Yürekte Büyüyen Eylem

şairsem bedelini ödedim
zamana kaybetmenin mantığını öğrettim
yokluğun kandilini yakıp astım
zindandaki mihraba
ah rüzgâr okyanusunda
özlemleri saçlarıma üşüşen bir uçurtma
kalbime denizlerin utancını koydu da
aradığım hiçbir şeyi bulamadım rüyada
elbet günü gelir â gülüm
çeker gider de ruhum
gölgem kalır dünyada
Nazir Akalınsairsem-bedelini-odedim

Güle Serenatlar Yapmak

(ARANAĞME)
Tekmesiyle şişinene iflâh olmaz katır derim
Durmadan yemin edene her sözünüz kıtır derim.
Gönül ehli hâle bakar, dili tek reçete bilmez;
İnsan, gönlüyle insandır, her gönül bir yatır derim.
Güle serenatlar yapmak bülbülün bir ibâdeti,
Ben de olsam dikenini yüreğime batır derim.
Her gün dostun kapısında gören benden sebep sorar
En öncelikli sebebim evvel – âhir hatır derim.
Bir dost sınamaya kalksa boynumu önünde görür
Amaç et ile kemikse işte sana satır derim.
Ölüm meleği koluma yâr gibi girerse bir gün
Yol azığım hazır durur, al terkine götür derim.
Yaradan bilir özümü, hiç esirgemem sözümü
Bedeli ölüm olsa da sözümü şen-şatır derim…
Bahaettin Karakoç

Dosdoğru Söylemek

Doğru sözler tatlı olmaz,
tatlı sözler doğru değildir.
İyi insan kavgacı olmaz,
kavgacı insan iyi değildir.
Bilen kişi bilgiçlik taslamaz,
bilgiçlik taslayan bilmez.
Bilge ruhlar istifçi değildir;
ne verirlerse başkasına o kadar artar ellerindeki,
ne kadar verirlerse o kadar zengin olurlar.
Göklerin Yolu yıkmadan kazanır.
Abartmadan yapmak
bilgelerin Yolu’dur.
Küçük komşu ülke o kadar yakındır ki
horozların ötüşünü
köpeklerin havlamasını duyar insanlar,
ama yaşlanıp ölürler,
bir kez bile uğramadan oraya.
Lao Tzulao-tzu-siirleri

İçgörü

Zihnimde tevazu varsa
büyük yoldan yürürüm.
Kibirdir
tek korkum.
Büyük yol alçak ve düzdür
ama insanlar dağlardan geçen kestirmeleri sever.
Saray ihtişamla dolu
tarlalar ayrık otlarıyla
ambarlar hiçbir şeyle.
Takıp takıştıran süslü insanlar,
silah taşıyan,
çok içip çok yiyenler,
çok şeyleri, çok paraları olanlar:
Utanmaz hırsızlardır.
Şüphesiz, yol değildir
onların yolu.
Lao Tzu
Ursula K. Le Guin Yorumuyla
Lao Tzu: Tao Te Ching
Yol’a ve Yol’un Gücüne Dair
Metis Kitaplao-tzu

Yaşam Şuncağız Bir Şey İşte

Yaşam şuncağız bir şey işte
bir defter kalır gidenlerden
ayrı düştüklerimizden bir kitap
yıllar sonra aklına gelir de birden
bakarsın/kuytu dalında bir sayfanın
incecik izler vardır
diretmişliğimizden
Yaşam şuncağız bir şey işte
altı çizilmiştir kimi satırların
gelseydiniz, karışsaydı gözleriniz çayın buğusuna
böyle koymazdı tozutarak esmesi karın
okursun/için burkulur da biraz
derin gizler vardır
birikmiş eski mektupların
Yaşam şuncağız bir şey işte
bir dostun ölüm haberi gelir
bir ihzar müzekkeresi bir arama emri
sen bir ilmek daha arasın acının şiirine
duyarsın/biri sevdiğini öper son kez ağzından
sokaklar iz tarlası
adresin belirsizdir
Yaşam şuncağız bir şey işte
güneş fabrika duvarlarına düşünce
sessiz adımlarla yürür sabahı umut
karışsan yankıların bir ışık salkımında yitişinde
dinlersin/yazılmamış bir tarihin
yalın dipnotudur bunlar
yazılır günü gelince
Emirhan Oğuzahmet-koyuturk

Üsküdar

Üsküdar Asya’dır Çin’e kadar
her kış
bırakırsa da köpük saçlı kızlarını
kıyıya
öfkeli bir yağmurla iner rüzgar..
mihrimah güneş saati
yanından ince dar bir merdiven uzar
soğuk
ve dönmez bir kilit çocuk kütüphanesi
önünden insanlar yürür ve susar..
Şemsipaşa
ceviz bir cami, demirinden
yan gözle Cihangir’e bakar
demişti ki Tanpınar
Üsküdar uçarsa gider İstanbul
yürüyemez sokaklarında çocuklar..
Üsküdar Asya’dır, Çin’e kadar..
Ömer Erdemuskudar-asyadir

Kervan

Şimdi kervan yola çıkıyor… Meçhûl bir ülkeye doğru.
Çanları hareket işâretini vermeye başladı bile!
Sevin ruhum! Zavallı kuşum, kurtuldun nihâyet!
Nihâyet kafesin çöküyor… Demirleri dağılacak yakında.
Elvedâ gaileli dünya, günahlarla haşır-neşir olan dünya
Ruhum Allah’ın sâkin yurdunda dinlenecek artık!
James Clarence Mangankervan-siiri

Aşkın Ve Suların Öğleni

öğlen güneşi soyuyor her şeyi…
ışıyarak üşüyor dal
yalnızlık
yol üstü çiçeği
o hep bir şiiri ağırlayan
benim için bir dalgınlık tut
yüzümü eriterek geldiğim günler için
boynundan konuşuruz
ayaklarımızda toplanan güvercin gülüşlerinden
uysal ve aceleci…
varsay ki bir kapı kalmıştır bir kentten
nasılsa bulunur içini kımıldatan bir gülüşün şarkısı
sokakları büyüten omuzlar için…
giderek konuşurum suların inceldiği yerden
alnına bir güneş taşmış ya hani oradan
ve uzak bakmaların eğiyor ya öğlenin açısını
şimdi aşk
sularını saydığım havuz
taşların kırılan yerleri…
dilimde haşhaşa durmuş zaman
Doğan Ergülher-sozun-kalbe-girmesine-izin-vermeyin.jpg

Yarı Aydınlıklar Ki Sahipsiz

Yarı aydınlıklar ki sahipsiz
Ve mavi serçeler sabahtan erken.
Çocuğum şarkı söyle sokaklarda
Sesin güzelliğini kaybetmeden.
Kapılar açılır ardına kadar
Kuşlar uçar hatıralar içinden.
Çocuğum bol bol masal dinle
Henüz inanırken.
En uzak gemileri korsanların
Seyretmek yıldızların silinmesini.
Çocuğum sor neden akşam oluyor
Ayıplamaz kimse seni.
Bazı sahillerin serinliği
Ve unutulmayan ilk demet.
Çocuğum sana yalvarıyorum
Ellerin çirkinleşmeden dua et.
Fazıl Hüsnü Dağlarcadua-vakti

Neyin Var

Kırılan yerlerine dön!
dumanlı şarkıların kapattığı
gölgelen… kirpiksiz kalma
kolların kısalmasın üzütüden
serinlemek için göğe doğru
sen de sarılacak bir ağaç bul
Şehirden dön!
baltayı ayır evinden
kendini bir vakitçiye bırak
zamanı bozulmuşsa gövdenin
arkana bakma!
annenin hırkası siyah
Ömrün kendinden gayri her şeye çadır
zarfların seni çizdiği mevsimler olur
dinlenmek için dağlara doğru
sen de tırmanacak bir şeyler bul
Kimse bir vakti unutmaya yanaşmaz
akşam, bilmez akşam olduğunu
iki dağ baktıkça birbirine
ağır ağır düzleşir hâtıralar…

Şeref Bilsel