyilik korkunun aslında ta kendisidir…İş dünyasında üstüne ,evde
eşine
,annene, babana, kardeşine,dostlarına ve hatta düşmanlarına iyi ol!
Sen değilse de , toplum okşar sırtını iyi bir örnek ol!…
İyilik doğal değildir …Bir dayatmadır o ; ‘ben’ den başka herkesi
memnun
eden…
Ona erdem diyenler var olan; –varsayım değil-derin dünya
düzenleridir…

Oradan, genel merkezinden iyiliğin;
baş koyduğumuz yastığa sızan , mutfağımıza,oturma odalarımıza ,
düşüncelerimize sızan iyilik …
Sorduklarında ;‘iyiyim ,iyiyiz…,’
kendi içinde; ‘değilim ,değiliz…’

– ama siz öyle uygun gördüyseniz eğer ,bunu yaşamaya değer…-

İyilikten başka meziyetleri olmalı ilişkinin…İlişki , iyi bir
ilişkiden
çok ötede olmalı… İstemek sık sorulmalı , özlemek…Kabuller ,ön
koşullaşan dokunmalar hissedilmeli…

Konuşmak için çabalamak değil,konuşmak içsel olmalı.

Sevgi taş kömürü gibidir…Kendi haline bırakırsanız kendini
kilitler….
İç dumanı öyle yoğundur ki sert bir süngü olmalı ocağı harlamak
için…
Sert darbelerle hava delikleri açmak gerek sevgiye…

Cesur olmak iyi olmaktan iyidir…

Kaybetmek hep vardır; bunu görmek kuşkulanmak değildir…
Gerçek varsayılan düzenden daha gerçektir…
Öyle salt dır ki o , hak gibi ,doğru gibi tartışmasızdır…

İki iyi , bir ilişki etmez…
İlişkileri sadece ‘iyi’ olan topluluklar aşkı bilir ama , öğrenemez…

(dip not:*Nıetzsche/Zerdüşt Böyle Diyordu )

Tarkan Ragıpoğlu

Leave a Comment